Yaman Ayrılık

Geçenlerde havalimanından taksiye bindim. Birkaç hoşbeşten sonra şoför bir yakının başına gelenleri anlatmaya başladı. Tutturdu bir “kara kafalar” lafıdır gidiyor. “Kara kafalar” aşagı, “kara kafalar” yukarı. “Kara kafalar” şöyle yaptı, “kara kafalar” böyle yaptı… Kim bu “kara kafalar” dedim. “Hangi gezegende yaşıyorsun” gibilerinden bir bakış attıktan sonra, “Kürtler” dedi adam. Dondum kaldım. Nereden, nereye. Yirmi yıl önce, bana 2010′da Türkiye’de böyle bir şey duyacaksın deseler inanmazdım. Hatta 1990′larda, şiddetin had safhada olduğu zamanlarda dahi inanmazdım. O zamanlarda bile, her kesimden halk, bunun bir etnik çatışmaya dönüşmemesi için elinden geleni yapıyordu. Daha önceki durum farklıydı. Tamam, Kürtlerin varlığı tanınmıyordu. Hor görülüyorlardı. … Eserin devamı

Kürt meselesi – Nerede kalmıştık?

Yaklaşık bir yıl önce “analar ağlamasın” denerek başlatılan “açılım” süreci geçtiğimiz günlerde daha önce Öcalan’ın çağrısıyla Habur kapısından giriş yapanların tutuklanması, BDP’li belediye başkanlarının KCK davasıyla kimisinin 30 yılı aşkın ceza istemleriyle yargılanmaya başlanması, ve de PKK’nin 31 Mayıs’tan itibaren kanlı saldırılara yeniden başlamasıyla sona ermiş bulunuyor. Bu sonuca varılmasında eminim her taraf biribirini suçlayacak çokça malzeme bulabilir. Bunu yapıyorlar da. Benim içinse durum daha değişik. Geçmişe mazi derler ve geçmiş, ancak şimdiki zaman ve gelecek için bize dersler sunduğu ölçüde bir değer arzeder benim için. Gerisi hikaye. Önce şu tespiti yapalım: Bugün gelinen noktada, Türkiye’nin başında büyük bir dert … Eserin devamı