Âşık Kime Âşık?

Yazan: Ayşegül Sütçü (nam-ı diğer mutluelma) Aşk üzerine düşünmeye başlayınca, sonu gelmiyor doğrusu. Aşkın biyolojik açıklamaları üzerinde düşündük, okuduk, bir iki şey de öğrendik, tamam. “Âşığım” dediğimiz sırada beynimizde neler olup bittiğini biliyoruz artık. İyi de aşk sadece bu mu? Aşkın mekanizması yediğimiz yemekleri sindirmek, ya da yara yerindeki iltihabı apseye çevirmek kadar biyolojik mi? Tüm biyolojik olaylarla aşkı aynı kefeye koyacaksak, aşkımızın açtığı yürek yaralarımıza olduğu kadar ayakkabı vurmalarına, gaz sancılarına da duygu dolu şiirler yazmamız beklenmez miydi? Hayır, bu kadar değil aşk. Aşkın sadece biyolojik bakış açısıyla açıklanabilir olmadığından eminim. Bu duygunun çok daha psikolojik ve felsefî yönleri … Eserin devamı

Aşk Eski Bir Yalan, Âdem’le Havva’dan Kalan…

Ayşegül Sütçü, nam-ı diğer Mutluelma -Seni bütün kalbimle seviyorum. -Yalancı! Âdem’in ilk elmayı Havva’nın elinden yemesiyle oldu ne olduysa. Aşk başladı, tutku da, acı da… İnsanoğlunun kafası ilk o lezzetli elmayı yiyip de cennetten kovulmasıyla karıştı. Ve sonra âşıkların kafası hep karışık oldu. Aşk insanoğlu için her zaman karmaşık ve gizem dolu bir olguydu. İlk söz de aşk için söylendi, ilk şarkı da. Âşıklar acılarına aşk şarkılarında teselli aradı. Aşkın gizemini çözmek için sanatçılar onu yorumladı, şairler tanımladı, filozoflar üzerinde kafa yordu ve anlamaya çalıştılar… Havva o yasak elmayı Bilgi Ağacı’ndan kopardığından mıdır bilinmez, aşkın gizemini çözümleme işi yine bilim … Eserin devamı

Sophisticated Lady

Yazan: Ayşegül Sütçü (nam-ı diğer mutluelma) Hayatımın hiç bir döneminde akşama ne pişireyim demem gerekmemişti. Ana baba evindeyken bir gün bir fırsat doğmuştu; ancak onda da annemin, ameliyat olmuş yatarken bana detaylıca verdiği tarif üzerine pişirdiğim tel şehriye çorbasını -nedense minyatür spagetti gibi olmuştu- çatalla yemek zorunda kalmasıyla mutfak serüvenim başladığı gün sona ermişti. Şimdilerde de evde haftada bir gün yemek pişirecek olsam sanırım çoluk çocuk ev ahalisi beni gözyaşları içerisinde alkışlarlar. Malum bizler yeni dünya düzeninin iş hayatını ev hayatına tercih etmek zorunda kalan “yeni” kadınları olarak; yarın hangi dosyaları yetiştireyim ya da hangi yeni yayınları tarayayım, yarınki hastalarla … Eserin devamı