August 9th, 2009 at 4:05 pm (Memleket Meseleleri)

Yazan : Ayhan Ulusoy<ulusoy@yorumlayanlar.com>
KISA TARİHÇE
Osmanlı’nın sonu
Osmanlı imparatorluğunun sonunu başlıca altı unsur getirmiştir:
- Fransız ihtilaliyle yayılan milliyetçilik akımları;
- Osmanlının önceleri ıskalayıp, sonrasında da marjına düştüğü endüstri devrimi;
- Yine Osmanlı’nın ıskaladığı, daha sonra da Tanzimat’tan başlayarak, dağılana dek yakalamaya çalıştığı modernleşme ve demokratikleşme hareketi;
- Son zamanlarda devlet yapısındaki kokuşmuşluk;
- Bağnazlık;
- Dış güçlerin oyunları.
eserin devamı »
Popularity: 26% [?]
6 yorum
January 19th, 2009 at 1:56 pm (Hrant Dink’ten Sonra)
Ekrem Düzen
Ece Ayhan’ın Meçhul Öğrenci Anıtı adlı şiiriyle ilk karşılaştığımda büyükçe kısmı benim için işkence olmuş ilkokul yıllarımın yükü tuhaf bir şekilde hafiflemişti -anksiyeteden sürekli terli öğrenci önlüğünün sıkboğazı biraz gevşemiş, açılması yasak pencereler biraz aralanarak birkaç teneffüs temiz havaya izin çıkmıştı; benim için asla sevgili olmamış ilkokul öğretmenimi bile pas geçmem ve yılların öfkesini biraz daha derinden anlamlandırmam mümkün olmuştu. Yıllar sonra aynı şiiri şöyle de anlayabilecektim: “Türkçe’de, Nazım çizgisinin dışında da çok güçlü ve özgün politik şiir örnekleri verilmektedir ve Ece Ayhan, yalnızca tüm şiirinin ayrık biçemiyle değil bu yönüyle de başı çekmektedir.” eserin devamı »
Popularity: 29% [?]
yorumlar
January 8th, 2009 at 5:10 pm (Hrant Dink’ten Sonra)

Yazan: Kerem Kandemir
1915′te yaşananlara ilişkin başlatılan özür dileme kampanyası, Ermeni Meselesi’ni kendi perspektifimizden masaya yatırmak için güzel bir vesile oldu. Bu yazıyla, özür dileyenler kervanına ben de katılmış olacağım. Lakin, tam olarak ne için özür dilediğimi, kampanyada kullanılan standart metinden bağımsız olarak kendim ifade etmek istiyorum. eserin devamı »
Popularity: 27% [?]
1 yorum
October 15th, 2008 at 12:59 am (Memleket Meseleleri)
Ceren Suntekin*
Bir sabah uyandığında bir böceğe dönüştüğünü gören Gregor Samsa, tüm olağan günlük işlerini bu haliyle yapmaya çalışır. **
Biz bir gün uyandığımızda kent yerle bir olmuş, insanlar gitmiş, mahalle dönüşmüş mü olacak?
Emlakçıya gittim ta şurdaki ev için. Adam dedi, ev sahibi hırkızdır, bi de akrep varmış çok. Şu yan köşedeki ev olsa, girişin de altı biliyo musun, üç tane odası var sadece, 400 diyor; 300 dese, 350 dese bile geçerim ama 400 çok. Bazı ev vardır pahalı, bazı ev vardır içi çok kötü, bazısı vardır komşuları iyi değil, hep bekâr, hep hırkız… eserin devamı »
Popularity: 26% [?]
4 yorum
September 21st, 2008 at 8:52 pm (Memleket Meseleleri)

Ekrem Düzen
Eğitim-Ekonomi Makası
Bizim Ülkemiz’in gelişme ihtiyacı içinde olduğunu gösteren şık sözlerden birisi -yarı istihza ile fakat sert vurguyla hemen her alanda sarfedilen- “Eğitim şart!” sözüdür. O kadar ki gelişmişlik-geri kalmışlık durumumuzla ilgili konuşmalarımızın içinde eğer matbaanın ülkemize üç yüzyıl geç gelmiş olması geçmiyorsa bile “Eğitim şart!” sözü mutlaka geçer. Bu konuşmalarda bir türlü sonlandırılamayan tartışma başlıklarından biri şudur: Acaba ülkemizde ekonomi gelişmemiş olduğu için mi eğitimde de yetersiz kalıyoruz yoksa eğitim yetersiz olduğu için mi ekonomi de bir türlü çıkışa geçemiyor? İşi kısadan kesmeyi sevenler “İkisi de şart!” diyerek ikisine de aynı anda yüklenmek gerektiğini söylüyor. Ve sonra aynı döngüye yeniden giriyoruz: Hangi ‘eğitimli’ insanlarımızla girişeceğiz bu işlere ve hangi ‘ekonomik’ altyapıyla?
Acaba eğitimi de ekonomiyi de aynı anda etkisi altına alan üçüncü bir unsur var mıdır? Sinsi sinsi aslında her ikisini de geri bırakan ama özellikle birinin ileri atılmasını engelleyen? eserin devamı »
Popularity: 22% [?]
3 yorum
March 27th, 2008 at 10:19 am (Memleket Meseleleri)
Yazan: Tuncblake
AKP’nin üniversitelerde türbanın serbest bırakılması amacıyla değiştirdiği anayasa maddesi, cumhuriyet savcısının, AKP’nin kapatilmasiyla ilgili düzenlediği iddianameye de girdi. Dolayısla, yorumumuzu, derli toplu halde yenileme ihtiyacı oluştu.
Bu tartışmanın çerçevesi, sadece, kadınların üniversiteye türbanla girmesi değil; onun ötesine geçen bir noktaya geldi. Yani, bu soyut tartışmaya giren bütün aktörler, argümanlarını kurarken, bu meselenin ötesinde konulara da referans vermeye başladılar. Böylece, tartışmanın bir sürü boyutu oluştu. Tekrar pozisyon belirliycek olursak: eserin devamı »
Popularity: 15% [?]
4 yorum
February 16th, 2008 at 12:12 am (Memleket Meseleleri)

Yazan: Ayhan Ulusoy
Etimoloji
“Laik” ve “laiklik” sözcükleri bize Fransızca’dan girmiştir.
Laik sözcüğü Fransızca “laïc” ve “laïque” diye yazılan iki sözcüğün karşılığıdır.
“Laïc” Latince “laicus“‘dan, o da eski Yunanca “laikos” sözcüğünden gelmektedir. Orijinal anlamı “halktan olan, halka ait olan” dır. İlk önceleri (12. ve 13. yüzyıllarda) Katolik kilisesinin kendi içinde çalışanlardan din adamı olmayanları ayırt etmek için kullanılmıştır. Daha sonraları halk arasında da “din adamı olmayan” anlamında kullanılagelmiştir. eserin devamı »
Popularity: 29% [?]
yorumlar
February 14th, 2008 at 12:01 am (Memleket Meseleleri)

Ekrem Düzen
Kaynak
‘Geri kalmışlık’ tarihimizle ilgili en ateşli tartışma temalarından biri matbaanın memleketimize üç yüz sene sonra gelmiş olduğudur. Etrafında olup bitenlerle bir parça ilgili pek çok kişi -yüksek öğrenim görmüş ‘duyarlı’ insanlar dâhil- bu olguya atıfta bulunarak geri kalmışlığımızı eğitimsizliğimizle, eğitimsizliğimizi ise geç gelen matbaa yüzünden okur-yazar olamamış nüfusumuzla ilişkilendirir. Çözümlemelerini ve çözüm önerilerini de bu bağlantı temelinde geliştirir. Konunun gerçek uzmanı olan ya da bu olguya ilişkin süreçlere daha sağduyulu bir kuşkuyla yaklaşmış pek küçük bir azınlık dışında meseleye genel yaklaşım budur: Matbaa o kadar geç gelmeyeydi biz de bu kadar geri kalmazdık! eserin devamı »
Popularity: 24% [?]
2 yorum
January 27th, 2008 at 10:10 am (Memleket Meseleleri)
Yazan: Ayhan Ulusoy

[Editörün Notu: Bu yazı, Ayhan Bey’in, “Somut Çözüm Önerileriyle - Türkiye’nin Kürt Sorunu” adlı eserinden alınmış ve Radikal Gazetesi’nde yayınlanmıştır.]
Malum, parlamentomuz yeni bir anayasa hazırlığı içerisinde. Bugün sizlerle, bu yeni anayasanın kimlik ve vatandaşlık hususlarında nasıl olması gerektiği üzerine düşüncelerimiz paylaşacağız.
Kimlik, bugünün dünyasında karmaşık ve iç içe geçmiş bir yumak haline gelmiştir. Ataları İrlanda’dan Amerika’ya göçmüş birisi, kendini hem İrlandalı, hem Amerikalı, hem kadın, hem gazeteci, hem katolik, hem New York’lu, hem Brooklyn’li, hem Yale’lı, hem demokrat, hem çevreci, hem de yalnızca bir insan olarak tanımlayabilir. Eğer isterse de bunlardan bir veya birkaçını diğerlerinden öne çıkarabilir. Kimlik unsurları, etnik, dilsel, millî, dinî, meslekî, siyasî, cinsî, kısacası insanları birbirinden ayıran her hangi bir özellik olabilir. eserin devamı »
Popularity: 19% [?]
2 yorum
January 27th, 2008 at 9:16 am (Hrant Dink’ten Sonra)
Yazan: Özgür Erbaş
Hrant ölmüştü. Öldürülmüştü. Aramızdan onu “beyaz bereli” biri almıştı. Geriye hatırlarınız(mız)da başka ne kaldı? O beyaz berelinin kırmızı gömlekli avukatı. O beyaz berelinin adının kısaltması -ki hani çocuktu ve adının yasal olarak gizlenmesi gerekiyordu da geçenlerde kemik yaşı 19 çıktı da çocuk olmaktan çıktı.
Başka ne oldu? Hep birlikte yürümüştük, hava ısırsa da sıcaktı. Ne kadar kalabalık olduğumuzu görmüştük; vesilesinden bağımsız olarak iyi gelmişti niyeyse. Hrant’ın ayakkabısının altındaki delikten, öldürülmüş olduğu gerçeğinden fazla konuşmuştuk. Rakel’in konuşmasının ne kadar da duygulu olduğundan, bizleri ne kadar etkilediğinden söz ettik. Ama bizlerden başka kimleri etkilediğini pek sormadık. eserin devamı »
Popularity: 16% [?]
1 yorum