Şehir
September 18th, 2008 at 12:37 am (Seyahatname)

Yağmur yağdı, şehir çağırdı, pabucum yarımdı, uzaktaydım, çıkamadım dışarı, oynayamadım…
Güzelsindir şimdi sen. Kimselere koklatmadığın hanımellerini saklamışsınıdır bana, bir tek benim ayağımı kaydırmayan kaldırım taşlarıyla döşemişsindir gizli geçidimi. Pazarlarını kurmuşsundur, her gün gök delindiği halde her düşen damlaya ağzı açık bakan, içine bir türlü almadığın göçebe ruhlar ordan oraya kaçışırken sükunetime güvenip tezgah altlarını doldurmuşsundur benim için. En sevdiğim kahveyi yıkıp yerine en sevmediğim dükkanı dikmişsindir beni sınamak için kesin; her köşeni ezbere bildiğimi sansam da en ummadığım yere bir köy şöminesi yerleştirmişsindir gönlümü almak için kesin. Yaptığının sahtekarca olduğunu bilirim, şaşkınlığımın sahtekarca olduğunu bilirsin, dükkanı gezer çıkarım, şöminenin dibine kıvrılırım, sesim çıkmaz, sesin çıkmaz, define haritanı kimselere vermem şehir.
Şehir, hani başka bir beden kokarken, üstünde yılların kokusunu taşıyan adamla kaçtım ya bir şehre, sevilmeye kazanılmış bisikletleriyle flört ettim ya bir de yetmezmiş gibi, saatsizliğiyle sarhoş oldum ya, vallahi senin yerini tutsun diye değil, vallahi sana kumalık etsin diye değil. Bir rüya gördüm inanamadım, o rüyadan uyanamadım, uyanmışlığımla kalamadım, affet şehir. Yalnız senin nemin yanağımda, bir tek senin kokun yakamda, sadece senin çürüğün boynumda, resmin hep göz-beyin aramda, yemin şehir.
İçinde sıkıştığım kutunun küfünden kirlenmeyeyim diye başımın üstünde tuttuğum şemsiyeyi atıp çırılçıplak geleceğim, toprağını giyeceğim, hiç üşümeyeceğim bazen şımarıklık yapıp üflediğin soğuğunda, içinde, yanında, üstünde, altında, önünde sonunda şımarıp yağmuruna karışacağım, kabul et şehir.
Mutluluğun resmi gri, onu sana ilk değdiğim gün çizdin. Resmin içinde kaybolmaya geliyorum, bekle şehir.
Popularity: 12% [?]
