Türkiye Geri Kalmış bir Ülke midir? Bölüm 2: Düşünme ve Konuşma

 geri-kalmis-2.jpg

Ekrem Düzen

Eğitim-Ekonomi Makası

Bizim Ülkemiz’in gelişme ihtiyacı içinde olduğunu gösteren şık sözlerden birisi -yarı istihza ile fakat sert vurguyla hemen her alanda sarfedilen- “Eğitim şart!” sözüdür. O kadar ki gelişmişlik-geri kalmışlık durumumuzla ilgili konuşmalarımızın içinde eğer matbaanın ülkemize üç yüzyıl geç gelmiş olması geçmiyorsa bile “Eğitim şart!” sözü mutlaka geçer. Bu konuşmalarda bir türlü sonlandırılamayan tartışma başlıklarından biri şudur: Acaba ülkemizde ekonomi gelişmemiş olduğu için mi eğitimde de yetersiz kalıyoruz yoksa eğitim yetersiz olduğu için mi ekonomi de bir türlü çıkışa geçemiyor? İşi kısadan kesmeyi sevenler “İkisi de şart!” diyerek ikisine de aynı anda yüklenmek gerektiğini söylüyor. Ve sonra aynı döngüye yeniden giriyoruz: Hangi ‘eğitimli’ insanlarımızla girişeceğiz bu işlere ve hangi ‘ekonomik’ altyapıyla?

Acaba eğitimi de ekonomiyi de aynı anda etkisi altına alan üçüncü bir unsur var mıdır? Sinsi sinsi aslında her ikisini de geri bırakan ama özellikle birinin ileri atılmasını engelleyen? eserin devamı »

Popularity: 26% [?]

Allah Yazdıysa Bozsun!

muhendis.jpgPınar Elmasoğlu

Ben üniversitede öğrenciyken, bir mühendislik öğrencisi ile flört etmek, kız yurdunda -özellikle de Sosyal Bilimler okuyan kızlar arasında- ikinci sınıf muamele görmeye neden olan bir hadiseydi çok afedersiniz. Evet, öyleydi.

Felsefecilerin çok popüler olduğu bir dönemde öğrenciydim ben. Felsefeci sevgili sahibi olmak epey bir şey demekti; adam aşkın tarifini yapana kadar siz öbür tarafa geçmiş olurdunuz; bir nevi beden dışı deneyim. Vardı benim de felsefeci bir sevgilim, günlerimiz bu sandalye var mı yok mu, varsa benim gördüğüm gibi mi var, o sandalyeyi benim gördüğüm gibi yapan şey, yani benim algım hangi gerçeklikte filan tartışarak geçerdi.  Ağzından bir kere bile “aşığım sana”   gibisinden hafif meşrep bir cümle çıkmamıştır, o derece entelektüel bir adamdı kendisi. eserin devamı »

Popularity: 12% [?]

Şehir

lamba012.jpg

Coya

Yağmur yağdı, şehir çağırdı, pabucum yarımdı, uzaktaydım, çıkamadım dışarı, oynayamadım…

Güzelsindir şimdi sen. Kimselere koklatmadığın hanımellerini saklamışsınıdır bana, bir tek benim ayağımı kaydırmayan kaldırım taşlarıyla döşemişsindir gizli geçidimi. Pazarlarını kurmuşsundur, her gün gök delindiği halde her düşen damlaya ağzı açık bakan, içine bir türlü almadığın göçebe ruhlar ordan oraya kaçışırken sükunetime güvenip tezgah altlarını doldurmuşsundur benim için. En sevdiğim kahveyi yıkıp yerine en sevmediğim dükkanı dikmişsindir beni sınamak için kesin; her köşeni ezbere bildiğimi sansam da en ummadığım yere bir köy şöminesi yerleştirmişsindir gönlümü almak için kesin. Yaptığının sahtekarca olduğunu bilirim, şaşkınlığımın sahtekarca olduğunu bilirsin, dükkanı gezer çıkarım, şöminenin dibine kıvrılırım, sesim çıkmaz, sesin çıkmaz, define haritanı kimselere vermem şehir. eserin devamı »

Popularity: 10% [?]

Bir Kentin ‘Yer’leri ve ‘Mekân’ları

yer01.jpgÖzlem Yalçınkaya

19 Mayıs 2008 tarihli elektronik posta.

Buraya dün geldim.

Bu coğrafyaya henüz bahar yetişememiş.

Son bir haftadır en çok hissettiğim şey, soğuk.

Yalnız, dün gördüklerim bana başka şeyler de hissettirdi.

İlk defa, bundan 40-45 gün önce gelmiştim buraya. Çok kasvetli bulmuştum. Dün sabahın erken saatlerinden bu sabaha kadar buradaki proje grubuyla kenti keşfettim. Aslında keşfettiğim şey kent değil bir grup gencin kendi alanını nasıl yoktan var ettiğinin hikâyesiymiş.

Galiba doğru kelime keşif değil ya neyse.

Birçok Anadolu kenti gibi burada da kadınların arkadaşlarıyla akşamları gidebileceği, içip eğlenebileceği bir mekân yok. Öğrenci evlerine karşı cinsten ziyaretçi gelmesi söz konusu bile değil. Sokaklar ve kentin kuruluş şekli hiçbir türlü kaçamağa izin vermiyor. eserin devamı »

Popularity: 9% [?]

Falıma Baktım, Sen Yoktun

kipti011.jpgÖzgür Erbaş

Haklısın. Kim inanır başka birini senin için bıraktığıma! Haklısın elbet. Kim seni - nihayetinde milyarlarca kişi arasından biri- dünyadaki herkese tercih eder ki? Hem niye etsin ki! Yarışır vaziyette, içerde sevişirken dışarıda kim bilir neler kaçırıyorum diye endişe edilen bir zamanda, kim kimi umuda ihtiyaç duymadan bekler ki! Niye yapsın ki!

Haklısın evet. Ben yaptım. Yaptım ve bunun ne vicdan yükünü ne karşılıksızlığını ne de imanının bedelini bir başkasının sırtına yıktım. Ben bekledim, ben kaybettim, ben kazandım. Yıllar sonra bugüne yeniden baksam, yine aynılarını yaparım. Biliyorum. Ben, iman sahibi insanım. İman edenin, yolundan dönme şansı yoktur. İhtiyacı da. eserin devamı »

Popularity: 11% [?]

Seyrek Kül

firtina-gozu1.jpg

Belgin Zorlu

Magmayı çözüyorum. Odacığını da işgal ediyor püskürmelerim. Medeniyetimi de sınırsız tatmin ediyorum. Hayal edilenin aksine, duman ya da ateş değil ki. Bu, Sicilya’da kireç taşı katmanlarının arasında sıkışmış olandan. Şöyle bir geriye doğru itele bedenini, kollarını iki tarafa yasla. Tozu göreceksin. Aman kavuşturma ellerini ha.
Sen şimdi ateşten de korkarsın.

Dur dur! Daha kavuşturma ellerini, kal öyle. eserin devamı »

Popularity: 11% [?]

Malzeme

bilye011.jpgCoya

Dönüştüremediklerinden ne çabuk vazgeçiyorsun. Eğretileyemediklerini ne kolay gözden çıkarıyorsun. Bozamadığın, bozduramadığın, iyileştiremediğin, yanında iyileşmediğin, söndüremediğin, şişiremediğin, boyayamadığın, güzelleştiremediğin dostlardan, düşmanlardan, sevgililerden, metreslerden, şehirlerden, kıyılardan, köşelerden ne de erken sıkılıyorsun. Bir şeyin hayatında kalma olasılığı = tanrıcıklığının oranı = dönüşümü/parmağın. Biçim vermiyorsan denklem çözümsüz. Malzeme çıkmıyorsa denkleme değmez. eserin devamı »

Popularity: 11% [?]

Başkası(n)

the-other-2.jpgEkrem Düzen

İnsan, nihayet başkalarından dolaşarak yine kendine gelebilir, bu kendine geliş için onlarca kendinden geçiş bedeli ödemiş olmak kaydıyla. Sen başkasın. Sen sormadın, onlar da söylemediler. Lakin her zaman bir işgüzar, bir malumatfuruş, bir ukala, bir dangalak bulunur -sorulmamış soruların yanıtlarını verme heveslisi. Böyleleri cebinde taşır o yanıtları, o yankıları. Onlar, kırık aynalar olarak gelmişlerdir dünyaya. İşleri budur, görevleri vardır; o kırık parçalardan bir bütün resim yapıp gösterirler dünya âleme ki bir gün kendileri de başka olabilsin; bir kibrit çakımının ömrü kadar bile olsa kırık bir ayna parçasından öteye varolabilsin. eserin devamı »

Popularity: 12% [?]