February 22nd, 2008 at 2:21 pm (Deneme, Müzik, Psikoloji)
Ayşegül Sütçü, nam-ı diğer Mutluelma
-Seni bütün kalbimle seviyorum.
-Yalancı!
Âdem’in ilk elmayı Havva’nın elinden yemesiyle oldu ne olduysa. Aşk başladı, tutku da, acı da… İnsanoğlunun kafası ilk o lezzetli elmayı yiyip de cennetten kovulmasıyla karıştı. Ve sonra âşıkların kafası hep karışık oldu.
Aşk insanoğlu için her zaman karmaşık ve gizem dolu bir olguydu. İlk söz de aşk için söylendi, ilk şarkı da. Âşıklar acılarına aşk şarkılarında teselli aradı. Aşkın gizemini çözmek için sanatçılar onu yorumladı, şairler tanımladı, filozoflar üzerinde kafa yordu ve anlamaya çalıştılar…
Havva o yasak elmayı Bilgi Ağacı’ndan kopardığından mıdır bilinmez, aşkın gizemini çözümleme işi yine bilim adamlarına kaldı.
Aşk, bağlanma, eş olma, seks üzerine çok sayıda bilimsel araştırma yapıldı. Yapılan araştırmalarda o evrensel sorular soruldu. Aşk nedir? Nasıl âşık oluruz? Aşkın gözü kör müdür? Sonsuz aşk var mı? Neden sevdiğimize bağlanırız?
Bu sorulara bulunan yanıtların bir kısmı bildiklerimizi yanlışlasa da bir kısmı bugüne kadar şarkılarda söylenegelen önermelerin bilimsel doğrulayıcısı oldu. eserin devamı »
Popularity: 83% [?]
yorumlar
January 20th, 2008 at 8:30 am (Resim)
Yazan: Yudit Namer
O hiç kendine alışamamıştı. Bedenini de adını da kavrayamamıştı. Adını ve bedenini kavrayanları anlayamamıştı. Tek anladığı, içerlemesiydi, aynaya baktığında gördüğüne. Herkes bu kadar aitken adına ve bedenine, içine sinmemesiydi yaradılışı; diğer kadınlar gibi aynaya gülerek bakamamasıydı, kendini boyarken. Savaş boyları sürüp, ad ve beden faşistlerine saldırmayı beklemesiydi.
Uğraşsa çözebilirdi belki. Çözse bir işe yarayabilirdi belki. Yarasa adını sevmiş gibi yapabilirdi belki… eserin devamı »
Popularity: 31% [?]
2 yorum
January 9th, 2008 at 7:09 am (Tiyatro)
Yazan: Ebru “Şebzindedâr” Akman

Bir gün bir öykü yazmıştım, birkaç saat içinde satırlar parmaklarımdan dökülüvermişti. 8–10 sayfalık öykümün kendini anlatmadaki zayıflığına, anlatmak istediğim şeyin belirsiz kaldığına o kadar emin olmalıyım ki içten içe, sonuna karakterlerimin yaşadıklarını bir iki cümle ile özetleyen bir çömlekçi ekleyivermiştim. Beğenecek mi bakalım diye öykümü okuduğum arkadaşım “ikinci paragrafı başa alsan benim ilgimi daha çabuk çeker bu öykü” ve buna bir benzer birkaç yorum daha yaptıktan sonra söylediklerinde beni en çok düşündüren şey “sonundaki o TRT çömlekçisini kaldır at” demesi olmuştur. TRT çömlekçisi… Kendimi anlatamadığımdan son derece emin olarak böyle bir kısım eklemiştim ve arkadaşım da “TRT çömlekçisi” tabiriyle tam da bunu anlatıyordu. eserin devamı »
Popularity: 31% [?]
1 yorum
April 24th, 2007 at 3:46 pm (Fotograf)
Fotoğraflar: Şevket Hakan Tuncel







Popularity: 17% [?]
yorumlar
March 11th, 2007 at 3:37 am (Müzik)

Yazan: Ekrem Düzen
Her Istanbul macerası bir Sezen şarkısıyla başlayıp bir Sezen şarkısıyla biten ve ardından gelen ayrılık ve yalnızlığın burkusunu yine bir Sezen şarkısıyla avutanlardan olmak, sadece yeri doldurulamaz bir saadetin değil, hayatı anlamlı yaşamış olmak için başlıbaşına bir sebebin de sahibi olmak demektir. Çünkü her birimizin diğerlerinden oluşan parçaları ne kadar çok ve ne kadar çeşitliyse hayatı anlamlı yaşamak o kadar mümkündür. Ne büyük mutluluk ki Sezen’den bize, rengahenk parçalar yağmıştır ve yağmur devam etmektedir. Sezen, kıymetini bilene, hepimizin diğeridir. eserin devamı »
Popularity: 23% [?]
1 yorum
March 10th, 2007 at 7:19 am (Resim)
Resimler: Kerem Kandemir










Popularity: 19% [?]
yorumlar
March 10th, 2007 at 7:19 am (Fotograf)
Fotoğraflar: Kerem Kandemir





Popularity: 17% [?]
yorumlar
March 9th, 2007 at 11:18 pm (Fotograf)
Fotograflar: Ahmed-i Mursi


Popularity: 21% [?]
2 yorum
February 5th, 2007 at 8:39 pm (Fotograf)
Fotoğraflar: Şevket Hakan Tuncel



eserin devamı »
Popularity: 26% [?]
1 yorum
February 5th, 2007 at 3:12 pm (Fotograf)
Fotoğraflar: Şevket Hakan Tuncel



eserin devamı »
Popularity: 21% [?]
yorumlar
February 5th, 2007 at 3:10 pm (Sinema)
Yazan: Ekrem Düzen
Büyük İskender’i nasıl bilirdiniz? Tarihteki diğer üç benzerinden ( Attila, Cengiz, Timur) farklı olarak, yeni coğrafyaları ele geçirme ve hükmetmenin ötesinde bir ‘merak’a sahip olup yedi iklimi kaynaştırma arzusuyla mı? Yoksa Doğu despotlarının inlettiği ‘köle’ halkları özgürleştirme misyonuyla mı? Oliver Stone’un filmine bakarsak ortada tutkulu bir cihangirden çok her nereden vehmettiyse bir havari edasıyla zavallı Doğu halklarını despotların elinden kurtarmaya soyunan yarı meczup yarı ergen bir cengaver görüyoruz. eserin devamı »
Popularity: 23% [?]
2 yorum
February 5th, 2007 at 2:26 pm (Fotograf)
Fotograflar: Ayça Sağlam



eserin devamı »
Popularity: 14% [?]
1 yorum
February 5th, 2007 at 2:10 pm (Resim)
Resimler: Kerem Kandemir
Not: Detay görüntüler, resimlerin orijinal boyutlarından alınmıştır.






Popularity: 21% [?]
6 yorum
February 1st, 2007 at 8:40 pm (Döşeme Malzemesi)
Eser sahipleri, bu bölümde yer alan fotograf ve resimlerin, ziyaretçilerimiz tarafından, bilgisayarlarında masaüstü görseli olarak (1024X768) kullanılmasına izin vermiştir.




Resim ve Fotograflar: Kerem Kandemir
Popularity: 12% [?]
yorumlar
February 1st, 2007 at 7:12 pm (Fotograf)
Fotoğraflar: Şevket Hakan Tuncel



Popularity: 12% [?]
yorumlar
February 1st, 2007 at 12:21 pm (Fotograf)
Fotograflar: Kerem Kandemir

eserin devamı »
Popularity: 13% [?]
yorumlar
February 1st, 2007 at 8:35 am (Fotograf)
Fotoğraflar: Şevket Hakan Tuncel


eserin devamı »
Popularity: 12% [?]
yorumlar