“Yanlış Bunlar”

Yazan: Kerem Kandemir Tunçblake Hazretleri; Naçizane, her yazıyı kritik etmeye ya da yanıtlamaya muteber bulmadığımı belirterek başlamak istiyorum, değerlendirmelerime. Örneğin, benim “Oyum Neden AKP’ye?” adlı yazımda, sayfalarca tespit ve analizle AKP’nin iktisadi alanda sergilediği başarıyı argümante edişime, senin “AKP’nin ekonomik başarısı büyük bir yalandır.” cümlesinden ibaret olan yorumun, tarafımdan yanıtlanmayı haketmeyen yazılar kategorisine sokmaktaydı, yazdıklarını. Nitekim, senin yorumunun hemen altında, “AKP’ye oy vermek vatana ihanettir.” cümlesiyle başlayan bir okur değerlendirmesini de, salt yaklaşım tarzınızdaki benzerliği ifşa etmesi amacıyla yayınladım. Normalde, sitemiz yazarlarına ait olmadığı durumda, bu tür hakaret içeren yazı/yorumlara, ilan ettiğimiz yayın politikamız gereği yer vermiyoruz. Lakin, tahkir,tezyif, sen … Eserin devamı

Necrophania

Belgin Zorlu … yüzüme dair tek hatırladığım ise… is … tek hatırladığım bu. duyulmasın sesi diye, parmak uçlarımda suya yönlendirdim bedenimi gün dağılmak üzereydi sesinden ellerim titrerken sol şakağımın hemen altı, titreyen sağ elimin serçe parmağının teri ile tenime nefes verdi parmağım hızla kalktı nefesi verdiği gibi, bedenime sarılmış pelerinim bağların kokusundan bir an bile ayrılmıyordu. anlatmak değil meselem, olamaz da is senin meselen değil, vermem de ses de onların meselesi değil

Irak’ın İşgali -2- (Yalan Balonları Patlıyor -IV-)

Yazan: Kerem Kandemir Irak’ın İşgali -1- için klikleyin Yalan Balonları Patlıyor tefrikasının 1. bölümü 2. bölümü 3. bölümü 11 Eylül Sonrası: Altın Yılların sona ermekte olduğunun emarelerinden biri de, yeni binyılın ilk Amerikan başkanlık seçimini, Al Gore yerine oğul Bush’un kazanması olmuştu, diyebiliriz. Lakin, o dönemdeki endişeler (11 Eylül’den önce), Cumhuriyetçiler’in iktidara gelişiyle, A.B.D.’nin yine izolasyonist bir dış politikaya geri döneceği, dünyada olup bitenlere sırtını dönerek, kendi iç meselelerine yoğunlaşacağı yönündeydi. El Kaide hariç kim bilebilirdi ki, bizi bambaşka bir gelecek bekliyor.

Irak’ın İşgali -1- (Yalan Balonları Patlıyor -IV-)

Yazan: Kerem Kandemir Yazının 1. bölümü 2. bölümü 3. bölümü Yalan balonlarını patlatma metaforuyla lanse ettiğimiz yazı dizimizin bu son bölümünde, şu ana kadar söylediklerimizle çelişir gibi görünen ve bu yüzden de ısrarla açıklamamız, kendi paradigmamızın içine oturtmamız istenen Irak’ın işgalini masaya yatıracağız. İlk iş olarak, ad hoc bir tez ortaya atalım: 11 Eylül olmasaydı, Irak işgal edilmeyecekti. Yani, siyasi anlamda, Irak’ın neden işgal edildiği sorusuna yanıtlar ararken, bu faaliyeti, 11 Eylül saldırıları sonrasında oluşan bir bağlam (context) içerisinde yürütmemiz gerektiğini düşünüyorum. Nasıl ki dinazorlar, dünyaya dev bir meteor çarpmasaydı, belki milyonlarca yıl daha, egemen bir tür olarak yeryüzünde dolanacak … Eserin devamı

Mukaddime (Yunus – Bektaş Veli Diyalektiği)

Yazan: Babilli Emmanuel “Haddini, nefes vermeye kalkışacak denli yukarılara çeken biri ya mecnundur ya da aşkın ruhların piri.” Farkındayım; zamane insanı, nefeslere itibar etmeyi bilmiyor. Daha ziyade, televizyonda gördüğü sadist, psikopat dizi kahramanlarının ağzından dökülen, çirkefe bandırılmış sözlerden müteessir oluyor. Zayıf kişiliği yüzünden, hayatın ona biçtiği kronik kurban rolünü taşıyabilmek için, gücetaparlığı, bir savunma mekanizması olarak geliştirmek durumunda kalıyor. O halde, bu nefeslerin, bu devirde, kendilerini gerçekleyecek bedenler bulamayacağı -bu denli- aşikarken, neden üflüyoruz onları, -kös develeri gibi- kulakları mühürlenmiş ruhlara doğru?

Dip Dalgası, Tarihin Motoruna Karşı (Yalan Balonları Patlıyor -III-)

Yazan: Kerem Kandemir [Yazının 1. Bölümü I 2. Bölümü ] Sizi dünyadan kopararak, kendi karadüzenlerini sürdürmek isteyen yerel asalakların, dünyada olup bitenlere ilişkin bir araştırması, bir çalışması, bir gözlemi, bilgisi, bulgusu ya da entelektüel manada değer ifade edebilecek her hangi bir referansları, dayanak noktaları olmadığından, işlerini küfür, hakaret, karalama, iftira ve sloganlarla görmeye çalışırlar. Siz onların karşısına araştırmayla, bilgiyle, argümanla çıkarsanız ve insana yakışır bir şekilde derdinizi anlatmaya çalışırsanız, sözlerinizi bitirdiğinizde, görüşlerini anlatma sırası onlara geldiğinde, ağızlarından, salyalara bulaşmış halde şu tür hitaplar dökülür: “Vatan haini! Satılmış! Müstemlekeci! İşbirlikçi!” Ezberi bozulamayacak kadar sürüngensi olanlar (hani şu, Hulki’nin, insanla timsah evrimlerini … Eserin devamı

Toplu Yanıtlar

Yazan: Kerem Kandemir Sevgili Dostlarım, Bu yazıda, içerik tartışmasına girmeksizin, meta düzeyde, iletişimimizin aldığı hale ilişkin yorumlarımı paylaşmak istiyorum sizlerle. Dilerseniz, önce kendi tavrımdan ve tarzımdan başlayayım, değerlendirmeye: Evet, oldum olası, provokatif bir üslupla yazmayı yeğlemişimdir. Takdir edersiniz ki, bu bilinçli bir tercihtir. Çünkü reaksiyon almayı, tartışma başlatmayı severim. Yalnızca üsluba indirgemek de yanlış olacaktır sanıyorum. Zira, yazdıklarımın içeriğine de baktığımızda, tabu olarak telakki edilen konuları seçmeye, söylenmeyenleri söylemeye falan pek hevesli olduğum tespitini yapabiliriz. Beni yakından tanıyanlarınız, tartışmaya doymayan bir yapım olduğunu teslim edecektir.

Kahrolsun A.B.D.! (Yalan Balonları Patlıyor -II-)

Yazan: Kerem Kandemir (Yazının birinci bölümünü okumak için klikleyin) Buraya kadarki savlarımızı toparlarsak: 1-) Türkiye’nin temel sorunu, insanoğlunun küresel gelişim sürecine ayak uydurmakta güçlük çekmesidir. 2-) Buradaki müşkülat, statükodan beslenen yerel çıkar çevrelerinin ayak diretme çabasından kaynaklanmaktadır. 3-) Söz konusu guruplar, toplumsal dönüşümü engellemek, engelleyemediği durumlarda, ona karşı oluşan reaksiyonları maniple etmek ya da toplumda değişim talebi yaratacak unsurları baskılamak için toplumun bilinçaltına, yani geleneğe, göreneğe referans verip işlevini yitirmiş arkaik değerleri yücelterek toplumu muhafazakarlaştırma yoluna gitmektedirler.