Yazan: Kerem Kandemir
[Yazının 1. Bölümü I 2. Bölümü ]
Sizi dünyadan kopararak, kendi karadüzenlerini sürdürmek isteyen yerel asalakların, dünyada olup bitenlere ilişkin bir araştırması, bir çalışması, bir gözlemi, bilgisi, bulgusu ya da entelektüel manada değer ifade edebilecek her hangi bir referansları, dayanak noktaları olmadığından, işlerini küfür, hakaret, karalama, iftira ve sloganlarla görmeye çalışırlar.
Siz onların karşısına araştırmayla, bilgiyle, argümanla çıkarsanız ve insana yakışır bir şekilde derdinizi anlatmaya çalışırsanız, sözlerinizi bitirdiğinizde, görüşlerini anlatma sırası onlara geldiğinde, ağızlarından, salyalara bulaşmış halde şu tür hitaplar dökülür: “Vatan haini! Satılmış! Müstemlekeci! İşbirlikçi!” Ezberi bozulamayacak kadar sürüngensi olanlar (hani şu, Hulki’nin, insanla timsah evrimlerini bağlayan ara tür olduğundan şüphelendiği fotomontaj yaratık geldi gözümün önüne), peş peşe sloganlar da patlatabilirler, akabinde. Lakin, hepsi odur işte, ussal cephanelerinin. Küfür ve slogan faslı bitince, söyleyecek başka bir şeyleri kalmaz.
Her neyse, sözel alanı kuru sıkı salvolarla, slogan ve hakaretlerle işgal etmeyi kendine misyon edinmiş dip dalgacılarını, tarihin motoru, zaten, kendi yarattıkları girdapta boğuyor. Bu, kaçınılmaz bir süreç. Medeniyetler tekamül ettikçe, insanoğlu korkularını aşıp özgürleştikçe, bu dip dalgacı sürüngenler de, can çekişerek, çığlıklar atarak, tarihin çöplüğüne doğru sürükleniyorlar. Nesilleri tükeniyor; kökleri kazınıyor. eserin devamı »
Popularity: 20% [?]