December 13th, 2009 at 2:37 am (Aksak Semai)
SillyPoet
Kızımın kaşları keman(1), ayakları mavi(2); Kızıma etek(3) vermiş, neresi kani (4)
Kan döktü aylarca; yılları fânî (5)… Peki… Daha oldu da olacak ne var ki yani,
Gözleri kör ölümü ani; Anne’den konuşmiyim, babanız tali (6)…
Kızımın gözleri çiçek, elleri beyaz; Kızıma vız gelir, boş gider ayaz;
Fakat tiksinişi pek, vicdani saki(9), Kaçmasam yahut sus(a)masam bari…
Kızımın karnı sıkı, nevri dolu; Kızıma değmesin her şeyin sonu;
Saçlarım demirden, acıtmış onu; Sussa ne, susmasa bitmiştir kulu…
Kızımın eteği, sonunda ati (7); Laf sözle imana gelecek sanki
Yastıkla boğmalı bu ise fani (5); Kızım dur! Torbayla kurtarsan bari… eserin devamı »
Popularity: 13% [?]
yorumlar
December 13th, 2009 at 2:33 am (Aksak Semai)
kılına zarar gelmesin diye, ruhumu satardım umacılara, gittim duruşunu incittim. kim ne derse desin böyle bir dersi haketmişim. ondan *öteki hayata kadar* mahrum kalmak *fikrimde ve gönlümde oturduğu, her biri, gitmesin diye ayaklarına dolaşmak isteyen yerlerin kutsallığından sanırım* ödemek zorunda kaldığım en büyük bedel şimdi. dahası yok gibi geliyo ama, umarım daha ağırını görmem asla. aklımdan kelimeler geçiyor hep, söylemeye direndikçe söz, düşünmemeye çalıştıkça kabus oluyo. çok beklersin; bu deyişte; gramer gramer’e karşı; eksik yazcam fiileri; sentaks sallanıyor. semantik içimde büyüyo. üç nokta da kullanırsam ne olayım. ünlem de. onu çok seviyorum, öyle ki, demogoji, yapmak istediğim en son şey bile değil; en son. i used to think that i was the man for her.. i am trying to be a man right now.. zaman çok ağır. sanki aylar geçtiydi, en son bir kırgınlık nöbetinde gözlerimi seçtiydi. ayrılık bize.. ayrıldık biz.. bırakmadı beni, bana katlanıyo.. sormadım bişey söylemedi o da; sanki beni avutuyo.. her şeye kadir, bense bir bebeğim, anlamam etmem, ne bileyim.. ne bileyim, tapıyom dedim sana, kendine tap dedi bana; hıçkırma nöbetlerim azalmaya başlar yakındır.. bilir o, kabuslarını gördüm, rüyalarını böldüm; sevdim hepsini, alıştım, sessizliğine karıştım.. susuyom öyle.. sevdiğine içten inanmışın, rüyalarına sakin, karışmışım; bilir beni; uzatmıcam, etmicem, güle güle demeden gitmicem; yanıyorum, ışık.. in search of a light, how many nights, should i have to torch myself, before letting her go.. gitmek ister mi ki, bıraktı beni.. bırakmadı beni, arada bir halim hatrım soruyo, hüsn-ü tahlil etmiyim böyle, belki bi gün, belki bi yerde durursam söyle; şairin dediği gibi: a truth that told with bad intent beats all the lies you can invent.. çok tatlısın dedi bana, çok mu geçti gece, yoksa kulaklarım istediğini mi seçti, bilmiyorum.. artık şımarmam ben.. boynunu eğmesin diye, ruhumu satardım şaşırma.. gittim.. duruşunu incittim…
SillyPoet
Popularity: 13% [?]
yorumlar
October 28th, 2008 at 2:38 am (Aksak Semai)
SillyPoet
-renkleri karışmış- resimdeki tavla oynayan Kız’a
Zorunlu hareketler:
Rumuz: …sayfa sayfa okuyacam, lakin gücüm yetmiyor….
oğlum! Kavuşmak lakırdısını uzatmasan bu gece!
anasonla çiğerleri şişirmişsin bir kere…
oOo dostum! bakın kimler gelmişler,
Belki bizi sevmişler, O’ndan erken dönmüşler.
Resim diye şiir vardı içindeyim bu gece,
içinde bir hatun vardı; sokulmuşum sessizce.
Siz burada garsonsunuz, unutmuşum içince,
sesinizi duydum ama ölmüştünüz beş kere,
Sokak görse tanır mı ki yamacıma gelince.
Serbest program:
Bakın size ne anlatıcam,
eserin devamı »
Popularity: 20% [?]
yorumlar
May 4th, 2007 at 6:57 pm (Aksak Semai)
Yazan: sillypoet
-gittiğin yağmurdan dön, bir gül yapacam sevincimden!- dedim… –ben seni çok seviyom biliyon di mi?- dedi… –nerden bileyim? öyle diyorsan… ama korkarım ben- dedim… korktum bir ama saçını okşadım incitmeden… aradan yarım saat geçti; garibim, haber bekliyorum istanbul’dan. lakin ne haber beklediğimi bile kaybetmiştim ki mesaj geldi… –Tlf da konuşmak istemiyorum, bari sen tadını çıkar, yarın konuşuruz, ben yatıyorum artık-… sallanmadan kalktım… –gidiyom ben şimdi, nasılsa bir şekil bir yerde, her şekil her yerde görüşürüz, sanki zamanımız sonsuzmuş gibi- dedim… –güle güle, ama öyle değil biliyon di mi?- dedi… sustum, vurdum yola… yağmur fena yağıyordu; benden pespaye ağaçların çiçeklerini döktüğünü gördüm, -bu ne biçim bahar- demişim… bu ne biçim bahar! hava benden kevaşe, bir ılıman bir soğuk çöküyor ağar ağar… eserin devamı »
Popularity: 7% [?]
yorumlar
April 23rd, 2007 at 11:47 pm (Aksak Semai)

Yazan: sillypoet
-No unconditional surrender; no armistice day
Each night I’ll die in my contentment and lie in your grave.
While you bring me water and I give you wine
Let me dance in your tea-cup and you shall swim in mine… i.a.-
onu bilmem; bunu bilmem. nota bilirim. içim dışım bir derler, yalan bilirim. burnum eğridir çünkü sırt-üstü uyuyamam, karabasan giyerim. bazen gecelerce yüzü-koyun burun üstü nefessiz kalmışım. bazen günlerce içim gümbür gümbür aranıza dalmışım. herkes çok güzel, her şey belki ne kadar basit, o kadar güzel. belki senin beni tanımadan nefret ettiğini, sevdiğini sanmışım. ihtimal yazmışım, mümkün okumuşsun. sokakta pakettaşıyken kağıtta cisim almışım…
- gün çeçer.. gece yazar -
lakin bazı şeyler oyunu bozar. adam bunları hep gece yazar; çoğumuz gündüz okur, gece yazar. gece, yalnızdı çok vakit. ne üstüne üstüne bir taksim yahut karanfil ve yahut kemeraltı ya da yoğurt pazarı kalabalığı gelir, ne sırrını çözecek bir göz bulunur. gece; teke tek yazılır sevenin yahut sevdiğin yoksa; derdin çoksa; mektubun yoksa… martıları seyretmekten geliyorum; martılar seyrettiler beni, gidiyorlar. son bir rakı içtim, son bir kızla. son bir nefes çektim son bir hızla. içim dipsiz boylayınca, yine de şaşırır içinde mahlukat oynayınca. o bakımdan kimden medet umsam, ne söylesem, yalan söylerim. eserin devamı »
Popularity: 8% [?]
yorumlar