İLMİHAL

ilmihal01.jpgYazan: Tuncblake

AKP’nin üniversitelerde türbanın serbest bırakılması amacıyla değiştirdiği anayasa maddesi, cumhuriyet savcısının, AKP’nin kapatilmasiyla ilgili düzenlediği iddianameye de girdi. Dolayısla, yorumumuzu, derli toplu halde yenileme ihtiyacı oluştu.

Bu tartışmanın çerçevesi, sadece, kadınların üniversiteye türbanla girmesi değil; onun ötesine geçen bir noktaya geldi. Yani, bu soyut tartışmaya giren bütün aktörler, argümanlarını kurarken, bu meselenin ötesinde konulara da referans vermeye başladılar. Böylece, tartışmanın bir sürü boyutu oluştu. Tekrar pozisyon belirliycek olursak: eserin devamı »

Popularity: 33% [?]

Laiklik Meselesi

laiklik01.jpg

Yazan: Ayhan Ulusoy

Etimoloji

“Laik” ve “laiklik” sözcükleri bize Fransızca’dan girmiştir.

Laik sözcüğü Fransızca “laïc” ve “laïque” diye yazılan iki sözcüğün karşılığıdır.

Laïc” Latince “laicus“‘dan, o da eski Yunanca “laikos” sözcüğünden gelmektedir. Orijinal anlamı “halktan olan, halka ait olan” dır. İlk önceleri (12. ve 13. yüzyıllarda) Katolik kilisesinin kendi içinde çalışanlardan din adamı olmayanları ayırt etmek için kullanılmıştır. Daha sonraları halk arasında da “din adamı olmayan” anlamında kullanılagelmiştir. eserin devamı »

Popularity: 53% [?]

Türkiye Geri Kalmış bir Ülke midir? Bölüm 1: Okuma-Yazma

arzuhalci.jpg

Ekrem Düzen

Kaynak

‘Geri kalmışlık’ tarihimizle ilgili en ateşli tartışma temalarından biri matbaanın memleketimize üç yüz sene sonra gelmiş olduğudur. Etrafında olup bitenlerle bir parça ilgili pek çok kişi -yüksek öğrenim görmüş ‘duyarlı’ insanlar dâhil- bu olguya atıfta bulunarak geri kalmışlığımızı eğitimsizliğimizle, eğitimsizliğimizi ise geç gelen matbaa yüzünden okur-yazar olamamış nüfusumuzla ilişkilendirir. Çözümlemelerini ve çözüm önerilerini de bu bağlantı temelinde geliştirir. Konunun gerçek uzmanı olan ya da bu olguya ilişkin süreçlere daha sağduyulu bir kuşkuyla yaklaşmış pek küçük bir azınlık dışında meseleye genel yaklaşım budur: Matbaa o kadar geç gelmeyeydi biz de bu kadar geri kalmazdık! eserin devamı »

Popularity: 62% [?]

Kimlik, Vatandaşlık ve Anayasa

Yazan: Ayhan Ulusoy

kimlik-anayasa.jpg

[Editörün Notu: Bu yazı, Ayhan Bey’in, “Somut Çözüm Önerileriyle - Türkiye’nin Kürt Sorunu” adlı eserinden alınmış ve Radikal Gazetesi’nde yayınlanmıştır.]

Malum, parlamentomuz yeni bir anayasa hazırlığı içerisinde. Bugün sizlerle, bu yeni anayasanın kimlik ve vatandaşlık hususlarında nasıl olması gerektiği üzerine düşüncelerimiz paylaşacağız.

Kimlik, bugünün dünyasında karmaşık ve iç içe geçmiş bir yumak haline gelmiştir. Ataları İrlanda’dan Amerika’ya göçmüş birisi, kendini hem İrlandalı, hem Amerikalı, hem kadın, hem gazeteci, hem katolik, hem New York’lu, hem Brooklyn’li, hem Yale’lı, hem demokrat, hem çevreci, hem de yalnızca bir insan olarak tanımlayabilir. Eğer isterse de bunlardan bir veya birkaçını diğerlerinden öne çıkarabilir. Kimlik unsurları, etnik, dilsel, millî, dinî, meslekî, siyasî, cinsî, kısacası insanları birbirinden ayıran her hangi bir özellik olabilir. eserin devamı »

Popularity: 43% [?]

19 Ocak’ta Ne Olmuştu?

Yazan: Özgür Erbaş

Hrant ölmüştü. Öldürülmüştü. Aramızdan onu “beyaz bereli” biri almıştı. Geriye hatırlarınız(mız)da başka ne kaldı? O beyaz berelinin kırmızı gömlekli avukatı. O beyaz berelinin adının kısaltması -ki hani çocuktu ve adının yasal olarak gizlenmesi gerekiyordu da geçenlerde kemik yaşı 19 çıktı da çocuk olmaktan çıktı.

Başka ne oldu? Hep birlikte yürümüştük, hava ısırsa da sıcaktı. Ne kadar kalabalık olduğumuzu görmüştük; vesilesinden bağımsız olarak iyi gelmişti niyeyse. Hrant’ın ayakkabısının altındaki delikten, öldürülmüş olduğu gerçeğinden fazla konuşmuştuk. Rakel’in konuşmasının ne kadar da duygulu olduğundan, bizleri ne kadar etkilediğinden söz ettik. Ama bizlerden başka kimleri etkilediğini pek sormadık. eserin devamı »

Popularity: 39% [?]

Somut Çözüm Önerileriyle - Türkiye’nin Kürt Sorunu

kurt_sorunu.jpg

Yazan : Ayhan Ulusoy<ulusoy@yorumlayanlar.com>, Ocak 2008

KISA TARİHÇE

 

Osmanlı’nın sonu

Osmanlı imparatorluğunun sonunu başlıca altı unsur getirmiştir:

  1. Fransız ihtilaliyle yayılan milliyetçilik akımları;
  2. Osmanlının önceleri ıskalayıp, sonrasında da marjına düştüğü endüstri devrimi;
  3. Yine Osmanlı’nın ıskaladığı, daha sonra da Tanzimat’tan başlayarak, dağılana dek yakalamaya çalıştığı modernleşme ve demokratikleşme hareketi;
  4. Son zamanlarda devlet yapısındaki kokuşmuşluk;
  5. Bağnazlık;
  6. Dış güçlerin oyunları.

eserin devamı »

Popularity: 54% [?]

Türkiye’deki Dinler Arası Savaş

dinler01.jpg
Yazan:
Kerem Kandemir

Elbette, yazının başlığı, ilkin, okurun aklına “Bu savaş hangi dinler arasında?” sorusunu getiriyor. Türkiye’deki hakim din olan Sünni İslam karşısında, onunla iktidar mücadelesi verebilecek güçte başka bir din, başka bir inanç sitemi var mı ki? eserin devamı »

Popularity: 42% [?]

Olur mu hiç üç kulak? Dön de aynaya bak!

aztec-sacrifice.jpg

Yazan: Ebru ‘Şebzindedâr‘ Akman

Her gün eylemlerimize n kadar olasılık arasından karar verip yapıyoruz. Örneğin tesisatçıyı bugün değil de yarın arıyoruz, ekmek almaya sigaramız da bitince gidiyoruz ya da belki eve bir gelen varsa ikisini de ona ısmarlıyoruz. Bu n kadar olasılık yapacağımız eylemin ya da vereceğimiz kararın ehemmiyetine[*] göre değil de yaratabildiğimiz alternatiflere, müdahil olan kişi sayısına, aciliyetine göre ve şimdi aklıma gelmeyen başkalarına bağlı olarak belirleniyor. Yapmak zorunda olduğumuzu biz düşünüyoruz, hâlbuki bu hayatta hiçbir şeyi yapmak zorunda değiliz. Nihayet toplum parametrelerinin değiştiği varsayılan bir çağda yaşıyoruz. “Sonuçlarını göze alabildiğimiz sürece…..” diye başlayan bir cümle kurmama bile gerek yok, aslına bakarsanız sonuç monuç diye bir şey de olmayabilir; bireyin bunları algılayışına bağlı olarak. eserin devamı »

Popularity: 36% [?]

Muhalif Ol, Uzlaşma Yarat! (Ulusal Matematik -II-)

girdap.jpgYazan: Ekrem Düzen

Ülkemiz bir kez daha bölünme tehditleri altında. Bu tehditlerin bir kısmı inançlar ve yaşam biçimleri diğer kısmı ise ulusal ve etnik kimlikler ekseninde şekilleniyor. Dolayısıyla ülkemiz, tahlili kolay olmayan çapraz bölünmelere de gebe. İlginç olan, muhatapların tümümün, en azından görünüşte, birlik ve bütünlük sağlama ve sürdürme iddiasında oluşu. İronik olan ise ‘tarafların’ bu bölünmelere, diğer tarafların bertaraf edilmesinden başka bir ‘çözüm’ bulamayışı.

Herhangi bir eksende (ya da çapraz eksenlerde) oluşacak herhangi bir bölünmenin sadece bölenlere yarayacağı ve bölünenlerin şu anda olduklarından çok daha beter hallere düşecekleri gerçeğini umarım kimse tartışmaya kalkışmaz. Böyle bir tartışma açmayı aklından geçirenlere diyeceğim şudur: Biz henüz birbirimizle (tüm inançlar, yaşam biçimleri ve kimliklerle) organik ve dinamik bağlarımızı ve ilişkilerimizi sürdürmeksizin tek başımıza varlığımızı garanti altına almış bir ülke değiliz. Daha kısası, henüz bölünecek kadar güçlü değiliz. eserin devamı »

Popularity: 18% [?]

Günebakanlar Bile Küstü Güneşe!

 

aycicek2.jpgYazan: Ebru ‘Şebzindedâr‘ Akman

Günebakanlar bile küstü güneşe!
Sofie seçti, sıra bende!

Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ortaya çıkan “cumhuriyet mitingleri” ile başlayan ve daha sonradan “ya sev ya terk et, ya da terk ettir” haline gelen ve ak ve karanın grinin en çirkin tonunda birleştiği bu politik durumda yapılabileceklerden bir tanesini gerekçelerini de açıklayarak seçiyor Kerem, son iki yazısında. Hiçbir şey yapmadıysa, beni yazmaya sevk etti bu yazılar. Buyrun! eserin devamı »

Popularity: 18% [?]

Açmazı Reddet, Oyuna Gelme! (Ulusal Matematik -I-)

hands01.jpgYazan: Ekrem Düzen

Bir gün Demokrasi ile Cumhuriyet’ten birini diğeri uğruna kurtarmak zorunda kalırsam ne yaparım? Bugün karşı karşıya geldiğim/getirildiğim sorun budur. Ama bu sorunun üstesinden nasıl geleceğimi düşünmeden önce, anlamlı bir soru sorduğunu zannederken beni “denizde boğulmakta olan iki kardeşinden hangisini kurtarırsın” cinsinden bir ‘açmaz’a maruz bırakan kendini bilmezlerin ve kardeşlerimi boğulma noktasına getirip bana kurtarma misyonu ve kudreti yükleyen sorumsuzların cümlesine had bildirmek, el hak caizdir. eserin devamı »

Popularity: 19% [?]

Oyum Neden AKP’ye?

akp-logo02.jpg

O Pazar, erken kalkmaya çalışacağım. Şortumu giyip, heyecanla oy vermeye gideceğim. Bu seçimlerde AKP’yi desteklemek, ahlaki bir zorunluluk benim için. Kimilerine şaşırtıcı, hatta paradoksal gibi görünebilecek bu tercihimin nedenlerini açıklamak istiyorum ki, hala kararsız durumda olanlara belki bir yararı olur.

Eski ve kadim dostum Tunçblake, bir önceki yazıma gönderdiği yorumda, “Hani sen Ortodoks Marxist’tin?” diye feveran etmiş. Doğrudur; hala da öyleyim. Lakin, bugüne kadar yalnızca bir kez oy kullandım ve o zaman da (1999) Yeni Demokrasi Hareketi’ni tercih etmiştim. Bana göre, Ortodoks Marxist olmak, zamanında YDH’yi, şimdiyse AKP’yi desteklemek, fevkalade tutarlı tercihler. Lakin, tutarsız olsaydı da, kafamızı duvarlara vuracak değildik. Zira, asıl mesele tutarlılığı sağlamak değil, doğru tercihleri yapabilmektir (doğru tercih yapmanızın bedeli, önceki tercihlerinzile tutarsız bir biçimde hareket etmek olabilir). eserin devamı »

Popularity: 21% [?]

Azmettirici Mentelektüeller (Concorde Düştü -II-)

mentel01.jpg

Yazan: Kerem Kandemir

Yazının ilk bölümünü okumak için klikleyin

Tefrikamızın ilk bölümünde savunduğumuz pozisyona ilişkin kulağımıza gelen bir eleştiriyi yanıtlayarak başlamak istiyorum. Özetlersek, yazımın, ‘askeri aklama’ amacına hizmet ettiği söylenmiş. O halde, ben de, misalen şu soruyu soracağım: Hrant Dink cinayetinde, doğru tavır, Ogün Samast’a yoğunlaşmak, ona yüklenmek midir? Ogün Samast’ı mı eleştirelim?

Ben diyorum ki, askerin siyasete müdahalesinde asıl suçlu, gözü dönmüş bir iştahla azmettiricilik yapan mentelektüellerdir (medya entelektüelleri). Hal böyleyken, buna rağmen, yine de askeri birincil eleştiri nesnesi olarak seçmek isteyenler varsa, onların elini tutan da yok zaten. Ben, sorunun sonuçlarından ziyade, nedenleriyle ilgilenmek istiyorum. Zira, çözüm, -yalnız ve yalnız- nedenlerin maniple edilmesiyle mümkün olabilmektedir. eserin devamı »

Popularity: 23% [?]

Concorde Düştü (-I-) ve Belki de Hırsızın Hiç Suçu Yok

Yazan: Kerem Kandemir

Yıllar önce, alkol bağımlısı bir dostuma sponsor olmuştum. Karısıyla el ele vermiş, hastalığın pençesinden kurtulmasını sağlamak için uğraşıp duruyorduk. Profesyonel yardım da almamızın ardından, onbeş gün kadar, her şeyin düzelmeye başladığını sanmamıza yol açacak, ilginç bir döneme girmiştik. Geçmişte yaşanmış sayısız başarısızlık yüzünden, karısı da, ben de, bunun kalıcı bir düzelmeyle sonuçlanacak türden bir iyileşme süreci olduğuna inanamıyorduk. Nitekim, kaderle çıktığımız balayı kısa sürdü ve dostumu, kendini kaybedecek denli içtiği bir gecenin sabahında, alışkın olduğumuz o perişan halde bulduk. Sanki bunun olması için, geçerli nedenler, bir takım zorlayıcı nesnel koşullar bulunması gerekiyormuş gibi, “Ne oldu?” diye sormuştum kendisine. O da, “Concorde düştü.” diye yanıtlamıştı beni, bir hafta önce düşen ilk ve son Concorde’la iligili haberlere gönderme yaparak. Benzersiz parlaklıktaki zekasıyla, hakikaten de, Concorde gibi bir adamdı, bir zamanlar.

Developmentalistlerin, ekonomik ve siyasi açıdan, büyükler ligine girme yönünde ciddi hamle yapmış az gelişmiş ülkelerin durumunu betimlemek için uydurdukları “take off” kavramıyla, benim mektep dönemlerimin Güney Amerika kökenli Independenciacılar’ı, tabir yerindeyse dalga geçerlerdi. Oysa ben, son dört yılda, -bir salak gibi- Türkiye’nin kalkışa geçtiğini, havalandığını, bu gidişle, eninde sonunda, birinci sınıf ülkeler arasına gireceğine inanmaya başlamıştım. Meğerse, epeydir, bir hayal aleminde yaşamaktaymışım. Bazılarınızın, “Sen de, harbiden salakmışsın yahu.” dediğini duyar gibiyim. Haklısınız.

27 Nisan gecesi, bir e-bildiriyle uyandım. Kendime geldiğimde, bir de baktım ki, Concorde düşmüş.

Artık, bu saaten sonra, bize düşen, kaza mahallinden etrafa saçılmış enkaz parçalarını toplayıp, “İyi de, hırsızın hiç mi suçu yok?” sorusunun yanıtını bulmak. Çünkü neden yere çakıldığımızı, bunun, temelde kimin hatası olduğunu bulursak, belki, gelecekte, benzer kazaların önüne geçme konusunda, bir şansımız olur. eserin devamı »

Popularity: 32% [?]

1 Mayıs Tanıklıklarım…

1mayis1.jpgYazan:  Özgür Erbaş

“Yanılmaların esasını anlamak için ihsasların mahiyetini düşünmek lazımdır. İhsaslar, idrak haline geçerken bazı saklı unsurlarla temasa gelirler, saklı unsurlar, yeni ihsasa benzeyen, eski ihsaslardan şuurda kalanlardır. Eski unsurlar, yeni ihsaslara eski manayı vermeğe, idrak mekanizmasını sevk ederler; bundan, yanılmalar benzetmeler hâsıl olur… Karanlık, heyecan, telkin diğer şahitleri taklit, vak’a ile dinlenme arasında zaman geçmesi veya sanığı teşhise yetmeyecek kadar az görmüş olmak yanılmaları artırır, ihtiyarların görmeğe müstenit şahadetlerinde samimi hatalar pek çoktur… dikkat azalır, hissetme uzuvlarındaki zayıflamadan hâsıl olan boşlukları gayri şuurî olarak doldurma temayülü kendini gösterir. eserin devamı »

Popularity: 13% [?]

Kurlar Vadisi’ndeki Zambak

kurlarvadisi01.jpg

Yazan: Kerem Kandemir

Sansüre ‘kurban’ gidişinin anısına, senaryo eskizi:
BİR EFSANENİN DOĞUŞU

Not: Bu öyküde yer alan tüm kişiler, mekanlar ve olaylar hayal mahsulü olup ‘gerçekle’ uzaktan yakından bir ilişkileri yoktur. Olası tüm benzerlikler, tesadüfidir. eserin devamı »

Popularity: 21% [?]

Üniversitede Reform ve Yeni Kuşak Öğrenciler

universite-reformu01.jpgYazan: Ekrem Düzen

Özerklik ve reform, kim için?

Üniversiteye ilişkin zaman zaman alevlenen tartışmaların çoğunlukla özerklik ekseninde ve demokratik yönetim, altyapı sorunları, akademik saygınlık gibi konular etrafında yoğunlaştığını görüyoruz. Bu tartışmalar sırasında topyekün bir çözüm olarak sık sık üniversite reformundan bahsediyoruz. Ya geri kalmışlığımızı ya ahlaki çöküntümüzü ya da yolunda gitmeyen başka şeyleri bu reformu bir türlü gerçekleştirmiyor oluşumuza bağlıyor, bu uğurda yolumuza çıkan engellerden ve engellemelerden infial duyuyoruz. eserin devamı »

Popularity: 15% [?]

Sivil Sabahlar Türkiye

tank.jpg

Yazan: Özgür Erbaş

Tahminler ve tahmin analizciliği üzerine komplolamacılar (Perihan Mağden daha iyi bir kelime bulurdu eminim) nereye varacak acaba? Vak’anın kendinden çok çeperiyle, görüngüleriyle ilgilenenler hangi ipin ucunu yakalayıp hangi yumağa ulaşacaklar; kimler kimlerin bu vesileyle ayağını kaydıracak? “Tüm bunlar 50 yıl sonra CIA dosyaları açılınca öğrenilir nasıl olsa,” diyenler, Türkiye’nin istihbarat örgütlerinin dosyalarına neden hiç göz atmaz acaba? Ben ne diyorum ki! Şurada bir istihbarat biriminin varlığını bile kabul eden yok… eserin devamı »

Popularity: 17% [?]

Tarihle İşim Olmaz Olur Mu?

tarih01.jpg

Yazan: Ahmed-i Mursi

Arkadaşlarınızı nasıl seçersiniz? Kendiliğinden mi gelişir arkadaşlıklarınız yoksa beğeninizi kazanan insanlara yönelik bilinçli planlar mı uygularsınız? Sanıyorum verilecek cevapların çoğu kendiliğinden gelişen bir süreci tercih ettiğinizi işaret edecektir. Planlar yaparım diyenler bile biraz bu noktada iç huzursuzluğu yaşayıp açıklama ihtiyacı duyacaktır. Doğallığın ve kendiliğindenliğin bu büyüsü nereden gelir acaba? eserin devamı »

Popularity: 13% [?]

Güvercinlerin İronik Tarihi

hrant02.jpg hrant001.jpg

Yazan: Kerem Kandemir

Çok iyi anımsıyorum; yaklaşık yedi yıl önce, eski sevgilimin, Moda’nın arkalarında kalan, altıncı kattaki dairesinin terasına bir çift beyaz güvercin konmuştu. Artık hangi kümesten kaçtılarsa, ben onları fark ettiğimde, büyücek bir yaban güvercini kolonisiniyle beraber yaşıyorlardı. Elbette, aşkın sizi nerede, nasıl yakalayacağını bilemez, yeri ve zamanı siz seçemezsiniz. Çoğu kez, kime aşık olacağınız dahi, kaderin tasarrufundadır.

İşte ben de, o gün, güvercinlere aşık oldum. eserin devamı »

Popularity: 30% [?]