September 18th, 2008 at 12:37 am (Seyahatname)

Coya
Yağmur yağdı, şehir çağırdı, pabucum yarımdı, uzaktaydım, çıkamadım dışarı, oynayamadım…
Güzelsindir şimdi sen. Kimselere koklatmadığın hanımellerini saklamışsınıdır bana, bir tek benim ayağımı kaydırmayan kaldırım taşlarıyla döşemişsindir gizli geçidimi. Pazarlarını kurmuşsundur, her gün gök delindiği halde her düşen damlaya ağzı açık bakan, içine bir türlü almadığın göçebe ruhlar ordan oraya kaçışırken sükunetime güvenip tezgah altlarını doldurmuşsundur benim için. En sevdiğim kahveyi yıkıp yerine en sevmediğim dükkanı dikmişsindir beni sınamak için kesin; her köşeni ezbere bildiğimi sansam da en ummadığım yere bir köy şöminesi yerleştirmişsindir gönlümü almak için kesin. Yaptığının sahtekarca olduğunu bilirim, şaşkınlığımın sahtekarca olduğunu bilirsin, dükkanı gezer çıkarım, şöminenin dibine kıvrılırım, sesim çıkmaz, sesin çıkmaz, define haritanı kimselere vermem şehir. eserin devamı »
Popularity: 10% [?]
yorumlar
September 15th, 2008 at 1:49 pm (Seyahatname)
Özlem Yalçınkaya
19 Mayıs 2008 tarihli elektronik posta.
Buraya dün geldim.
Bu coğrafyaya henüz bahar yetişememiş.
Son bir haftadır en çok hissettiğim şey, soğuk.
Yalnız, dün gördüklerim bana başka şeyler de hissettirdi.
İlk defa, bundan 40-45 gün önce gelmiştim buraya. Çok kasvetli bulmuştum. Dün sabahın erken saatlerinden bu sabaha kadar buradaki proje grubuyla kenti keşfettim. Aslında keşfettiğim şey kent değil bir grup gencin kendi alanını nasıl yoktan var ettiğinin hikâyesiymiş.
Galiba doğru kelime keşif değil ya neyse.
Birçok Anadolu kenti gibi burada da kadınların arkadaşlarıyla akşamları gidebileceği, içip eğlenebileceği bir mekân yok. Öğrenci evlerine karşı cinsten ziyaretçi gelmesi söz konusu bile değil. Sokaklar ve kentin kuruluş şekli hiçbir türlü kaçamağa izin vermiyor. eserin devamı »
Popularity: 9% [?]
yorumlar
September 14th, 2008 at 10:34 pm (Şiir)

Belgin Zorlu
Magmayı çözüyorum. Odacığını da işgal ediyor püskürmelerim. Medeniyetimi de sınırsız tatmin ediyorum. Hayal edilenin aksine, duman ya da ateş değil ki. Bu, Sicilya’da kireç taşı katmanlarının arasında sıkışmış olandan. Şöyle bir geriye doğru itele bedenini, kollarını iki tarafa yasla. Tozu göreceksin. Aman kavuşturma ellerini ha.
Sen şimdi ateşten de korkarsın.
Dur dur! Daha kavuşturma ellerini, kal öyle. eserin devamı »
Popularity: 12% [?]
yorumlar
June 22nd, 2008 at 9:06 pm (Edebiyat)
Coya
İş yoktu, okul yoktu, ev yoktu; ağaç vardı, toprak vardı, ay vardı. Topraklıydın, nemliydin, aydınlıktın, güzeldin, kıyamadım. Oturdu kokunsuz yaşama olasılığı göğsüme, dayanamadım; dedim ki, “Önce ben öleyim”. “Ölme”, dedin aceleyle, batıllıktan, alışkanlıktan, ama korkmadı gözlerin, alıştı fikrin, dinmeyen çocuk inadınla “Önce ben” demedin, sıranı savmayı yeğledin, kalan olmayı sevdin. Centilmendin zaten, kapıyı tuttun bekledin. eserin devamı »
Popularity: 8% [?]
1 yorum
May 31st, 2008 at 2:44 pm (Şiir)

Özgür Erbaş
Olduğun gibi değil, olmak istediğin gibi görün. Ne var bunda? Kim bunun bir yalan olduğunu söyleyebilir? Kim senden çıkan bir senin, sen olmadığını iddia edebilir?
Kim, senin gibi, öylece durarak ve durduğu için belki de ışıldayabilir?
Senin yüzüne her baktığımda, içine bükülmüş bir ip görüyorum. İçine, kendisine… Oysa, o ipin benim boynumda olması lazım. Biliyorum. eserin devamı »
Popularity: 11% [?]
1 yorum
May 31st, 2008 at 2:31 pm (Deneme)

Pelin Topçu
Madem bilmediğim güçler tarafından isteğim dışında zalimce fırlatıldım dünyaya, neden yaşayacağım yeri ve zamanı seçme özgürlüğü verilmedi bana?
Pekala kabarık eteklikler giyip ortalıklarda dolaşabilmeli, Napolyon’un karşısına geçip “ne kasıntı adamsın sen de be!” diyebilmeli, Einstein’la karşılıklı çay içip, “eee, var mı bu aralar aklında yeni bir şeyler?” diye sorabilmeliydim. Ya da bundan çok daha önce henüz gökyüzünün dev binalarla karartılmadığı, hayvanın hayvanlığını, insanın insanlığını bildiği çağlardan birinde yaşamak isteyebilirdim. Ama ne fayda! Bana isteğim sorulmadı. eserin devamı »
Popularity: 12% [?]
1 yorum
May 25th, 2008 at 11:00 pm (Öykü)

Pınar Elmasoğlu
Bir sabah, ev.
Zorlanıyorum,
içim dışıma çıkıyor unutmaya çalışırken seni. Her gün her gün yeniden daha keskin bir bıçağın üzerinde ip cambazı gibi yürüyorum, ileriye bakarak ve düşmemek için, kendinden emin. Fakat sonunda, kan içinde kalıyor tabanlarım. Düz yolda yürüyemez oluyorum; kanımı dindirmek için güneşli bahçelerde mor çiçekli yollardan yürümem gerekiyor, bir avuç toprak bulamıyorum. Şehir, zaten betona bulanmış. eserin devamı »
Popularity: 14% [?]
2 yorum
May 9th, 2008 at 2:03 pm (Deneme)
Yazan: Özgür Erbaş
Annem, ‘bilir ama ne bildiğini bilmez’ tiplerdendir. Ona göre bildikleri normaldir; herkesin bilmesi gerekenlerdir. Oysa onunla büyümüş olmama karşın, ne neleri bildiğini ne de tüm bunları nasıl bilebildiğini anlamışımdır.
Örneğin annem, psikolojik gibi görünen, hatta kimi zaman öyle olması umut edilen sorunların, kötü beslenmeden kaynaklandığına yürekten inanır. Hani, günümüzde “depresyondayım” demek, aslında “azıcık şefkate ihtiyacım var” demektir ya; işte bu anneme sökmez. eserin devamı »
Popularity: 11% [?]
1 yorum
February 10th, 2008 at 2:43 pm (Şiir)

Coya
dokun, dokun dün masalında acıttığım yüzüme.
kirpiklerim bir asır beklemiş ellerini;
ciğerini duyunca koştum ormanında masalının, çarptım tokadına nefesinin;
kanadım, doymadım. eserin devamı »
Popularity: 12% [?]
1 yorum
January 28th, 2008 at 8:13 am (Şiir)

Coya
sahiplenemediğim kadınlık…
tırnakların yırtmasın diye törpülendiği,
çorabı yırtınca varlığına sövdüğüm,
kapısından içeri sığamadığım, çizen, çürüten, çiğneyen kadınlık… eserin devamı »
Popularity: 19% [?]
yorumlar