March 27th, 2008 at 10:19 am (Memleket Meseleleri)
Yazan: Tuncblake
AKP’nin üniversitelerde türbanın serbest bırakılması amacıyla değiştirdiği anayasa maddesi, cumhuriyet savcısının, AKP’nin kapatilmasiyla ilgili düzenlediği iddianameye de girdi. Dolayısla, yorumumuzu, derli toplu halde yenileme ihtiyacı oluştu.
Bu tartışmanın çerçevesi, sadece, kadınların üniversiteye türbanla girmesi değil; onun ötesine geçen bir noktaya geldi. Yani, bu soyut tartışmaya giren bütün aktörler, argümanlarını kurarken, bu meselenin ötesinde konulara da referans vermeye başladılar. Böylece, tartışmanın bir sürü boyutu oluştu. Tekrar pozisyon belirliycek olursak: eserin devamı »
Popularity: 16% [?]
4 yorum
February 16th, 2008 at 12:12 am (Memleket Meseleleri)

Yazan: Ayhan Ulusoy
Etimoloji
“Laik” ve “laiklik” sözcükleri bize Fransızca’dan girmiştir.
Laik sözcüğü Fransızca “laïc” ve “laïque” diye yazılan iki sözcüğün karşılığıdır.
“Laïc” Latince “laicus“‘dan, o da eski Yunanca “laikos” sözcüğünden gelmektedir. Orijinal anlamı “halktan olan, halka ait olan” dır. İlk önceleri (12. ve 13. yüzyıllarda) Katolik kilisesinin kendi içinde çalışanlardan din adamı olmayanları ayırt etmek için kullanılmıştır. Daha sonraları halk arasında da “din adamı olmayan” anlamında kullanılagelmiştir. eserin devamı »
Popularity: 32% [?]
1 yorum
February 14th, 2008 at 12:01 am (Memleket Meseleleri)

Ekrem Düzen
Kaynak
‘Geri kalmışlık’ tarihimizle ilgili en ateşli tartışma temalarından biri matbaanın memleketimize üç yüz sene sonra gelmiş olduğudur. Etrafında olup bitenlerle bir parça ilgili pek çok kişi -yüksek öğrenim görmüş ‘duyarlı’ insanlar dâhil- bu olguya atıfta bulunarak geri kalmışlığımızı eğitimsizliğimizle, eğitimsizliğimizi ise geç gelen matbaa yüzünden okur-yazar olamamış nüfusumuzla ilişkilendirir. Çözümlemelerini ve çözüm önerilerini de bu bağlantı temelinde geliştirir. Konunun gerçek uzmanı olan ya da bu olguya ilişkin süreçlere daha sağduyulu bir kuşkuyla yaklaşmış pek küçük bir azınlık dışında meseleye genel yaklaşım budur: Matbaa o kadar geç gelmeyeydi biz de bu kadar geri kalmazdık! eserin devamı »
Popularity: 23% [?]
2 yorum
January 27th, 2008 at 10:10 am (Memleket Meseleleri)
Yazan: Ayhan Ulusoy

[Editörün Notu: Bu yazı, Ayhan Bey’in, “Somut Çözüm Önerileriyle - Türkiye’nin Kürt Sorunu” adlı eserinden alınmış ve Radikal Gazetesi’nde yayınlanmıştır.]
Malum, parlamentomuz yeni bir anayasa hazırlığı içerisinde. Bugün sizlerle, bu yeni anayasanın kimlik ve vatandaşlık hususlarında nasıl olması gerektiği üzerine düşüncelerimiz paylaşacağız.
Kimlik, bugünün dünyasında karmaşık ve iç içe geçmiş bir yumak haline gelmiştir. Ataları İrlanda’dan Amerika’ya göçmüş birisi, kendini hem İrlandalı, hem Amerikalı, hem kadın, hem gazeteci, hem katolik, hem New York’lu, hem Brooklyn’li, hem Yale’lı, hem demokrat, hem çevreci, hem de yalnızca bir insan olarak tanımlayabilir. Eğer isterse de bunlardan bir veya birkaçını diğerlerinden öne çıkarabilir. Kimlik unsurları, etnik, dilsel, millî, dinî, meslekî, siyasî, cinsî, kısacası insanları birbirinden ayıran her hangi bir özellik olabilir. eserin devamı »
Popularity: 20% [?]
2 yorum
January 27th, 2008 at 9:16 am (Hrant Dink’ten Sonra)
Yazan: Özgür Erbaş
Hrant ölmüştü. Öldürülmüştü. Aramızdan onu “beyaz bereli” biri almıştı. Geriye hatırlarınız(mız)da başka ne kaldı? O beyaz berelinin kırmızı gömlekli avukatı. O beyaz berelinin adının kısaltması -ki hani çocuktu ve adının yasal olarak gizlenmesi gerekiyordu da geçenlerde kemik yaşı 19 çıktı da çocuk olmaktan çıktı.
Başka ne oldu? Hep birlikte yürümüştük, hava ısırsa da sıcaktı. Ne kadar kalabalık olduğumuzu görmüştük; vesilesinden bağımsız olarak iyi gelmişti niyeyse. Hrant’ın ayakkabısının altındaki delikten, öldürülmüş olduğu gerçeğinden fazla konuşmuştuk. Rakel’in konuşmasının ne kadar da duygulu olduğundan, bizleri ne kadar etkilediğinden söz ettik. Ama bizlerden başka kimleri etkilediğini pek sormadık. eserin devamı »
Popularity: 17% [?]
1 yorum
January 2nd, 2008 at 1:39 pm (Memleket Meseleleri)

Yazan: Kerem Kandemir
Elbette, yazının başlığı, ilkin, okurun aklına “Bu savaş hangi dinler arasında?” sorusunu getiriyor. Türkiye’deki hakim din olan Sünni İslam karşısında, onunla iktidar mücadelesi verebilecek güçte başka bir din, başka bir inanç sitemi var mı ki? eserin devamı »
Popularity: 15% [?]
3 yorum
July 22nd, 2007 at 1:02 pm (Memleket Meseleleri)
Yazan: Ekrem Düzen
Ülkemiz bir kez daha bölünme tehditleri altında. Bu tehditlerin bir kısmı inançlar ve yaşam biçimleri diğer kısmı ise ulusal ve etnik kimlikler ekseninde şekilleniyor. Dolayısıyla ülkemiz, tahlili kolay olmayan çapraz bölünmelere de gebe. İlginç olan, muhatapların tümümün, en azından görünüşte, birlik ve bütünlük sağlama ve sürdürme iddiasında oluşu. İronik olan ise ‘tarafların’ bu bölünmelere, diğer tarafların bertaraf edilmesinden başka bir ‘çözüm’ bulamayışı.
Herhangi bir eksende (ya da çapraz eksenlerde) oluşacak herhangi bir bölünmenin sadece bölenlere yarayacağı ve bölünenlerin şu anda olduklarından çok daha beter hallere düşecekleri gerçeğini umarım kimse tartışmaya kalkışmaz. Böyle bir tartışma açmayı aklından geçirenlere diyeceğim şudur: Biz henüz birbirimizle (tüm inançlar, yaşam biçimleri ve kimliklerle) organik ve dinamik bağlarımızı ve ilişkilerimizi sürdürmeksizin tek başımıza varlığımızı garanti altına almış bir ülke değiliz. Daha kısası, henüz bölünecek kadar güçlü değiliz. eserin devamı »
Popularity: 9% [?]
1 yorum
July 22nd, 2007 at 1:15 am (Memleket Meseleleri)
Yazan: Ebru ‘Şebzindedâr‘ Akman
Günebakanlar bile küstü güneşe!
Sofie seçti, sıra bende!
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ortaya çıkan “cumhuriyet mitingleri” ile başlayan ve daha sonradan “ya sev ya terk et, ya da terk ettir” haline gelen ve ak ve karanın grinin en çirkin tonunda birleştiği bu politik durumda yapılabileceklerden bir tanesini gerekçelerini de açıklayarak seçiyor Kerem, son iki yazısında. Hiçbir şey yapmadıysa, beni yazmaya sevk etti bu yazılar. Buyrun! eserin devamı »
Popularity: 8% [?]
yorumlar
July 15th, 2007 at 7:49 pm (Memleket Meseleleri)
Yazan: Ekrem Düzen
Bir gün Demokrasi ile Cumhuriyet’ten birini diğeri uğruna kurtarmak zorunda kalırsam ne yaparım? Bugün karşı karşıya geldiğim/getirildiğim sorun budur. Ama bu sorunun üstesinden nasıl geleceğimi düşünmeden önce, anlamlı bir soru sorduğunu zannederken beni “denizde boğulmakta olan iki kardeşinden hangisini kurtarırsın” cinsinden bir ‘açmaz’a maruz bırakan kendini bilmezlerin ve kardeşlerimi boğulma noktasına getirip bana kurtarma misyonu ve kudreti yükleyen sorumsuzların cümlesine had bildirmek, el hak caizdir. eserin devamı »
Popularity: 9% [?]
yorumlar
July 6th, 2007 at 10:54 pm (Memleket Meseleleri)

O Pazar, erken kalkmaya çalışacağım. Şortumu giyip, heyecanla oy vermeye gideceğim. Bu seçimlerde AKP’yi desteklemek, ahlaki bir zorunluluk benim için. Kimilerine şaşırtıcı, hatta paradoksal gibi görünebilecek bu tercihimin nedenlerini açıklamak istiyorum ki, hala kararsız durumda olanlara belki bir yararı olur.
Eski ve kadim dostum Tunçblake, bir önceki yazıma gönderdiği yorumda, “Hani sen Ortodoks Marxist’tin?” diye feveran etmiş. Doğrudur; hala da öyleyim. Lakin, bugüne kadar yalnızca bir kez oy kullandım ve o zaman da (1999) Yeni Demokrasi Hareketi’ni tercih etmiştim. Bana göre, Ortodoks Marxist olmak, zamanında YDH’yi, şimdiyse AKP’yi desteklemek, fevkalade tutarlı tercihler. Lakin, tutarsız olsaydı da, kafamızı duvarlara vuracak değildik. Zira, asıl mesele tutarlılığı sağlamak değil, doğru tercihleri yapabilmektir (doğru tercih yapmanızın bedeli, önceki tercihlerinzile tutarsız bir biçimde hareket etmek olabilir). eserin devamı »
Popularity: 9% [?]
4 yorum