Yanlış Sevmişim Özür Dilerim

soney-ve-zekeriya

    Soney ve Zekeriya için… Yanlış sevmişim özür dilerim Ayıp varmış günah varmış Onur yokmuş namus varmış Baban utancından kahveye çıkamazmış Kanımız aynıydı ya, kütüğe başka yazmışlar bilemedim Sevmeden kütüğün ne soramadım, diyemedim Sen sırtında kurşunla doğmuşsun, göremedim Elimi verdim, tuttun ya, ötesini dinlemedim Sonra kurşun, kafandan, Surp Kevork’a Sonra kurşun, kafamdan, Sümbül Efendi’ye, yanına Ben yokmuşum sen yokmuşsun Ayıp varmış günah varmış Baban utancından kahveye çıkamazmış Sırtındaki kurşun senden de benden de ağırmış Sevdim, öldün, özür dilerim. Coya

Hakir

Pelin Topçu Sırtınızda el örgüsü hırkanız Yüzünüzde kırkbeş günlük sakalınız Kaba saba sözleriniz Reddedişiniz Sevilmeye izin vermeyişiniz Bağırarak sevişmeniz Alay edişiniz Doğru sözleri söylemeyişiniz İnsanlığı sevişiniz İnsanları sevmeyişiniz Lütuf saydığınız sözleriniz Hayata ara verişleriniz Gidişleriniz Geri gelişleriniz Puslu gözleriniz Kibar elleriniz İle tezat olan hantal bedeniniz İle tezat olan yürümeniz Bir hayalet gibi Ve siz Bu halinizle Beni nasıl sevdiniz?

Seyrek Kül

Belgin Zorlu Magmayı çözüyorum. Odacığını da işgal ediyor püskürmelerim. Medeniyetimi de sınırsız tatmin ediyorum. Hayal edilenin aksine, duman ya da ateş değil ki. Bu, Sicilya’da kireç taşı katmanlarının arasında sıkışmış olandan. Şöyle bir geriye doğru itele bedenini, kollarını iki tarafa yasla. Tozu göreceksin. Aman kavuşturma ellerini ha. Sen şimdi ateşten de korkarsın. Dur dur! Daha kavuşturma ellerini, kal öyle.

Fevkalade Sağlıksızım; Sen de Ol!

Özgür Erbaş Olduğun gibi değil, olmak istediğin gibi görün. Ne var bunda? Kim bunun bir yalan olduğunu söyleyebilir? Kim senden çıkan bir senin, sen olmadığını iddia edebilir? Kim, senin gibi, öylece durarak ve durduğu için belki de ışıldayabilir? Senin yüzüne her baktığımda, içine bükülmüş bir ip görüyorum. İçine, kendisine… Oysa, o ipin benim boynumda olması lazım. Biliyorum.

Necrophania

Belgin Zorlu … yüzüme dair tek hatırladığım ise… is … tek hatırladığım bu. duyulmasın sesi diye, parmak uçlarımda suya yönlendirdim bedenimi gün dağılmak üzereydi sesinden ellerim titrerken sol şakağımın hemen altı, titreyen sağ elimin serçe parmağının teri ile tenime nefes verdi parmağım hızla kalktı nefesi verdiği gibi, bedenime sarılmış pelerinim bağların kokusundan bir an bile ayrılmıyordu. anlatmak değil meselem, olamaz da is senin meselen değil, vermem de ses de onların meselesi değil