May 25th, 2008 at 11:00 pm (Öykü)

Pınar Elmasoğlu
Bir sabah, ev.
Zorlanıyorum,
içim dışıma çıkıyor unutmaya çalışırken seni. Her gün her gün yeniden daha keskin bir bıçağın üzerinde ip cambazı gibi yürüyorum, ileriye bakarak ve düşmemek için, kendinden emin. Fakat sonunda, kan içinde kalıyor tabanlarım. Düz yolda yürüyemez oluyorum; kanımı dindirmek için güneşli bahçelerde mor çiçekli yollardan yürümem gerekiyor, bir avuç toprak bulamıyorum. Şehir, zaten betona bulanmış. eserin devamı »
Popularity: 20% [?]
1 yorum
December 24th, 2007 at 5:33 am (Öykü)
Yazan: Melih Özuysal
Bugün hava kapalı olduğu halde oltayı alıp denize inmiştim. Tahmin ettiğim gibi, balık malık yoktu, bisikleti de almadığımdan eve sahilden dönüyordum. Bir ara, hayal kurmaya başlamış olduğumu fark ettim. Daha başındayken fark ettim, çünkü hem güzel, hem seksi, hem de bana âşık bir doktor, üstü açık beyaz otomobiliyle beni yazlığına götürüyordu. Üstelik rüzgâr gözlerimi yumdurup ağzımı açtırmıyor, saçlarımı sinir bozucu biçimde karıştırmıyor ve hayatın anlamını buldurtmaya kalkarak naif kaçamağımı burnumdan getirmiyordu. eserin devamı »
Popularity: 25% [?]
1 yorum
July 13th, 2007 at 4:25 pm (Öykü)
Yazan: Melih Özuysal
Güllaççı Berun Bey, sabahleyin karanlık yatak odasında gözlerini açıp, tam yatağın içinde doğrulurken, babası, ilk ustası görünümüne bürünüp, “Yarınki müşteri bugünden gelmeli,” diye seslendi ona, rüyasından. Bu söz önemli olabilirdi belki de ama böyle garip bir ikili olmaya ne gerek vardı? Üstünde durmadı, rüya da olsa, bunu ne kadar gereksiz de bulsa, yıllar sonra kendini on bir, on iki yaşlarındaki haliyle gördüğü için pek keyiflendi; o yaştaki halini geriye attırıp yavaşça yorganın altına kaydırdı ve biraz da kayırarak, “Hadi az daha uyu,” dedi; o da gözlerini kapadı. eserin devamı »
Popularity: 17% [?]
1 yorum
July 13th, 2007 at 4:04 pm (Öykü)
Yazan: Melih Özuysal
Odasını, oda arkadaşına bıraktığı için, sinirinden çatlayacaktı. Asıl, zorunlu kalışına ama ondan da çok, arkadaşının bir kızı odalarına getirecek olmasına sinir oluyordu. Daha doğrusu, arkadaşının kızla sevişecek olmasına; yani aslında kendisinin hala hiçbir kızla sevişmemiş olmasına… eserin devamı »
Popularity: 15% [?]
yorumlar
April 26th, 2007 at 6:08 pm (Öykü)
Yazan: Pınar Elmasoğlu
Saat gecenin yarısını çoktan geçmiş. Gelişigüzel tıkıştırılmış eşyalarla toplanmış çantam, yirmi dakikadır apartman boşluğundayım. Elim asansörün çağrılma düğmesine basmaya hazır, hareketsiz. Öyle ne kadar durdum hatırlamıyorum. Hiçbir yere gitmek istemiyorum. Gidişim, buna hazır olduğumdan ya da gitmek istediğimden değil, kalmanın ruhuma vereceği ağırlıktan, zamanla oluşacağını bildiğim mide bulantısından kurtulmak için. Kilitlenmiş gibiyim.
(Hatırladın mı bu, yine çok tanıdık bir ayrılık anı).
Asansördeyim. Her katı hayatımdaki bir önceki yıla geri dönüyormuş gibi ağır ağır geçiyoruz. Şimdi nereye gideceğim ki bu saatte? eserin devamı »
Popularity: 16% [?]
3 yorum
March 28th, 2007 at 3:07 pm (Öykü)
Yazan: Özgür Erbaş
Özenle aydınlatıldığı için sanki karanlıkmış gibi görünen yatak odasında, aynanın karşısında saatlerdir kendini seyrediyordu. Çırılçıplak, dimdik durmuş, gözlerini gözlerine dikmişti. Karşısında neredeyse nefret dolu bakışlarla kendisini süzen kadından bir ses çıksa, olmadı ağzını açmaya kalksa dalacaktı içine; kafa göz girişecekti. Ama kadın, sıktığı çene kemikleri yanaklarında küçük dalgalanmalar yaratarak öylece bakıyordu. Tek kelime etmiyordu. Birden, avuç içlerinin zonkladığını fark etti. eserin devamı »
Popularity: 15% [?]
yorumlar