Sakatat Yemek Üzerine

sakatat.jpg

Pınar Tanboğa Seferoğlu

“Canım ekmek içi kokoreç çekti.” diye babasına cep telefonuyla mesaj çeken 7 yaşındaki kızıma…

İnsanın hayatı algılaması ve yorumlamasında büyük etkisi bulunan anneler (hoşumuza gitse de gitmese de) yemek altyapımızı da inanılmaz bir şekilde oluşturuyor. Geçen zamanla değişen pekçok şeyin başında gelen yemek alışkanlıkları, eskiye dair çoğu şeyi silmeye uğraşsa bile bunlar zaman zaman zihnimizde yüzeye çıkıveriyor, belirsiz zamanlarda ansızın. eserin devamı »

Popularity: 9% [?]

Jurassic Park IV: Tuncblake’i Öldürmek…


Yazan: Kerem Kandemir

jurassic04.jpg

Devrim Kendi Dinazorlarını Yer

Yazımızın içeriği, muhataplarımız tarafından sindirilmesini güçleştirecek öylesine unsurlar içerecek ki, okurlarımızın tahammül sınırlarını genişletebilmek amacıyla, üslubumuzu -bu kez- olabildiğince lakayt ve mizahi kılmaya çalışacağız.

Bu eserimizde, devrimciliği masaya yatırıyoruz. Devrimcilik ne idi? Kendilerini devrimci olarak niteleyenlerin insanlık tarihine katkıları ne oldu? Bugünün dünyasında devrimcilere yer var mı ya da yarının dünyasında onlara yer olacak mı? İşte tüm bu suallere, birlikte yanıt arayacağız… eserin devamı »

Popularity: 23% [?]

İLMİHAL

ilmihal01.jpgYazan: Tuncblake

AKP’nin üniversitelerde türbanın serbest bırakılması amacıyla değiştirdiği anayasa maddesi, cumhuriyet savcısının, AKP’nin kapatilmasiyla ilgili düzenlediği iddianameye de girdi. Dolayısla, yorumumuzu, derli toplu halde yenileme ihtiyacı oluştu.

Bu tartışmanın çerçevesi, sadece, kadınların üniversiteye türbanla girmesi değil; onun ötesine geçen bir noktaya geldi. Yani, bu soyut tartışmaya giren bütün aktörler, argümanlarını kurarken, bu meselenin ötesinde konulara da referans vermeye başladılar. Böylece, tartışmanın bir sürü boyutu oluştu. Tekrar pozisyon belirliycek olursak: eserin devamı »

Popularity: 33% [?]

Laiklik Meselesi

laiklik01.jpg

Yazan: Ayhan Ulusoy

Etimoloji

“Laik” ve “laiklik” sözcükleri bize Fransızca’dan girmiştir.

Laik sözcüğü Fransızca “laïc” ve “laïque” diye yazılan iki sözcüğün karşılığıdır.

Laïc” Latince “laicus“‘dan, o da eski Yunanca “laikos” sözcüğünden gelmektedir. Orijinal anlamı “halktan olan, halka ait olan” dır. İlk önceleri (12. ve 13. yüzyıllarda) Katolik kilisesinin kendi içinde çalışanlardan din adamı olmayanları ayırt etmek için kullanılmıştır. Daha sonraları halk arasında da “din adamı olmayan” anlamında kullanılagelmiştir. eserin devamı »

Popularity: 53% [?]

Türkiye Geri Kalmış bir Ülke midir? Bölüm 1: Okuma-Yazma

arzuhalci.jpg

Ekrem Düzen

Kaynak

‘Geri kalmışlık’ tarihimizle ilgili en ateşli tartışma temalarından biri matbaanın memleketimize üç yüz sene sonra gelmiş olduğudur. Etrafında olup bitenlerle bir parça ilgili pek çok kişi -yüksek öğrenim görmüş ‘duyarlı’ insanlar dâhil- bu olguya atıfta bulunarak geri kalmışlığımızı eğitimsizliğimizle, eğitimsizliğimizi ise geç gelen matbaa yüzünden okur-yazar olamamış nüfusumuzla ilişkilendirir. Çözümlemelerini ve çözüm önerilerini de bu bağlantı temelinde geliştirir. Konunun gerçek uzmanı olan ya da bu olguya ilişkin süreçlere daha sağduyulu bir kuşkuyla yaklaşmış pek küçük bir azınlık dışında meseleye genel yaklaşım budur: Matbaa o kadar geç gelmeyeydi biz de bu kadar geri kalmazdık! eserin devamı »

Popularity: 62% [?]

Kimlik, Vatandaşlık ve Anayasa

Yazan: Ayhan Ulusoy

kimlik-anayasa.jpg

[Editörün Notu: Bu yazı, Ayhan Bey’in, “Somut Çözüm Önerileriyle - Türkiye’nin Kürt Sorunu” adlı eserinden alınmış ve Radikal Gazetesi’nde yayınlanmıştır.]

Malum, parlamentomuz yeni bir anayasa hazırlığı içerisinde. Bugün sizlerle, bu yeni anayasanın kimlik ve vatandaşlık hususlarında nasıl olması gerektiği üzerine düşüncelerimiz paylaşacağız.

Kimlik, bugünün dünyasında karmaşık ve iç içe geçmiş bir yumak haline gelmiştir. Ataları İrlanda’dan Amerika’ya göçmüş birisi, kendini hem İrlandalı, hem Amerikalı, hem kadın, hem gazeteci, hem katolik, hem New York’lu, hem Brooklyn’li, hem Yale’lı, hem demokrat, hem çevreci, hem de yalnızca bir insan olarak tanımlayabilir. Eğer isterse de bunlardan bir veya birkaçını diğerlerinden öne çıkarabilir. Kimlik unsurları, etnik, dilsel, millî, dinî, meslekî, siyasî, cinsî, kısacası insanları birbirinden ayıran her hangi bir özellik olabilir. eserin devamı »

Popularity: 43% [?]

19 Ocak’ta Ne Olmuştu?

Yazan: Özgür Erbaş

Hrant ölmüştü. Öldürülmüştü. Aramızdan onu “beyaz bereli” biri almıştı. Geriye hatırlarınız(mız)da başka ne kaldı? O beyaz berelinin kırmızı gömlekli avukatı. O beyaz berelinin adının kısaltması -ki hani çocuktu ve adının yasal olarak gizlenmesi gerekiyordu da geçenlerde kemik yaşı 19 çıktı da çocuk olmaktan çıktı.

Başka ne oldu? Hep birlikte yürümüştük, hava ısırsa da sıcaktı. Ne kadar kalabalık olduğumuzu görmüştük; vesilesinden bağımsız olarak iyi gelmişti niyeyse. Hrant’ın ayakkabısının altındaki delikten, öldürülmüş olduğu gerçeğinden fazla konuşmuştuk. Rakel’in konuşmasının ne kadar da duygulu olduğundan, bizleri ne kadar etkilediğinden söz ettik. Ama bizlerden başka kimleri etkilediğini pek sormadık. eserin devamı »

Popularity: 39% [?]

Somut Çözüm Önerileriyle - Türkiye’nin Kürt Sorunu

kurt_sorunu.jpg

Yazan : Ayhan Ulusoy<ulusoy@yorumlayanlar.com>, Ocak 2008

KISA TARİHÇE

 

Osmanlı’nın sonu

Osmanlı imparatorluğunun sonunu başlıca altı unsur getirmiştir:

  1. Fransız ihtilaliyle yayılan milliyetçilik akımları;
  2. Osmanlının önceleri ıskalayıp, sonrasında da marjına düştüğü endüstri devrimi;
  3. Yine Osmanlı’nın ıskaladığı, daha sonra da Tanzimat’tan başlayarak, dağılana dek yakalamaya çalıştığı modernleşme ve demokratikleşme hareketi;
  4. Son zamanlarda devlet yapısındaki kokuşmuşluk;
  5. Bağnazlık;
  6. Dış güçlerin oyunları.

eserin devamı »

Popularity: 54% [?]

Türkiye’deki Dinler Arası Savaş

dinler01.jpg
Yazan:
Kerem Kandemir

Elbette, yazının başlığı, ilkin, okurun aklına “Bu savaş hangi dinler arasında?” sorusunu getiriyor. Türkiye’deki hakim din olan Sünni İslam karşısında, onunla iktidar mücadelesi verebilecek güçte başka bir din, başka bir inanç sitemi var mı ki? eserin devamı »

Popularity: 42% [?]

Olur mu hiç üç kulak? Dön de aynaya bak!

aztec-sacrifice.jpg

Yazan: Ebru ‘Şebzindedâr‘ Akman

Her gün eylemlerimize n kadar olasılık arasından karar verip yapıyoruz. Örneğin tesisatçıyı bugün değil de yarın arıyoruz, ekmek almaya sigaramız da bitince gidiyoruz ya da belki eve bir gelen varsa ikisini de ona ısmarlıyoruz. Bu n kadar olasılık yapacağımız eylemin ya da vereceğimiz kararın ehemmiyetine[*] göre değil de yaratabildiğimiz alternatiflere, müdahil olan kişi sayısına, aciliyetine göre ve şimdi aklıma gelmeyen başkalarına bağlı olarak belirleniyor. Yapmak zorunda olduğumuzu biz düşünüyoruz, hâlbuki bu hayatta hiçbir şeyi yapmak zorunda değiliz. Nihayet toplum parametrelerinin değiştiği varsayılan bir çağda yaşıyoruz. “Sonuçlarını göze alabildiğimiz sürece…..” diye başlayan bir cümle kurmama bile gerek yok, aslına bakarsanız sonuç monuç diye bir şey de olmayabilir; bireyin bunları algılayışına bağlı olarak. eserin devamı »

Popularity: 36% [?]

Irak’ın İşgali -2- (Yalan Balonları Patlıyor -IV-)

Yazan: Kerem Kandemir

invasion-02.jpgIrak’ın İşgali -1- için klikleyin

Yalan Balonları Patlıyor tefrikasının
1. bölümü
2. bölümü
3. bölümü

11 Eylül Sonrası: Altın Yılların sona ermekte olduğunun emarelerinden biri de, yeni binyılın ilk Amerikan başkanlık seçimini, Al Gore yerine oğul Bush’un kazanması olmuştu, diyebiliriz. Lakin, o dönemdeki endişeler (11 Eylül’den önce), Cumhuriyetçiler’in iktidara gelişiyle, A.B.D.’nin yine izolasyonist bir dış politikaya geri döneceği, dünyada olup bitenlere sırtını dönerek, kendi iç meselelerine yoğunlaşacağı yönündeydi. El Kaide hariç kim bilebilirdi ki, bizi bambaşka bir gelecek bekliyor. eserin devamı »

Popularity: 25% [?]

Irak’ın İşgali -1- (Yalan Balonları Patlıyor -IV-)

Yazan: Kerem Kandemir

saddam01.jpgYazının
1. bölümü
2. bölümü
3. bölümü

Yalan balonlarını patlatma metaforuyla lanse ettiğimiz yazı dizimizin bu son bölümünde, şu ana kadar söylediklerimizle çelişir gibi görünen ve bu yüzden de ısrarla açıklamamız, kendi paradigmamızın içine oturtmamız istenen Irak’ın işgalini masaya yatıracağız.

İlk iş olarak, ad hoc bir tez ortaya atalım: 11 Eylül olmasaydı, Irak işgal edilmeyecekti. Yani, siyasi anlamda, Irak’ın neden işgal edildiği sorusuna yanıtlar ararken, bu faaliyeti, 11 Eylül saldırıları sonrasında oluşan bir bağlam (context) içerisinde yürütmemiz gerektiğini düşünüyorum. Nasıl ki dinazorlar, dünyaya dev bir meteor çarpmasaydı, belki milyonlarca yıl daha, egemen bir tür olarak yeryüzünde dolanacak idiyse, Saddam ve oğulları (hatta torunları) da, 11 Eylül yaşanmasaydı, kuvvetle muhtemeldi ki, saltanatlarını daha onyıllarca sürdürecekti. eserin devamı »

Popularity: 24% [?]

Küreselleşen Dünyada Bastığın Yeri Toprak Deyip Geçme!

toprak01.jpgYazan: Ayhan Ulusoy

Yusyuvarlak

Küreselleşme denen fenomen aslen neolitik çağdan beri yavaş yavaş oluşmaktaydı. Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan teknolojik gelişmeler, taşıma, ulaştırma ve iletişim gibi alanlarda yeni bir çığır açarak bu fenomeni belirgin bir trend haline getirdiler. Soğuk savaşın bitmesiyle de bunun önündeki siyasal engeller kalktı ve şaşırtıcı olmayan bir şekilde bundan bahsedilmeye başlandı.

Küreselleşme esasen dünya üzerindeki mesafelerin pratikte kısalmasıdır (daha kolay katedilmesidir). Hal böyle olunca, malların, bilginin ve sermayenin akışı nispeten kolaylaşmaktadır. Bunu mümkün kılan bir diğer etken de -siyasi olarak- gümrük duvarlarının yıkılıyor oluşudur. Aslen insanların akışı da kolaylaşmaktadır ancak bunun önünde belirgin siyasi engeller vardır bugün. eserin devamı »

Popularity: 42% [?]

Dip Dalgası, Tarihin Motoruna Karşı (Yalan Balonları Patlıyor -III-)

kuresellesme.jpg Yazan: Kerem Kandemir

[Yazının 1. Bölümü I 2. Bölümü ]

Sizi dünyadan kopararak, kendi karadüzenlerini sürdürmek isteyen yerel asalakların, dünyada olup bitenlere ilişkin bir araştırması, bir çalışması, bir gözlemi, bilgisi, bulgusu ya da entelektüel manada değer ifade edebilecek her hangi bir referansları, dayanak noktaları olmadığından, işlerini küfür, hakaret, karalama, iftira ve sloganlarla görmeye çalışırlar.

Siz onların karşısına araştırmayla, bilgiyle, argümanla çıkarsanız ve insana yakışır bir şekilde derdinizi anlatmaya çalışırsanız, sözlerinizi bitirdiğinizde, görüşlerini anlatma sırası onlara geldiğinde, ağızlarından, salyalara bulaşmış halde şu tür hitaplar dökülür: “Vatan haini! Satılmış! Müstemlekeci! İşbirlikçi!” Ezberi bozulamayacak kadar sürüngensi olanlar (hani şu, Hulki’nin, insanla timsah evrimlerini bağlayan ara tür olduğundan şüphelendiği fotomontaj yaratık geldi gözümün önüne), peş peşe sloganlar da patlatabilirler, akabinde. Lakin, hepsi odur işte, ussal cephanelerinin. Küfür ve slogan faslı bitince, söyleyecek başka bir şeyleri kalmaz.

Her neyse, sözel alanı kuru sıkı salvolarla, slogan ve hakaretlerle işgal etmeyi kendine misyon edinmiş dip dalgacılarını, tarihin motoru, zaten, kendi yarattıkları girdapta boğuyor. Bu, kaçınılmaz bir süreç. Medeniyetler tekamül ettikçe, insanoğlu korkularını aşıp özgürleştikçe, bu dip dalgacı sürüngenler de, can çekişerek, çığlıklar atarak, tarihin çöplüğüne doğru sürükleniyorlar. Nesilleri tükeniyor; kökleri kazınıyor. eserin devamı »

Popularity: 20% [?]

Kahrolsun A.B.D.! (Yalan Balonları Patlıyor -II-)

anti-abd02.jpgYazan: Kerem Kandemir

(Yazının birinci bölümünü okumak için klikleyin)

Buraya kadarki savlarımızı toparlarsak:

1-) Türkiye’nin temel sorunu, insanoğlunun küresel gelişim sürecine ayak uydurmakta güçlük çekmesidir.
2-) Buradaki müşkülat, statükodan beslenen yerel çıkar çevrelerinin ayak diretme çabasından kaynaklanmaktadır.
3-) Söz konusu guruplar, toplumsal dönüşümü engellemek, engelleyemediği durumlarda, ona karşı oluşan reaksiyonları maniple etmek ya da toplumda değişim talebi yaratacak unsurları baskılamak için toplumun bilinçaltına, yani geleneğe, göreneğe referans verip işlevini yitirmiş arkaik değerleri yücelterek toplumu muhafazakarlaştırma yoluna gitmektedirler. eserin devamı »

Popularity: 18% [?]

Muhalif Ol, Uzlaşma Yarat! (Ulusal Matematik -II-)

girdap.jpgYazan: Ekrem Düzen

Ülkemiz bir kez daha bölünme tehditleri altında. Bu tehditlerin bir kısmı inançlar ve yaşam biçimleri diğer kısmı ise ulusal ve etnik kimlikler ekseninde şekilleniyor. Dolayısıyla ülkemiz, tahlili kolay olmayan çapraz bölünmelere de gebe. İlginç olan, muhatapların tümümün, en azından görünüşte, birlik ve bütünlük sağlama ve sürdürme iddiasında oluşu. İronik olan ise ‘tarafların’ bu bölünmelere, diğer tarafların bertaraf edilmesinden başka bir ‘çözüm’ bulamayışı.

Herhangi bir eksende (ya da çapraz eksenlerde) oluşacak herhangi bir bölünmenin sadece bölenlere yarayacağı ve bölünenlerin şu anda olduklarından çok daha beter hallere düşecekleri gerçeğini umarım kimse tartışmaya kalkışmaz. Böyle bir tartışma açmayı aklından geçirenlere diyeceğim şudur: Biz henüz birbirimizle (tüm inançlar, yaşam biçimleri ve kimliklerle) organik ve dinamik bağlarımızı ve ilişkilerimizi sürdürmeksizin tek başımıza varlığımızı garanti altına almış bir ülke değiliz. Daha kısası, henüz bölünecek kadar güçlü değiliz. eserin devamı »

Popularity: 18% [?]

Günebakanlar Bile Küstü Güneşe!

 

aycicek2.jpgYazan: Ebru ‘Şebzindedâr‘ Akman

Günebakanlar bile küstü güneşe!
Sofie seçti, sıra bende!

Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ortaya çıkan “cumhuriyet mitingleri” ile başlayan ve daha sonradan “ya sev ya terk et, ya da terk ettir” haline gelen ve ak ve karanın grinin en çirkin tonunda birleştiği bu politik durumda yapılabileceklerden bir tanesini gerekçelerini de açıklayarak seçiyor Kerem, son iki yazısında. Hiçbir şey yapmadıysa, beni yazmaya sevk etti bu yazılar. Buyrun! eserin devamı »

Popularity: 18% [?]

Emperyalizm ve Küreselleşme Gerçeği (Yalan Balonları Patlıyor -I-)

anti-abd01.jpgYazan: Kerem Kandemir

Soru şu:
Amerika kahrolsa, biz de kurtuluşa ermiş olacak mıyız?

Etrafınızı saran boş boğazlı cühela takımının (mentelektüeller), dünya ve memleket meseleleriyle ilgili temel tezi şudur:

“Biz aslında süperiz; dört dörtlüküz. Bizi bir rahat bıraksalar, kopup gideceğiz; dünyaya hükmedeceğiz. Lakin, dört bir yanımız düşmanlarla çevrili. Bu yetmiyormuş gibi, başta A.B.D. olmak üzere tüm Batı (egemen güçler), emperyalist emellerini uygulamak için yüzyıllardır uğraşmaktalar. Bizi bölmek, parçalamak ve ardından da yönetmek istiyorlar. Dış güçlerin memleket içindeki işbirlikçilerini, memleketi satan vatan hainlerini (benim gibi düşünenleri kastediyorlar) de unutmamak gerek.” eserin devamı »

Popularity: 22% [?]

Açmazı Reddet, Oyuna Gelme! (Ulusal Matematik -I-)

hands01.jpgYazan: Ekrem Düzen

Bir gün Demokrasi ile Cumhuriyet’ten birini diğeri uğruna kurtarmak zorunda kalırsam ne yaparım? Bugün karşı karşıya geldiğim/getirildiğim sorun budur. Ama bu sorunun üstesinden nasıl geleceğimi düşünmeden önce, anlamlı bir soru sorduğunu zannederken beni “denizde boğulmakta olan iki kardeşinden hangisini kurtarırsın” cinsinden bir ‘açmaz’a maruz bırakan kendini bilmezlerin ve kardeşlerimi boğulma noktasına getirip bana kurtarma misyonu ve kudreti yükleyen sorumsuzların cümlesine had bildirmek, el hak caizdir. eserin devamı »

Popularity: 19% [?]

Oyum Neden AKP’ye?

akp-logo02.jpg

O Pazar, erken kalkmaya çalışacağım. Şortumu giyip, heyecanla oy vermeye gideceğim. Bu seçimlerde AKP’yi desteklemek, ahlaki bir zorunluluk benim için. Kimilerine şaşırtıcı, hatta paradoksal gibi görünebilecek bu tercihimin nedenlerini açıklamak istiyorum ki, hala kararsız durumda olanlara belki bir yararı olur.

Eski ve kadim dostum Tunçblake, bir önceki yazıma gönderdiği yorumda, “Hani sen Ortodoks Marxist’tin?” diye feveran etmiş. Doğrudur; hala da öyleyim. Lakin, bugüne kadar yalnızca bir kez oy kullandım ve o zaman da (1999) Yeni Demokrasi Hareketi’ni tercih etmiştim. Bana göre, Ortodoks Marxist olmak, zamanında YDH’yi, şimdiyse AKP’yi desteklemek, fevkalade tutarlı tercihler. Lakin, tutarsız olsaydı da, kafamızı duvarlara vuracak değildik. Zira, asıl mesele tutarlılığı sağlamak değil, doğru tercihleri yapabilmektir (doğru tercih yapmanızın bedeli, önceki tercihlerinzile tutarsız bir biçimde hareket etmek olabilir). eserin devamı »

Popularity: 21% [?]