Hıncal Uluç ve Defne Joy’un Son Gecesi

HINCAL SEN NE YAPTIN BÖYLE?

“BU NASIL MAHALLE BASKISIDIR?..” Üzerine Bir Eleştiri Yazan: Kerem Kandemir Ne yalan söyleyeyim, rahmetliyi (Defne Joy) günahım kadar sevmezdim. Zira, medya tarafından maymun edilmeye göz yumduklarını düşündüğüm insanlara karşı uzaktan nefret besleme konusunda  kendime izin vermekteyim yılardır. Rahmetlinin öldüğünü öğrenmek de, bende menfi bir duygulanıma yol açmadı nitekim.

Ermeni Meselesi (I): Özür Dilemek

tehcir01

Yazan: Kerem Kandemir 1915′te yaşananlara ilişkin başlatılan özür dileme kampanyası, Ermeni Meselesi’ni kendi perspektifimizden masaya yatırmak için güzel bir vesile oldu. Bu yazıyla, özür dileyenler kervanına ben de katılmış olacağım. Lakin, tam olarak ne için özür dilediğimi, kampanyada kullanılan standart metinden bağımsız olarak kendim ifade etmek istiyorum.

Sakatat Yemek Üzerine

Pınar Tanboğa Seferoğlu “Canım ekmek içi kokoreç çekti.” diye babasına cep telefonuyla mesaj çeken 7 yaşındaki kızıma… İnsanın hayatı algılaması ve yorumlamasında büyük etkisi bulunan anneler (hoşumuza gitse de gitmese de) yemek altyapımızı da inanılmaz bir şekilde oluşturuyor. Geçen zamanla değişen pekçok şeyin başında gelen yemek alışkanlıkları, eskiye dair çoğu şeyi silmeye uğraşsa bile bunlar zaman zaman zihnimizde yüzeye çıkıveriyor, belirsiz zamanlarda ansızın.

Jurassic Park IV: Tuncblake’i Öldürmek…

Yazan: Kerem Kandemir Devrim Kendi Dinazorlarını Yer Yazımızın içeriği, muhataplarımız tarafından sindirilmesini güçleştirecek öylesine unsurlar içerecek ki, okurlarımızın tahammül sınırlarını genişletebilmek amacıyla, üslubumuzu -bu kez- olabildiğince lakayt ve mizahi kılmaya çalışacağız. Bu eserimizde, devrimciliği masaya yatırıyoruz. Devrimcilik ne idi? Kendilerini devrimci olarak niteleyenlerin insanlık tarihine katkıları ne oldu? Bugünün dünyasında devrimcilere yer var mı ya da yarının dünyasında onlara yer olacak mı? İşte tüm bu suallere, birlikte yanıt arayacağız…

İLMİHAL

Yazan: Tuncblake AKP’nin üniversitelerde türbanın serbest bırakılması amacıyla değiştirdiği anayasa maddesi, cumhuriyet savcısının, AKP’nin kapatilmasiyla ilgili düzenlediği iddianameye de girdi. Dolayısla, yorumumuzu, derli toplu halde yenileme ihtiyacı oluştu. Bu tartışmanın çerçevesi, sadece, kadınların üniversiteye türbanla girmesi değil; onun ötesine geçen bir noktaya geldi. Yani, bu soyut tartışmaya giren bütün aktörler, argümanlarını kurarken, bu meselenin ötesinde konulara da referans vermeye başladılar. Böylece, tartışmanın bir sürü boyutu oluştu. Tekrar pozisyon belirliycek olursak:

ODTÜ’den Kaçışım

  Yazan: Kerem Kandemir Çok emin değilim ama sanıyorum lise ikinci sınıftaydım. Pek çok ergen gibi, annemle sorunlar yaşıyordum. Zaten yatılı okuduğum için, hali hazırda parçalanmış/eksilmiş aileme (sekiz yaşında yetim kalmıştım zira) ziyadesiyle yabancılaşmış durumdaydım ama ne gariptir ki, hafta sonları iki günlüğüne olsun, cennet mekanı evimize (orman fidanlığında, müstakil bir lojmanımız vardı) gidip annemle ve kız kardeşimle karşılaşmak bile bana fazla geliyordu. Olabildiğine uzaklaşmak istiyordum, ailemin geri kalanından. Çünkü babanız öldüğünde, annenizin de içinde bir şeyler ölür. Çünkü babanız öldüğünde, anneniz de ölür… Annenizden yerini alan nevrotik varlık da, sizi hayatının merkezine oturtur; sizin dolayımınızla yaşama dönmeye çalışan bir … Eserin devamı

TARTIŞMA (3): PKK Ekseninde Terör Sorunu

  PKK ekseninde ortaya çıkan terör sorunu, Kürt sorunundan bağımsız ele alınabilir mi ya da alınmalı mı? Bu tür bir analiz, sorunun çözümünde yeni olasılıkların belirmesine yardımcı mı olur; yoksa, çözümsüzlüğü besleyecek entelektüel rasyonalizasyonlar listesine bir çentik daha atmakla mı ibaret kalır etkisi? Soruları uzatmak mümkün. Konuyu, Yorumlayanlar’ın TARTIŞMALAR gündeminin üçüncü sırasına taşıyan sizlersiniz. O halde buyrun… Görelim, kanayan bir yaraya merhem olacak nitelikte ne tür tahlilleriniz, teşhisleriniz ya da önerileriniz var.  

TARTIŞMA (2): Türban Ekseninde Laiklik

Anlaşılan, aylardır, hatta yıllardır, yerel entelijensiyamızın tartışmaktan usanmadığı türban konusuna sizler de bir türlü doyamıyorsunuz. Belki de, bunu Yorumlayanlar’ın gündemine taşıyarak, gazetelerde, radyo ya da televizyonlarda karşınıza çıkanlardan daha farklı bir şeyler okumak, duymak ya da yazmak arzusundasınız. O halde buyrun… Bir de sizlerin zihinlerinizin dolayımından geçmiş halini görelim, türban konusunun.    

TARTIŞMA (1): Aşk ve Cinsellik üzerinden Kadın-Erkek Sorunsalı

Türbanmış, terörmüş, memleket meseleleriymiş, dünyanın gidişatıymış… Hayır; ısrarla, diğer tüm süfli konuları bir tarafa bırakıp, “Önce aşk.” diye tutturdunuz. İlle de, aşkı, cinselliği ve bu kavramlar üzerinden kadınla erkeğin, sonu gelmeyecekmiş gibi görünen sorun yumağını tartışmayı istediniz. Madem öyle, buyrun… Giriş yazısı yok. Tabuymuş, ayıpmış, mahremmiş demeden, dökün eteğinizdeki taşları. Farklı ve daha güzel bir gelecek tasarımı için, kendinize ve bizlere yol açın….