Ana Sayfa

anasayfax.jpg

kesme.jpg
kerem.jpg

Ermeni Meselesi (I): Özür Dilemek

tehcir01.jpg

Yazan: Kerem Kandemir

1915′te yaşananlara ilişkin başlatılan özür dileme kampanyası, Ermeni Meselesi’ni kendi perspektifimizden masaya yatırmak için güzel bir vesile oldu. Bu yazıyla, özür dileyenler kervanına ben de katılmış olacağım. Lakin, tam olarak ne için özür dilediğimi, kampanyada kullanılan standart metinden bağımsız olarak kendim ifade etmek istiyorum. eserin devamı »kesme.jpg

Jurassic Park IV: Tuncblake’i Öldürmek…

Yazan: Kerem Kandemir

jurassic04.jpg

Devrim Kendi Dinazorlarını Yer

Yazımızın içeriği, muhataplarımız tarafından sindirilmesini güçleştirecek öylesine unsurlar içerecek ki, okurlarımızın tahammül sınırlarını genişletebilmek amacıyla, üslubumuzu -bu kez- olabildiğince lakayt ve mizahi kılmaya çalışacağız.

Bu eserimizde, devrimciliği masaya yatırıyoruz. Devrimcilik ne idi? Kendilerini devrimci olarak niteleyenlerin insanlık tarihine katkıları ne oldu? Bugünün dünyasında devrimcilere yer var mı ya da yarının dünyasında onlara yer olacak mı? İşte tüm bu suallere, birlikte yanıt arayacağız… eserin devamı »kesme.jpg

ODTÜ’den Kaçışım

odtu01.jpg

Yazan: Kerem Kandemir

Çok emin değilim ama sanıyorum lise ikinci sınıftaydım. Pek çok ergen gibi, annemle sorunlar yaşıyordum. Zaten yatılı okuduğum için, hali hazırda parçalanmış/eksilmiş aileme (sekiz yaşında yetim kalmıştım zira) ziyadesiyle yabancılaşmış durumdaydım ama ne gariptir ki, hafta sonları iki günlüğüne olsun, cennet mekanı evimize (orman fidanlığında, müstakil bir lojmanımız vardı) gidip annemle ve kız kardeşimle karşılaşmak bile bana fazla geliyordu. Olabildiğine uzaklaşmak istiyordum, ailemin geri kalanından. Çünkü babanız öldüğünde, annenizin de içinde bir şeyler ölür. Çünkü babanız öldüğünde, anneniz de ölür… Annenizden yerini alan nevrotik varlık da, sizi hayatının merkezine oturtur; sizin dolayımınızla yaşama dönmeye çalışan bir zombi haline gelir. eserin devamı »kesme.jpg

Türkiye’deki Dinler Arası Savaş

dinler01.jpg
Yazan:
Kerem Kandemir

Elbette, yazının başlığı, ilkin, okurun aklına “Bu savaş hangi dinler arasında?” sorusunu getiriyor. Türkiye’deki hakim din olan Sünni İslam karşısında, onunla iktidar mücadelesi verebilecek güçte başka bir din, başka bir inanç sitemi var mı ki? eserin devamı »kesme.jpg

Irak’ın İşgali -2- (Yalan Balonları Patlıyor -IV-)

Yazan: Kerem Kandemir

invasion-02.jpg

11 Eylül Sonrası: Altın Yılların sona ermekte olduğunun emarelerinden biri de, yeni binyılın ilk Amerikan başkanlık seçimini, Al Gore yerine oğul Bush’un kazanması olmuştu, diyebiliriz. Lakin, o dönemdeki endişeler (11 Eylül’den önce), Cumhuriyetçiler’in iktidara gelişiyle, A.B.D.’nin yine izolasyonist bir dış politikaya geri döneceği, dünyada olup bitenlere sırtını dönerek, kendi iç meselelerine yoğunlaşacağı yönündeydi. El Kaide hariç kim bilebilirdi ki, bizi bambaşka bir gelecek bekliyor. eserin devamı »kesme.jpg

Dip Dalgası, Tarihin Motoruna Karşı (Yalan Balonları Patlıyor -III-)

kuresellesme.jpg Yazan: Kerem Kandemir


Sizi dünyadan kopararak, kendi karadüzenlerini sürdürmek isteyen yerel asalakların, dünyada olup bitenlere ilişkin bir araştırması, bir çalışması, bir gözlemi, bilgisi, bulgusu ya da entelektüel manada değer ifade edebilecek her hangi bir referansları, dayanak noktaları olmadığından, işlerini küfür, hakaret, karalama, iftira ve sloganlarla görmeye çalışırlar.

Siz onların karşısına araştırmayla, bilgiyle, argümanla çıkarsanız ve insana yakışır bir şekilde derdinizi anlatmaya çalışırsanız, sözlerinizi bitirdiğinizde, görüşlerini anlatma sırası onlara geldiğinde, ağızlarından, salyalara bulaşmış halde şu tür hitaplar dökülür: “Vatan haini! Satılmış! Müstemlekeci! İşbirlikçi!” Ezberi bozulamayacak kadar sürüngensi olanlar (hani şu, Hulki’nin, insanla timsah evrimlerini bağlayan ara tür olduğundan şüphelendiği fotomontaj yaratık geldi gözümün önüne), peş peşe sloganlar da patlatabilirler, akabinde. Lakin, hepsi odur işte, ussal cephanelerinin. Küfür ve slogan faslı bitince, söyleyecek başka bir şeyleri kalmaz.

Her neyse, sözel alanı kuru sıkı salvolarla, slogan ve hakaretlerle işgal etmeyi kendine misyon edinmiş dip dalgacılarını, tarihin motoru, zaten, kendi yarattıkları girdapta boğuyor. Bu, kaçınılmaz bir süreç. Medeniyetler tekamül ettikçe, insanoğlu korkularını aşıp özgürleştikçe, bu dip dalgacı sürüngenler de, can çekişerek, çığlıklar atarak, tarihin çöplüğüne doğru sürükleniyorlar. Nesilleri tükeniyor; kökleri kazınıyor. eserin devamı »kesme.jpg

Kahrolsun A.B.D.! (Yalan Balonları Patlıyor -II-)

anti-abd02.jpgYazan: Kerem Kandemir

Buraya kadarki savlarımızı toparlarsak:

1-) Türkiye’nin temel sorunu, insanoğlunun küresel gelişim sürecine ayak uydurmakta güçlük çekmesidir.
2-) Buradaki müşkülat, statükodan beslenen yerel çıkar çevrelerinin ayak diretme çabasından kaynaklanmaktadır.
3-) Söz konusu guruplar, toplumsal dönüşümü engellemek, engelleyemediği durumlarda, ona karşı oluşan reaksiyonları maniple etmek ya da toplumda değişim talebi yaratacak unsurları baskılamak için toplumun bilinçaltına, yani geleneğe, göreneğe referans verip işlevini yitirmiş arkaik değerleri yücelterek toplumu muhafazakarlaştırma yoluna gitmektedirler. eserin devamı »kesme.jpg

Emperyalizm ve Küreselleşme Gerçeği (Yalan Balonları Patlıyor -I-)

anti-abd01.jpgYazan: Kerem Kandemir

Soru şu:
Amerika kahrolsa, biz de kurtuluşa ermiş olacak mıyız?

Etrafınızı saran boş boğazlı cühela takımının (mentelektüeller), dünya ve memleket meseleleriyle ilgili temel tezi şudur:

“Biz aslında süperiz; dört dörtlüküz. Bizi bir rahat bıraksalar, kopup gideceğiz; dünyaya hükmedeceğiz. Lakin, dört bir yanımız düşmanlarla çevrili. Bu yetmiyormuş gibi, başta A.B.D. olmak üzere tüm Batı (egemen güçler), emperyalist emellerini uygulamak için yüzyıllardır uğraşmaktalar. Bizi bölmek, parçalamak ve ardından da yönetmek istiyorlar. Dış güçlerin memleket içindeki işbirlikçilerini, memleketi satan vatan hainlerini (benim gibi düşünenleri kastediyorlar) de unutmamak gerek.” eserin devamı »kesme.jpg

Oyum Neden AKP’ye?

akp-logo02.jpg

O Pazar, erken kalkmaya çalışacağım. Şortumu giyip, heyecanla oy vermeye gideceğim. Bu seçimlerde AKP’yi desteklemek, ahlaki bir zorunluluk benim için. Kimilerine şaşırtıcı, hatta paradoksal gibi görünebilecek bu tercihimin nedenlerini açıklamak istiyorum ki, hala kararsız durumda olanlara belki bir yararı olur.

Eski ve kadim dostum Tunçblake, bir önceki yazıma gönderdiği yorumda, “Hani sen Ortodoks Marxist’tin?” diye feveran etmiş. Doğrudur; hala da öyleyim. Lakin, bugüne kadar yalnızca bir kez oy kullandım ve o zaman da (1999) Yeni Demokrasi Hareketi’ni tercih etmiştim. Bana göre, Ortodoks Marxist olmak, zamanında YDH’yi, şimdiyse AKP’yi desteklemek, fevkalade tutarlı tercihler. Lakin, tutarsız olsaydı da, kafamızı duvarlara vuracak değildik. Zira, asıl mesele tutarlılığı sağlamak değil, doğru tercihleri yapabilmektir (doğru tercih yapmanızın bedeli, önceki tercihlerinzile tutarsız bir biçimde hareket etmek olabilir). eserin devamı »kesme.jpg

Azmettirici Mentelektüeller (Concorde Düştü -II-)

mentel01.jpg

Yazan: Kerem Kandemir

Tefrikamızın ilk bölümünde savunduğumuz pozisyona ilişkin kulağımıza gelen bir eleştiriyi yanıtlayarak başlamak istiyorum. Özetlersek, yazımın, ‘askeri aklama’ amacına hizmet ettiği söylenmiş. O halde, ben de, misalen şu soruyu soracağım: Hrant Dink cinayetinde, doğru tavır, Ogün Samast’a yoğunlaşmak, ona yüklenmek midir? Ogün Samast’ı mı eleştirelim?

Ben diyorum ki, askerin siyasete müdahalesinde asıl suçlu, gözü dönmüş bir iştahla azmettiricilik yapan mentelektüellerdir (medya entelektüelleri). Hal böyleyken, buna rağmen, yine de askeri birincil eleştiri nesnesi olarak seçmek isteyenler varsa, onların elini tutan da yok zaten. Ben, sorunun sonuçlarından ziyade, nedenleriyle ilgilenmek istiyorum. Zira, çözüm, -yalnız ve yalnız- nedenlerin maniple edilmesiyle mümkün olabilmektedir. eserin devamı »

kesme.jpg

Concorde Düştü (-I-) ve Belki de Hırsızın Hiç Suçu Yok

Yazan: Kerem Kandemir

Yıllar önce, alkol bağımlısı bir dostuma sponsor olmuştum. Karısıyla el ele vermiş, hastalığın pençesinden kurtulmasını sağlamak için uğraşıp duruyorduk. Profesyonel yardım da almamızın ardından, onbeş gün kadar, her şeyin düzelmeye başladığını sanmamıza yol açacak, ilginç bir döneme girmiştik. Geçmişte yaşanmış sayısız başarısızlık yüzünden, karısı da, ben de, bunun kalıcı bir düzelmeyle sonuçlanacak türden bir iyileşme süreci olduğuna inanamıyorduk. eserin devamı »kesme.jpg

 

Güvercinlerin İronik Tarihi

hrant02.jpg hrant001.jpg

Yazan: Kerem Kandemir

Çok iyi anımsıyorum; yaklaşık yedi yıl önce, eski sevgilimin, Moda’nın arkalarında kalan, altıncı kattaki dairesinin terasına bir çift beyaz güvercin konmuştu. Artık hangi kümesten kaçtılarsa, ben onları fark ettiğimde, büyücek bir yaban güvercini kolonisiniyle beraber yaşıyorlardı. Elbette, aşkın sizi nerede, nasıl yakalayacağını bilemez, yeri ve zamanı siz seçemezsiniz. Çoğu kez, kime aşık olacağınız dahi, kaderin tasarrufundadır.

İşte ben de, o gün, güvercinlere aşık oldum. eserin devamı »

kesme.jpg

Fildişi Kuleler

ivory_tower02.jpgYazan: Kerem Kandemir

İtiraf ediyoruz: Bizler, fildişi kulelerde yazıyoruz.

Halka, onun gündelik dertlerine, yüzyıllardır mustarip olduğu patolojilere, tabuya, toteme, geleneğe, örfe, mevcut siyasal ve toplumsal kurumlara mesafelenmeden, eleştirel bir duruşu nasıl sergileyebiliriz? Hemen, şu sorulabilir: Yorumlayanlar.com’un duruşunun eleştirel olması şart mı ki? eserin devamı »

 

Popularity: 28% [?]