Paris brulé-t-il?

  Ebru “Şebzindedâr” Akman Biliyorum ki derin bir kuyunun içindesin, biliyorum ki kuyu dışında, kuyuda olduğun gerçeği dâhil hiçbir şeyin bir önemi yok. Karanlık duvarları seyretmekten ve yâd edişte boğulmaktan başka bir şey istemiyorsun. Geleceği yâd edip durmak istiyorsun, kaybedildiğinden emin. Geçmişi umut edip durmak istiyorsun, yaşanacağından emin. Öylece durmak ve hayatının -rivayet bu ya- ölüm anında geçtiği gibi gözlerinin önünden geçişini seyretmek istiyorsun.

Aslında Siz Çok Mutlu İnsanlarsınız!

Yazan: Ebru “Şebzindedâr” Akman Bir gün bir öykü yazmıştım, birkaç saat içinde satırlar parmaklarımdan dökülüvermişti. 8–10 sayfalık öykümün kendini anlatmadaki zayıflığına, anlatmak istediğim şeyin belirsiz kaldığına o kadar emin olmalıyım ki içten içe, sonuna karakterlerimin yaşadıklarını bir iki cümle ile özetleyen bir çömlekçi ekleyivermiştim. Beğenecek mi bakalım diye öykümü okuduğum arkadaşım “ikinci paragrafı başa alsan benim ilgimi daha çabuk çeker bu öykü” ve buna bir benzer birkaç yorum daha yaptıktan sonra söylediklerinde beni en çok düşündüren şey “sonundaki o TRT çömlekçisini kaldır at” demesi olmuştur. TRT çömlekçisi… Kendimi anlatamadığımdan son derece emin olarak böyle bir kısım eklemiştim ve arkadaşım da … Eserin devamı

Yeni Zelanda’nın İşgali ve Hazırlayan Sebepler

Yazan: Ebru “Şebzindedâr” Akman Bugün kahve falında bana “hiç tahmin etmediğin bir aşkın haberini alacaksın” dediler. İlerleyen saatlerinde günün, aldım gerçek bu haberi. Âşık olduğum günkü kadar sevindim bu aşka ben. Zihin durmaz ya, benimki de durmadı; bu hayatta bir ben eksikmişim gibi aşk konusunda üfürmemiş olan, katılmaya karar verdim üfürmüşlerin arasına. Bu sözünü ettiğim aşkta beni en heyecanlandıran kısım fena halde idrak içinde, dediğim dedik birinin âşık olması ve bu idraki ile aşkını aynı kefeye nasıl koyacağını merak etmemdir. O iş nasıl ilerleyecek göreceğiz elbet ama ben üfürmeme ivedilikle başlamalıyım, hem de bir iki klişe ile ya da aşk … Eserin devamı

Olur mu hiç üç kulak? Dön de aynaya bak!

Yazan: Ebru ‘Şebzindedâr‘ Akman Her gün eylemlerimize n kadar olasılık arasından karar verip yapıyoruz. Örneğin tesisatçıyı bugün değil de yarın arıyoruz, ekmek almaya sigaramız da bitince gidiyoruz ya da belki eve bir gelen varsa ikisini de ona ısmarlıyoruz. Bu n kadar olasılık yapacağımız eylemin ya da vereceğimiz kararın ehemmiyetine* göre değil de yaratabildiğimiz alternatiflere, müdahil olan kişi sayısına, aciliyetine göre ve şimdi aklıma gelmeyen başkalarına bağlı olarak belirleniyor. Yapmak zorunda olduğumuzu biz düşünüyoruz, hâlbuki bu hayatta hiçbir şeyi yapmak zorunda değiliz. Nihayet toplum parametrelerinin değiştiği varsayılan bir çağda yaşıyoruz. “Sonuçlarını göze alabildiğimiz sürece…..” diye başlayan bir cümle kurmama bile gerek … Eserin devamı

Ağıt ya da Bir Tebrik Mesajı

Yazan: Ebru ‘Şebzindedâr‘ Akman “… Mutlu yaşlı yaşında ölendir, daha mutlu genç yaşta ölendir, en mutlu doğum sırasında ölendir; bunların arasında en mutlu olan ise hiç doğmamış olandır…” (Kierkegaard, Either/Or, cilt 1, sf. 220) Hâlâ varolup ne yapacaktın ki? Her zaman yaptığın gibi bundan da kıl payı kurtuldun: 21. yüzyılda genç yetişkinliğini ve yetişkinliğini ve yaşlılığını yaşamak zorunda kalan bizlerin kaderinden.

Günebakanlar Bile Küstü Güneşe!

  Yazan: Ebru ‘Şebzindedâr‘ Akman Günebakanlar bile küstü güneşe! Sofie seçti, sıra bende! Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ortaya çıkan “cumhuriyet mitingleri” ile başlayan ve daha sonradan “ya sev ya terk et, ya da terk ettir” haline gelen ve ak ve karanın grinin en çirkin tonunda birleştiği bu politik durumda yapılabileceklerden bir tanesini gerekçelerini de açıklayarak seçiyor Kerem, son iki yazısında. Hiçbir şey yapmadıysa, beni yazmaya sevk etti bu yazılar. Buyrun!

Barizi İbraz: Küreselleşme Üzerine Notlar I

Yazan: Ebru ‘Şebzindedâr‘ Akman Bundan böyle kiminle yarenlik etmekten, lunaparka gitmekten, birlikte çalışmaktan memnun olacağımıza – ya da en azından na-memnun olmayacağımıza- küresel değer ve ikonlara aşinalık düzeyimiz karar verecektir. Küresel çarkın içinde olmak; küresel popüler kültür etkisi ile yetişmekten geçer. Popüler kültür ikonlarına yakınlık ya da aşinalık, bunları sevip sevmemekten bağımsız bir şekilde, sizin nasıl bir kişi olduğunuzu, içine doğduğunuz kültür kadar etkiler.

Tehayyelet Es-sema*

Yazan: Ebru ‘Şebzindedâr‘ Akman Türk insanı kanaatkârdır. Önüne ne koyarsan onu yer, bir şey koymazsan sesini çıkarmaz. Demokrasi ile işi olmaz çünkü ekâbir bildiklerinin ona verdiklerini saygı ile kabullenir. Hâline şükreder, kanaat eder. Kıt kanaat geçinmeye rıza gösterir. Geçinmek derken karnını doyurmayı elbette kast ediyorum, ilaveten ruhunu doyurmayı da kast ediyorum. İnsan ruhunun gıdası nedir?