-renkleri karışmış- resimdeki tavla oynayan Kız’a

SillyPoet  -renkleri karışmış- resimdeki tavla oynayan Kız’a Zorunlu hareketler: Rumuz: …sayfa sayfa okuyacam, lakin gücüm yetmiyor…. oğlum! Kavuşmak lakırdısını uzatmasan bu gece! anasonla çiğerleri şişirmişsin bir kere… oOo dostum! bakın kimler gelmişler, Belki bizi sevmişler, O’ndan erken dönmüşler. Resim diye şiir vardı içindeyim bu gece, içinde bir hatun vardı; sokulmuşum sessizce. Siz burada garsonsunuz, unutmuşum içince, sesinizi duydum ama ölmüştünüz beş kere, Sokak görse tanır mı ki yamacıma gelince. Serbest program: Bakın size ne anlatıcam,

Hakir

Pelin Topçu Sırtınızda el örgüsü hırkanız Yüzünüzde kırkbeş günlük sakalınız Kaba saba sözleriniz Reddedişiniz Sevilmeye izin vermeyişiniz Bağırarak sevişmeniz Alay edişiniz Doğru sözleri söylemeyişiniz İnsanlığı sevişiniz İnsanları sevmeyişiniz Lütuf saydığınız sözleriniz Hayata ara verişleriniz Gidişleriniz Geri gelişleriniz Puslu gözleriniz Kibar elleriniz İle tezat olan hantal bedeniniz İle tezat olan yürümeniz Bir hayalet gibi Ve siz Bu halinizle Beni nasıl sevdiniz?

Yazamasam İstiyorum

Neslihan Öztürk buldum! ben yazabilmek değil başkalarının hayatlarını yaşamak istiyor olabilirim. görüyorum, sonra gördüğüm en içime değiyor, sonra yazmak istiyorum, sonra kelime yetmeyince yazmayıp sinirleniyorum ya… işte o. ben başkaları olmak istiyorum. bir başkası olmak değil. başkaları olmak, sonra da nesli halime geri dönmek… edepsizlik etmek istiyorum yani. edepsizlik edip başkalarının olduklarını varsaydığım, gördüğümü ve anladığımı sandığım hallerini dillendirip orgazm olmak, sonra insanların sağa sola bulaşan menilerini temizlerken yazdıklarımı unutmak istiyorum. unutarak, tecavüz ettiğim insanların hayatları gibi kendi hayatımı da katletmek istiyorum.

Gece Okulu

Melih Özuysal Bu küçük şehirde ne çok anısını bırakıp gitmişti. Şimdi yıllar sonra yine bir yaz gecesi bu şehrin sokaklarındaydı. Üstelik yine saatlerin en acımasızı, en duyarsızı ve en sıkıcısı olan gecenin 10uydu. Yürüdükçe, bir zamanlar hayallerini paylaşacak hiç kimseleri bulamamış olan ayak izlerine rastlıyor ve onların hala için için kanayışını duyuyordu. Hazır canı yanmışken, izler onu gençlik yıllarını geçirdiği mahalleye getirdi ve sokağın başında onu, yalnızlıkla ilk tanıştıran şey, kısa kambur gölgesi karşıladı.

Gregor Samsa Size Bakıyor

   Ceren Suntekin* Bir sabah uyandığında bir böceğe dönüştüğünü gören Gregor Samsa, tüm olağan günlük işlerini bu haliyle yapmaya çalışır. ** Biz bir gün uyandığımızda kent yerle bir olmuş, insanlar gitmiş, mahalle dönüşmüş mü olacak? Emlakçıya gittim ta şurdaki ev için. Adam dedi, ev sahibi hırkızdır, bi de akrep varmış çok. Şu yan köşedeki ev olsa, girişin de altı biliyo musun, üç tane odası var sadece, 400 diyor; 300 dese, 350 dese bile geçerim ama 400 çok. Bazı ev vardır pahalı, bazı ev vardır içi çok kötü, bazısı vardır komşuları iyi değil, hep bekâr, hep hırkız…

Paso Doble

  Coya Patlak bisiklet lastiğini bile eğretileyen, dizginini kendi istediğinde sadece kendi istediğinin eline kendi istediği kadar veren, ruhunu gömleği sanan adamla, hala eski otobüs biletlerinin arkasında şiirler bulan ve bulduklarından küstahça medet uman, zamanı kayık, çekirdeği çürük, ruhu kaçak kadın, bir tek yalnız uyuyamadıklarında soyarlarsa ruhlarını birbirlerinin önünde, bunun sonu ancak felaket olur. Fakat ne adam vazgeçer biçim vermekten tedbirli teslimiyetine, ne de kadın kıymet verir dizginlerin ellerinde bıraktığı kesiklere.

Yokluğumun Seyir Defteri

Coya karanlığımın yüzüme yakıştığı saatler – bazen şehrin karanlığına denk düşer, saçmalarcasına ıskalar ya bazen, şahitsin – ben yine inimde yurtsuzluğumla bozmuşum yerde haritalar, fotoğraflar ve biletler bu kez, yosma memleketlerden, metres ikamelerden, bir de su bardağından bozma şarap kadehi, başka türlü olmaz ya aidiyetlerimden vazgeçmişim elde kibrit hazır beklerken, dimağım halka halka, is is lekeli, kutunun içi darmadağın – söylenecekse bu saatte söylenmeli dinleyeceksin bu yüzden, elin mahkum -

Paris brulé-t-il?

  Ebru “Şebzindedâr” Akman Biliyorum ki derin bir kuyunun içindesin, biliyorum ki kuyu dışında, kuyuda olduğun gerçeği dâhil hiçbir şeyin bir önemi yok. Karanlık duvarları seyretmekten ve yâd edişte boğulmaktan başka bir şey istemiyorsun. Geleceği yâd edip durmak istiyorsun, kaybedildiğinden emin. Geçmişi umut edip durmak istiyorsun, yaşanacağından emin. Öylece durmak ve hayatının -rivayet bu ya- ölüm anında geçtiği gibi gözlerinin önünden geçişini seyretmek istiyorsun.