Cihan’a…

Özgür Erbaş 

Biri ölür, eksilirsin. Biri gider, özlersin. “Helal olsun;” der, titreyen sesin, ardından. Beyaz bir bohça olmuştur sevdiğin. Kundaklamışlardır onu, yıkamışlardır. Toprağa emanet bırakır evine gelirsin. Yüzü gözünün önünden gitmez. Sesi kulaklarında… O kadar çok resmi vardır ki kafanın içinde hangisini seçeceğini bilemezsin. Sonra tüm resimler silinir.
Gece yatağa girersin. Yorganına sarılırsın, için üşür. Bir türlü ısınamazsın. Aklına sıcak şeyler gelsin diye yataktan kalkarsın. Bir sigara yakarsın belki ya da başka bir şey… Bir elma yersin belki, çekirdek çitlersin. Hiçbir yerde olanlara seslenirsin, hepsini birden çağırırsın. Hepsi gelir. Sırayla ya da bir arada. Ne çok olduklarını görünce aralarına katılmak gelir bir an içinden. Sıkıldıklarını mı geçirirsin aklından ya da soğuk olduklarını, gülümsemelerinin donukluğunu belki; çabuk kaçar hevesin.

Bir haber daha almak istemezsin, gelir. Birine daha bir şey olursa dersin, tehdit eder gibi, ama olur. Kimseye bir şey olmasın dersin, dua gibi, ama tutmaz. Hayat… Çünkü hayat, başladığı anda hızla bitişe doğru koşar.

Ama bazıları vardır ki onlara hiç kıyamazsın. Muhtemelen senden küçüktür. Daha az yaşamıştır senden güneş takvimine göre. Çocukluk arkadaşındır. Çamura bulanmışsındır birlikte ya da dudağını patlatmışsındır istemeden. O anki dolu dolu gözleri gelir aklına. Ağlatmışsındır onu, ama daha çok gülmüşsünüzdür birlikte. Saklambaçta aynı kovuğu bulup ebeye yakalanmamak için nefesinizi tutmuşsunuzdur birlikte. Aynı anda kıkırdamaya başlayıp birlikte yakalanmışsınızdır ihtimal.

Ona veda edememişsindir hayat yorgunluğundan. Bir kere daha sohbet edememişsindir. Denk geldiğinizde kıymetini bilememişsindir. Koca bir keşke olup gitmiştir arkadaşın. Fotoğrafı kalır masanda, belki sonra o da kaybolur… Çekmece perileri kaçırır, diğer fotoğrafların gittiği yerlere götürür. Beni de bir gün yanlarına götürürler, kim bilir kimlerin çekmecelerinden.

Bir gün bir yerlerde, her gün her yerde buluşuruz. Hayattır bu; başladığı anda hızla sona doğru koşan… 

Popularity: 5% [?]

Yazamasam İstiyorum

nottre-dame01.jpgNeslihan Öztürk

buldum!

ben yazabilmek değil başkalarının hayatlarını yaşamak istiyor olabilirim. görüyorum, sonra gördüğüm en içime değiyor, sonra yazmak istiyorum, sonra kelime yetmeyince yazmayıp sinirleniyorum ya… işte o.

ben başkaları olmak istiyorum. bir başkası olmak değil. başkaları olmak, sonra da nesli halime geri dönmek… edepsizlik etmek istiyorum yani. edepsizlik edip başkalarının olduklarını varsaydığım, gördüğümü ve anladığımı sandığım hallerini dillendirip orgazm olmak, sonra insanların sağa sola bulaşan menilerini temizlerken yazdıklarımı unutmak istiyorum. unutarak, tecavüz ettiğim insanların hayatları gibi kendi hayatımı da katletmek istiyorum. eserin devamı »

Popularity: 21% [?]

Paso Doble

paso-doble01.jpg

Coya


Patlak bisiklet lastiğini bile eğretileyen,
dizginini kendi istediğinde sadece kendi istediğinin eline kendi istediği kadar veren,
ruhunu gömleği sanan adamla,
hala eski otobüs biletlerinin arkasında şiirler bulan ve bulduklarından küstahça medet uman,
zamanı kayık,
çekirdeği çürük,
ruhu kaçak kadın,
bir tek yalnız uyuyamadıklarında soyarlarsa ruhlarını birbirlerinin önünde,
bunun sonu ancak felaket olur.
Fakat ne adam vazgeçer biçim vermekten tedbirli teslimiyetine,
ne de kadın kıymet verir dizginlerin ellerinde bıraktığı kesiklere.

Popularity: 16% [?]

ODTÜ Size İyi Yolculuklar Diler

odtu-1999.jpg

Ekrem Düzen

Yazarın Notu: İşbu yazı, Üstad Kerem Kandemir’in “ODTÜ’den Kaçışım” başlıklı yazısına misilleme olarak kaleme alınmıştır. Dilerim ki Üstad bu yazıyı, nazire etmeye layık bulur; böylece ben de burada açamadığım başka mevzuları işlerim. Ve dilerim adacıklarımız arasında köprü kurma çabamız bir anakara teşekkülüne inkılâp eder.

KAÇAK

Bir kaçış hikâyesi anlatırken, kaçılan yere ulaşılana kadar olup biteni yazmanın daha doğru olacağı düşünülebilir. Oysa ulaşılan yerin gerçekten bir kaçış yeri olup olmadığını ancak sonrasında anlamak mümkündür. Bu nedenle ben size kaçtığım yerden söz edeceğim. Oraya yalnızca ‘bir yerden’ gitmek için değil aynı zamanda ‘bir yere’ gitmek için de kaçtığımı anlatabilmek için. eserin devamı »

Popularity: 13% [?]

Yokluğumun Seyir Defteri

seyir01.jpg

Coya

karanlığımın yüzüme yakıştığı saatler
- bazen şehrin karanlığına denk düşer,
saçmalarcasına ıskalar ya bazen, şahitsin –
ben yine inimde yurtsuzluğumla bozmuşum
yerde haritalar, fotoğraflar ve biletler bu kez, yosma memleketlerden, metres ikamelerden,
bir de su bardağından bozma şarap kadehi, başka türlü olmaz ya
aidiyetlerimden vazgeçmişim elde kibrit hazır beklerken,
dimağım halka halka, is is lekeli, kutunun içi darmadağın
- söylenecekse bu saatte söylenmeli
dinleyeceksin bu yüzden, elin mahkum - eserin devamı »

Popularity: 10% [?]

Paris brulé-t-il?

 arbeit01.jpg

Ebru Şebzindedâr Akman

Biliyorum ki derin bir kuyunun içindesin, biliyorum ki kuyu dışında, kuyuda olduğun gerçeği dâhil hiçbir şeyin bir önemi yok. Karanlık duvarları seyretmekten ve yâd edişte boğulmaktan başka bir şey istemiyorsun. Geleceği yâd edip durmak istiyorsun, kaybedildiğinden emin. Geçmişi umut edip durmak istiyorsun, yaşanacağından emin. Öylece durmak ve hayatının -rivayet bu ya- ölüm anında geçtiği gibi gözlerinin önünden geçişini seyretmek istiyorsun. eserin devamı »

Popularity: 11% [?]

Falıma Baktım, Sen Yoktun

kipti011.jpgÖzgür Erbaş

Haklısın. Kim inanır başka birini senin için bıraktığıma! Haklısın elbet. Kim seni - nihayetinde milyarlarca kişi arasından biri- dünyadaki herkese tercih eder ki? Hem niye etsin ki! Yarışır vaziyette, içerde sevişirken dışarıda kim bilir neler kaçırıyorum diye endişe edilen bir zamanda, kim kimi umuda ihtiyaç duymadan bekler ki! Niye yapsın ki!

Haklısın evet. Ben yaptım. Yaptım ve bunun ne vicdan yükünü ne karşılıksızlığını ne de imanının bedelini bir başkasının sırtına yıktım. Ben bekledim, ben kaybettim, ben kazandım. Yıllar sonra bugüne yeniden baksam, yine aynılarını yaparım. Biliyorum. Ben, iman sahibi insanım. İman edenin, yolundan dönme şansı yoktur. İhtiyacı da. eserin devamı »

Popularity: 11% [?]

Malzeme

bilye011.jpgCoya

Dönüştüremediklerinden ne çabuk vazgeçiyorsun. Eğretileyemediklerini ne kolay gözden çıkarıyorsun. Bozamadığın, bozduramadığın, iyileştiremediğin, yanında iyileşmediğin, söndüremediğin, şişiremediğin, boyayamadığın, güzelleştiremediğin dostlardan, düşmanlardan, sevgililerden, metreslerden, şehirlerden, kıyılardan, köşelerden ne de erken sıkılıyorsun. Bir şeyin hayatında kalma olasılığı = tanrıcıklığının oranı = dönüşümü/parmağın. Biçim vermiyorsan denklem çözümsüz. Malzeme çıkmıyorsa denkleme değmez. eserin devamı »

Popularity: 11% [?]

Başkası(n)

the-other-2.jpgEkrem Düzen

İnsan, nihayet başkalarından dolaşarak yine kendine gelebilir, bu kendine geliş için onlarca kendinden geçiş bedeli ödemiş olmak kaydıyla. Sen başkasın. Sen sormadın, onlar da söylemediler. Lakin her zaman bir işgüzar, bir malumatfuruş, bir ukala, bir dangalak bulunur -sorulmamış soruların yanıtlarını verme heveslisi. Böyleleri cebinde taşır o yanıtları, o yankıları. Onlar, kırık aynalar olarak gelmişlerdir dünyaya. İşleri budur, görevleri vardır; o kırık parçalardan bir bütün resim yapıp gösterirler dünya âleme ki bir gün kendileri de başka olabilsin; bir kibrit çakımının ömrü kadar bile olsa kırık bir ayna parçasından öteye varolabilsin. eserin devamı »

Popularity: 11% [?]

Megalomani

megalomani01.jpgCoya

Sevgili,
Dudakları ne aradığını bilmezdi gece karanlığında; bulunca benimkileri her seferinde şaşırır, taptaze bir tutkuyla öperdi uykuya dalarken yüzünün gerisi. Mahmur, hınzır gözleri hiç ele vermezdi dudaklarımın unutulmuşluğunu sabahları; yeni dudaklar bulmaya hazır, çıkardı hayatımdan her gün aceleyle.

Her geri dönüşü sürpriz, Sevgili,
Dünü, yarını yoktu. Anlamazdı dünlerimi, yarınlarımı. Bir boşlukta yaşar, elimi uzattığımda hiçbir şey sormadan düzlemime gelir, yorulunca kirpikleri, gözlerini kırpıştırmadığı boşluğuna geri dönerdi. Onu özlerdim dünlerimde, yarınlarımda. Gidişi boşluğum olurdu. eserin devamı »

Popularity: 11% [?]