Olur mu hiç üç kulak? Dön de aynaya bak!

aztec-sacrifice.jpg

Yazan: Ebru ‘Şebzindedâr‘ Akman

Her gün eylemlerimize n kadar olasılık arasından karar verip yapıyoruz. Örneğin tesisatçıyı bugün değil de yarın arıyoruz, ekmek almaya sigaramız da bitince gidiyoruz ya da belki eve bir gelen varsa ikisini de ona ısmarlıyoruz. Bu n kadar olasılık yapacağımız eylemin ya da vereceğimiz kararın ehemmiyetine[*] göre değil de yaratabildiğimiz alternatiflere, müdahil olan kişi sayısına, aciliyetine göre ve şimdi aklıma gelmeyen başkalarına bağlı olarak belirleniyor. Yapmak zorunda olduğumuzu biz düşünüyoruz, hâlbuki bu hayatta hiçbir şeyi yapmak zorunda değiliz. Nihayet toplum parametrelerinin değiştiği varsayılan bir çağda yaşıyoruz. “Sonuçlarını göze alabildiğimiz sürece…..” diye başlayan bir cümle kurmama bile gerek yok, aslına bakarsanız sonuç monuç diye bir şey de olmayabilir; bireyin bunları algılayışına bağlı olarak. eserin devamı »

Popularity: 36% [?]

Azmettirici Mentelektüeller (Concorde Düştü -II-)

mentel01.jpg

Yazan: Kerem Kandemir

Yazının ilk bölümünü okumak için klikleyin

Tefrikamızın ilk bölümünde savunduğumuz pozisyona ilişkin kulağımıza gelen bir eleştiriyi yanıtlayarak başlamak istiyorum. Özetlersek, yazımın, ‘askeri aklama’ amacına hizmet ettiği söylenmiş. O halde, ben de, misalen şu soruyu soracağım: Hrant Dink cinayetinde, doğru tavır, Ogün Samast’a yoğunlaşmak, ona yüklenmek midir? Ogün Samast’ı mı eleştirelim?

Ben diyorum ki, askerin siyasete müdahalesinde asıl suçlu, gözü dönmüş bir iştahla azmettiricilik yapan mentelektüellerdir (medya entelektüelleri). Hal böyleyken, buna rağmen, yine de askeri birincil eleştiri nesnesi olarak seçmek isteyenler varsa, onların elini tutan da yok zaten. Ben, sorunun sonuçlarından ziyade, nedenleriyle ilgilenmek istiyorum. Zira, çözüm, -yalnız ve yalnız- nedenlerin maniple edilmesiyle mümkün olabilmektedir. eserin devamı »

Popularity: 23% [?]

Concorde Düştü (-I-) ve Belki de Hırsızın Hiç Suçu Yok

Yazan: Kerem Kandemir

Yıllar önce, alkol bağımlısı bir dostuma sponsor olmuştum. Karısıyla el ele vermiş, hastalığın pençesinden kurtulmasını sağlamak için uğraşıp duruyorduk. Profesyonel yardım da almamızın ardından, onbeş gün kadar, her şeyin düzelmeye başladığını sanmamıza yol açacak, ilginç bir döneme girmiştik. Geçmişte yaşanmış sayısız başarısızlık yüzünden, karısı da, ben de, bunun kalıcı bir düzelmeyle sonuçlanacak türden bir iyileşme süreci olduğuna inanamıyorduk. Nitekim, kaderle çıktığımız balayı kısa sürdü ve dostumu, kendini kaybedecek denli içtiği bir gecenin sabahında, alışkın olduğumuz o perişan halde bulduk. Sanki bunun olması için, geçerli nedenler, bir takım zorlayıcı nesnel koşullar bulunması gerekiyormuş gibi, “Ne oldu?” diye sormuştum kendisine. O da, “Concorde düştü.” diye yanıtlamıştı beni, bir hafta önce düşen ilk ve son Concorde’la iligili haberlere gönderme yaparak. Benzersiz parlaklıktaki zekasıyla, hakikaten de, Concorde gibi bir adamdı, bir zamanlar.

Developmentalistlerin, ekonomik ve siyasi açıdan, büyükler ligine girme yönünde ciddi hamle yapmış az gelişmiş ülkelerin durumunu betimlemek için uydurdukları “take off” kavramıyla, benim mektep dönemlerimin Güney Amerika kökenli Independenciacılar’ı, tabir yerindeyse dalga geçerlerdi. Oysa ben, son dört yılda, -bir salak gibi- Türkiye’nin kalkışa geçtiğini, havalandığını, bu gidişle, eninde sonunda, birinci sınıf ülkeler arasına gireceğine inanmaya başlamıştım. Meğerse, epeydir, bir hayal aleminde yaşamaktaymışım. Bazılarınızın, “Sen de, harbiden salakmışsın yahu.” dediğini duyar gibiyim. Haklısınız.

27 Nisan gecesi, bir e-bildiriyle uyandım. Kendime geldiğimde, bir de baktım ki, Concorde düşmüş.

Artık, bu saaten sonra, bize düşen, kaza mahallinden etrafa saçılmış enkaz parçalarını toplayıp, “İyi de, hırsızın hiç mi suçu yok?” sorusunun yanıtını bulmak. Çünkü neden yere çakıldığımızı, bunun, temelde kimin hatası olduğunu bulursak, belki, gelecekte, benzer kazaların önüne geçme konusunda, bir şansımız olur. eserin devamı »

Popularity: 32% [?]

Kurlar Vadisi’ndeki Zambak

kurlarvadisi01.jpg

Yazan: Kerem Kandemir

Sansüre ‘kurban’ gidişinin anısına, senaryo eskizi:
BİR EFSANENİN DOĞUŞU

Not: Bu öyküde yer alan tüm kişiler, mekanlar ve olaylar hayal mahsulü olup ‘gerçekle’ uzaktan yakından bir ilişkileri yoktur. Olası tüm benzerlikler, tesadüfidir. eserin devamı »

Popularity: 21% [?]