June 21st, 2010 at 2:53 am (Memleket Meseleleri)
Geçenlerde havalimanından taksiye bindim. Birkaç hoşbeşten sonra şoför bir yakının başına gelenleri anlatmaya başladı. Tutturdu bir “kara kafalar” lafıdır gidiyor. “Kara kafalar” aşagı, “kara kafalar” yukarı. “Kara kafalar” şöyle yaptı, “kara kafalar” böyle yaptı…
Kim bu “kara kafalar” dedim. “Hangi gezegende yaşıyorsun” gibilerinden bir bakış attıktan sonra, “Kürtler” dedi adam.
Dondum kaldım.
Nereden, nereye. Yirmi yıl önce, bana 2010′da Türkiye’de böyle bir şey duyacaksın deseler inanmazdım. Hatta 1990′larda, şiddetin had safhada olduğu zamanlarda dahi inanmazdım. O zamanlarda bile, her kesimden halk, bunun bir etnik çatışmaya dönüşmemesi için elinden geleni yapıyordu.
Daha önceki durum farklıydı. Tamam, Kürtlerin varlığı tanınmıyordu. Hor görülüyorlardı. Asimilasyon politikaları hakimdi, ki bunlar kısmen sürüyor. Ancak yine de Kürtler, “biz”den sayılıyordu. Türk milliyetçliği yaygındı ancak bu yine de bir bakıma “kucaklayıcı” olmayı sürdürüyordu, yani kökenine bakılmaksızın “Türküm” diyene kapı açıktı.
Şimdiyse durum bambaşka. Buna neden olan dinamiklerin analizi bu yazının konusu değil. Onunla sosyolog arkadaşlar ilgileneceklerdir herhalde.
Ancak durum tespiti yapmak gerekirse: Artık Türkiye’de düpedüz ırkçılık mevcuttur. eserin devamı »
Popularity: 5% [?]
yorumlar
June 20th, 2010 at 11:21 pm (Memleket Meseleleri)
Yaklaşık bir yıl önce “analar ağlamasın” denerek başlatılan “açılım” süreci geçtiğimiz günlerde daha önce Öcalan’ın çağrısıyla Habur kapısından giriş yapanların tutuklanması, BDP’li belediye başkanlarının KCK davasıyla kimisinin 30 yılı aşkın ceza istemleriyle yargılanmaya başlanması, ve de PKK’nin 31 Mayıs’tan itibaren kanlı saldırılara yeniden başlamasıyla sona ermiş bulunuyor.
Bu sonuca varılmasında eminim her taraf biribirini suçlayacak çokça malzeme bulabilir. Bunu yapıyorlar da.
Benim içinse durum daha değişik.
Geçmişe mazi derler ve geçmiş, ancak şimdiki zaman ve gelecek için bize dersler sunduğu ölçüde bir değer arzeder benim için. Gerisi hikaye.
Önce şu tespiti yapalım: Bugün gelinen noktada, Türkiye’nin başında büyük bir dert olan bu sorunlar yumağının çözülmesi, “açılım” lafının edilmesinden önce olduğundan daha zordur artık. Yalnış anlaşılmasın, bu sürecin başında, ben de başka birçokları gibi, elimden geldiğince buna destek oldum. Ancak bu sürece müdahil olan aktörlerin hemen hepsi bir dizi hatalar yapmışlardır. Sonuçta bu gelinen noktada durum artık geçen senekinden daha zor bir hal almıştır. Bu hem iç hem dış konjonktür açısından böyledir.
Sorunun ana parametreleri aslında aynı yerlerinde duruyorlar. Çok yazıldı çizildi. Yine de yazalım: eserin devamı »
Popularity: 5% [?]
yorumlar