Yıllar Sonra Uyuyan Güzel’in Ülkesindeyim…

Yazan: Lenore Seneler, senelerce önce bir kız vardı. Video’da bir sürü peri masalı filmi izlerdi. (Çok masalsı oldu bu cümle, çok) Yıllar sonra o filmlerden biri tekrar eline geçti: Uyuyan Güzel. Heyecanla karşısına geçip izlemeye başladı filmi. Ama her şey çok değişmişti… Masalları bilirsiniz. Kim bilmez ki. Küçükken her hafta tekrar “Çirkin”e aşık olurdu “Güzel”, saçlarını uzatırdı Rapunzel. Uykuya dalardı güzel bir kız. Erkek kardeşini kurtarırdı Gretel. Ben de izlerdim. İzlemek ayrı bir zevkti: Rengarek, büyülü bir atmosfer vardı bu filmlerde dış dünyada rastlayamayacağınız. Peri masalları küçükken çok etkileyiciydi.

Evlilik ve Normalizasyon

Yazan: Lenore “Aile toplumun yapıtaşıdır” dediler ilkokuldan itibaren bize. Çekirdek aile ile geniş ailenin farklarını öğrendik her sene yeniden. Beyaz gelinlik hayalleri kurmayı da öğrettiler. Küçük yaşlarda tasarımcı olduk fark etmeden. Tasarladığımız sırf gelinlik değildi elbet. Bir hayat tasarlıyorduk o gelinlikle birlikte. Tasarlamayı da tasarıyı da onlar öğrettiler bize.

“Ben” ve Varoluş

Yazan: Lenore Aşk hikayelerinde insafsızca feda edilen; günlük koşuşturmalar içinde unutulan; sesini asla doğrudan duyamadığımız; yüzünü diğerlerine nazaran az gördüğümüz; kokusunu bilemediğimiz; az, çok az tanıdığımız birinden bahsetmek istiyorum: “Ben”’den. Evet, Descartes çok rahat varmış bir “Ben” olduğu sonucuna ama Kant’ın “noumena”’sı kadar tanımlardan uzak aslında bu varolduğuna emin olunan “Ben”.