İlkbaharda Diyet, Sonbaharda Depresyon: Bir Magazin Köşe Yazısı Denemesi

springtime.jpgEkrem Düzen

Antik ve klasik çağlarda Bahar iç kıpırtısı, kalp çırpıntısı ve tazelenme mevsimiydi. Oysa modern zamanlarda Bahar iyi havaların ve yazın müjdecisi değil, bikinilerden ve mayolardan taşacak fazla kiloların felaket habercisi. Bahar artık sebepsiz sevinçler ve hafif lezzetler değil, asık suratlı endişeler ve ağır diyetler mevsimi. Birkaç günlük yaz aşkları (veya eldekini elden kaçırmama) uğruna üç-dört ay boyunca lahana çorbasına ve pirinç lapasına talim edilecek. Spor salonlarına avuçla paralar dökülecek. Ve geçen yazdan kalma giysilerin içine zor da olsa sığıldığı gün vakit geçirmeden tatile çıkılacak. Bir parça zayıflamış ama gıdasız kaldığı için aynı zamanda zayıf düşmüş bedenler Akdeniz kıyılarının güzide beldelerinde tıpkı diyet yaparak form tutmayı aynı mevsimde aradığı gibi huzuru ve heyecanı da aynı gecede arayacak.

Kırık dökük bir iki yaz macerasının (veya eldekinin bir türlü kıvama gelmeyişinin) ardından zorla verilmiş kilolar hızla yerlerine dönecek. Sonbahara doğru cılızlaşan ışıklar ve kısalan gündüzlerle birlikte eski bıkkınlıklar ruhu kaplayacak. Madem börek ve mantının intikamı bu kadar hızlı olacaktı neden katlandık bunca marul ve kiraz sapı suyuna?

Göz, nereye çevrilse incelme vaaz eden sesler, sözler ve imgelerle karşılaşıyor. Eş zamanlı, çift kanallı bir propaganda bu. Güya sağlıktan dem vuruluyor. Ama pek az kimse gıda endüstrisinin tuzaklarından söz ediyor. Başka pek çok konuda deneme-yanılma yoluyla öğrenmeyi becerirken, diyet ve kilo verme söz konusu olduğunda, aynı denemeyle defalarca yanılmaktan geri duramayışın ardında ise en güçlü insani dürtü yatıyor: İnsan, yer!

Konu kilo fazlalığı olunca, bu konuda söylenen ve akıllıca olmadığı gün gibi belli her malumata anında inanabiliyoruz. Mucizevî reçetelerle bir çırpıda taş gibi olabileceğimizi hayal edebiliyoruz. Kim neyi gösterirse onu yiyoruz. Üstelik bazı sesler bize bu tutulan yolun yanlış olduğunu, sayısız denemelerin aynı başarısızlığa uğramasının bir sebebi olması gerektiğini, işin aslının başka türlü olabileceğini söylemeye kalktığında sağırlaşıyoruz. Kilo vermeye öylesine azimle kilitlenmiş oluyoruz ki gerçekten doğru dürüst forma girmeyi sağlayabilecek sağlam kaynaklı sesleri, mucize reçetelere olan imanımızda boğuyoruz.

İster yenilerle ister eskilerle, ister insanlarla ister nesnelerle olsun, yaz flörtleri uğruna yapılan İlkbahar diyetleri Sonbaharda depresyon olarak geri dönecektir. Tazelenme mevsimi olan Baharı, kendi üstümüzde düzgün bir budama değil gelişigüzel bir kesip biçme mevsimine çevirdiğimizden beri, körelttiğimiz filizler Sonbaharda nasırlaşıp Kış zamanları kangrenleşir oldu. Gelecek Baharda kangrenlerden kurtulacağız derken daha da vahşi bir kesip biçme daha yapacağımız muhakkak. Tazelenme bir kenara, yıprandıkça yıpranacak bedenler ve bedenlere bağlı akıllar.

Hayattaki fazlalıklardan kurtularak tazelenmek, diyet yapıp biçimlenmekten daha fazla emek gerektirebilir. İnsanın ihtiyacı olan yiyeceklerin ne çok çeşitli olduğunu ara sıra hatırlayarak şu ya da bu reçetenin öyle çabucak kalıcı sonuçlar getirmeyeceğini aklımızın bir köşesine yazabiliriz. Belki de ne yenmesi değil ne yenmemesi üzerinde durmak gerekir. Belki diyet reçeteleri yerine, uzak durulması gereken yiyeceklerin listesine kulak vermek gerekir. Belki de incelmenin ve ince kalmanın yolu yememek değil doğru düzgün şeyler yemektir. Belki de mesele kilo vermek, incelmek değil bedeni ve ruhu zinde ve formda tutmaktır. Manken, artist takımının yaptığı diyetler onların yaşam biçimleri ve diğer alışkanlıkları arasında işe yarıyor olabilir. Belki bizim de kendi yaşam biçimimiz ve alışkanlıklarımız içinde kendimize özgü bir yeme düzeni oluşturmamız gerekir.

Tazeleme, belirli bir düzenlilik içinde ve yeni filizlerin yolunu açacak bir budama biçimi. Diyet ise yalnızca o anda ve o koşullarda göze hoş görünmeyeni ayıklama çabası. Doğanın ise kolay kolay önüne geçilemez gelişme ve kendini gösterme biçimleri var. Yeni filizlerin önü tıkanınca depresyon yumrularının yolu kolayca açılıveriyor.

Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>