<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Comments on: Jurassic Park IV: Tuncblake&#8217;i Öldürmek&#8230;</title>
	<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/</link>
	<description>Eleştirel Düşüncenin ve Sanatın Mabedi</description>
	<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 09:41:55 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
		<item>
		<title>By: Tuncblake</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-379</link>
		<dc:creator>Tuncblake</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2008 10:57:50 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-379</guid>
		<description>şimdi geldik son bölüme... Bu Bölümü size mahsus isimlendirip bitiriyim:

Keremin Balonları, Ayhanin : İmparatorlugun Kapı Kulları:

Kerem malum önce akpye karşı ordu muhtırasından yola başladı yani orda kendine nihayet marxizmden dönmek için ideal pre-texti buldu... Akp saflarına transfer için bir sebebi olabilir fazla dokanmayalım... Fekat o ne? Orda hızını alamayıp bir de "Yalan Balonları patlıyor" diyerek globalizmin ne kadar iyi bir şey olduğunu türkiyedeki bir kaç kemalistin muhalefetinden çıkarttığı tezleri esasen akp tartışmasından yola çıkarak bu bir kaç enayi ulasalcının tezlerini mahkum edip bu sefer akpciliği planet çapında bir ideoloji haline getirmeye çalıştı tabii bu uzun yazıları kısaca varolanin onaylanmasından ibaretti ve dogal olarak akpnin amerikan versiyonu cumhuriyetçi lerle yolları kesişti ki haklı olarak ona varolan gidişattan memnun olanların bu isten ekmek yiyenlerle ilgili mesafesi soruldu Bush ve neo-conlara mesafesi soruldu o aşamada herhalde burdan döner derken o ne? Artık Kerem bilimsel kanıtlarını son noktaya götürüp beyaz sarayda Bushla yaverleri arasındaki konuşmaları psikolojik güçle simüle edebildiğini gösterdi! Bu hayali konuşmaları globalizmle ilgili tezlerine bir kanıt olarak sunması artık önemsizdi bu performative art karşısında şapkamı çikarttım. Fekat kerem rolüne kendini çok kaptrmış olucakki kendine yönelik muhalefeti hala "terörizan" yada "assimetrik savaş" olarak tamamlıyor bu işte ileri gidip mahlas ismimi bile kamusal yapmaktan çekinmedi bir nevi globalizmin dogu perinçekliğine hazır bir görüntü...:) Ne gam geçer dedik şimdide popülizme en eski anti-kommünist argümanlarla (pol pot filan) geri döndü e balon tabi yavaş yavaş sönüyor...  Bush gidici giderken akpsinide yanına alıcak ve akp namına akpye eleştirenlere faşist diycek kadar ileri gidenlerin bir mayısla tuzlayla hiç bir zaman geri ödenmeyen demokrasi namına verilen sub-prime kredilerin çöküşüyle akp ve globalizmin balonları patlıyor... Artik o balonları genelkurmay gazıyla bile şişirmek mümkün diğil! Her zaman kendini iktidar ve varolanin eleştirel olmayan onaylanmasına adayan Kerem ve Ayhan gibiler yaklaşan devrim karşısında değişimin verdiği telaşı görüyorum: yavaş yavaş globalist merkeziyetçileğe karşı devrimci çeşitlilik kendi parametlerini koyucak ve şort giyip merkeziyetçiliğe oy veren keremin istemem yan cebime koy yoluyla akpci Ayhanın balonları patlıycak!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>şimdi geldik son bölüme&#8230; Bu Bölümü size mahsus isimlendirip bitiriyim:</p>
<p>Keremin Balonları, Ayhanin : İmparatorlugun Kapı Kulları:</p>
<p>Kerem malum önce akpye karşı ordu muhtırasından yola başladı yani orda kendine nihayet marxizmden dönmek için ideal pre-texti buldu&#8230; Akp saflarına transfer için bir sebebi olabilir fazla dokanmayalım&#8230; Fekat o ne? Orda hızını alamayıp bir de &#8220;Yalan Balonları patlıyor&#8221; diyerek globalizmin ne kadar iyi bir şey olduğunu türkiyedeki bir kaç kemalistin muhalefetinden çıkarttığı tezleri esasen akp tartışmasından yola çıkarak bu bir kaç enayi ulasalcının tezlerini mahkum edip bu sefer akpciliği planet çapında bir ideoloji haline getirmeye çalıştı tabii bu uzun yazıları kısaca varolanin onaylanmasından ibaretti ve dogal olarak akpnin amerikan versiyonu cumhuriyetçi lerle yolları kesişti ki haklı olarak ona varolan gidişattan memnun olanların bu isten ekmek yiyenlerle ilgili mesafesi soruldu Bush ve neo-conlara mesafesi soruldu o aşamada herhalde burdan döner derken o ne? Artık Kerem bilimsel kanıtlarını son noktaya götürüp beyaz sarayda Bushla yaverleri arasındaki konuşmaları psikolojik güçle simüle edebildiğini gösterdi! Bu hayali konuşmaları globalizmle ilgili tezlerine bir kanıt olarak sunması artık önemsizdi bu performative art karşısında şapkamı çikarttım. Fekat kerem rolüne kendini çok kaptrmış olucakki kendine yönelik muhalefeti hala &#8220;terörizan&#8221; yada &#8220;assimetrik savaş&#8221; olarak tamamlıyor bu işte ileri gidip mahlas ismimi bile kamusal yapmaktan çekinmedi bir nevi globalizmin dogu perinçekliğine hazır bir görüntü&#8230;:) Ne gam geçer dedik şimdide popülizme en eski anti-kommünist argümanlarla (pol pot filan) geri döndü e balon tabi yavaş yavaş sönüyor&#8230;  Bush gidici giderken akpsinide yanına alıcak ve akp namına akpye eleştirenlere faşist diycek kadar ileri gidenlerin bir mayısla tuzlayla hiç bir zaman geri ödenmeyen demokrasi namına verilen sub-prime kredilerin çöküşüyle akp ve globalizmin balonları patlıyor&#8230; Artik o balonları genelkurmay gazıyla bile şişirmek mümkün diğil! Her zaman kendini iktidar ve varolanin eleştirel olmayan onaylanmasına adayan Kerem ve Ayhan gibiler yaklaşan devrim karşısında değişimin verdiği telaşı görüyorum: yavaş yavaş globalist merkeziyetçileğe karşı devrimci çeşitlilik kendi parametlerini koyucak ve şort giyip merkeziyetçiliğe oy veren keremin istemem yan cebime koy yoluyla akpci Ayhanın balonları patlıycak!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Tuncblake</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-368</link>
		<dc:creator>Tuncblake</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 19:48:14 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-368</guid>
		<description>Devrimcinin Genetik Kodları 1:

Devrimin evrimi:

Sanırım yirminci yüzyılın başında böyle bir tartışma olmuş ortodox marxistler, devrim için işçi sınının hazırlanması ama kapitalizm çokene kadar iktidarın alaşağı edilmemesi gerektiğini savunurken kendisine devrimci diyen diğerleri emperyalizmle kapitalizmin yeni bir kaynak buldugunu dolayisiyla sosyalist dönüşümün ancak  ve ancak iktidarin ele geçirilmesiyle mümkün oldugunu savunmuşlar. Sonuçta bu tartışma ikinci ve üçüncü enternasyonel olarak solun bölünmesine sosyal demokrat (bekleyecimler) ve komümünistler hemen hemen yapaımcılar şeklindeki bölünmeye kaynaklık etti. Tabii bu tartışmalar avrupa içindeydi. Sonrasında üçüncü enternasyonal az gelişmiş dünya için ulusal kurtuluştan sosyalizme uzanan yeni bir program geliştirdi ki bu program çerçevesinde kemalizmi destekleyip belkide cumhuriyetin kurulmasında en büyük rolü sovyetlere vermiş oldu. Doğu halkları kongresi aslında cumhuriyetin kurulusündaki sivas kongresi kadar önemli bir olaydır.  öte yanda karşılık sosyal demokratlar iktidarda ortak edildiler (işçilere (sadece erkeklerine) genel oy hakkı yirminci yüz yılın başında verildi) onlarda savaşda ülkelerinin hükümetlerini desteklediler.

Sovyetlerle (yada üçüncü enternasyonal yada ozamnki adiyla komüntern) sömürgeler arasındaki ilişkinin baharı fazla uzun sürmedi Stalin tek ülkede sosyalizm mümkündür deyip Trotski ve yandaşlarını sovyetlerden sürdü ve ispanyada emperyalistlere cumhuriyetçilere karşı işbirliği yapti (o zaman ispanya periferiydi). Ne talihsizlikki sovyetlerin gerçek yüzü tam ortaya çıkmadan ikinci dünya savaşı başladı ve sovyet nazi ittifakı devrimcileri gafil avladı.

Ikinci dünya savaşının sonrasında iki büyük mesele vard: Sovyetler ve Kapitalizmin bekçisi ABD. Bağımsızlar hareketi bu dünya egemenliği için mücadele eden iki gücün ekseni dışına çıkmak için doğmuştur mesela. Neyse dağılmayalim. O zamanlar bunlardan birinin hegomanyasından kurtulmak isteyen öteki ağına düşerdi yani durum trajikdi. O zamanlar amerika ve kapitalizmin etkin olduğu her yerde en ufak bir demokrasi talebi sovyetlerin hizmetinde olmakla eşdeğer tutuler ve gerekirse işgal (vietnam) gerekirse katliam (endonazya) gerekirse darbe (şili arjantin ve türkiye) cezalandırılırdı... Fekat komünizm öyle bir korkuyduki büyük kapitalistler kendi içlerindeki tehlikeyi berteraf etmek için taviz vermeye razı olurlarlardı özellikle 68 sonrası genişleyen refah devleti aslında devrimci hareketlere verilen bir tavizdi. Yani dikkat reformcu diğil devrimci. Böyle tavizlerle devrimci yoğunlasmalar dağıtılır muhalifler sistem içine çekilirdi kalanlarda marjinalize edilirdi. Tabiki bu bir idare (hükmetme) kapasitesi ki sovyetlerde yeteri kadar olmadığı icin onlar bastırmayı göreceli uzlaşmaya tercih ettiler. 

Böylelikle burjuvazi yönetme sanatında yeni bir tepe noktası yaptı manüplasyon ve pazarlık, uzlaşma. Tabi buda gene birinci dünyaya mahsus bi kapasite türkiyemiz diğer sanatlarda olduğu gibi bu sanattan da nasibini yeterince alamadı; bizde yöneten sınıf balyozu (yetmiş darbesinin kod adı Balyoz Operasyonuydu...) tercih etti balyozla yönetme sanatı! Fekat bizdeki darbeler diğerlerinde genede daha insaflı sayılabilir. Arjantinde muhalifleri uçakdan atmak (paraşütsüz...) iranda katliamdan geçirmek gibi daha fenaları vardır... Neyse yetmişler sistemle göreceli uzlaşma yoluyla dönüşüm ümidinin eridiği yıllardır; barışıçı geçişleri savunan hareketler bilhassa hedef alınmıştır (Bahçelievler katliamında öldürülen yedi TİPli klasik bir örnektir). Bu balyozcu hareketler yetmişlerden bu güne kadar gelmiştir BBP MHP ve DYP, AKP bu dönemden kalan devamlılığı olan klasik sağın varyasyonlarıdır ve esasen saldırganlardır; kürt sorununa ve yakında bir mayisa yada Tuzla tersanesine iktidarın refleksleri (Çalişma bakanı Tuzladaki ölümlerin dış kaynaklı olduğunu öne sürmüştü...) benzerdir. Ancak 80lerden itibaren yetmişlerin devrimci hareketlerinin aktörleri kendini yenilemeyi denemiş ve bir nevi çağı yakalama telaşına düştümüşlerdir. Bu sadece türkiyede diğil bütün avrupada böyle; Italyan komünistlerinden eski 68lilerin kurduğu alman yeşil hareketine kadar. Yani bir özeleştiri süreci yaşandıki bu bir ölçüde anti-globalist harekette kendini ifade etti. Benzer bir şekilde güney amerikada da bir yenilenme bu gün seçimle iktidara gelen sol hareketleri yarattı. Burda not edilmesi gereken en önemli değişim ideoloji ile politika kavramlarının ayrilması günlük siyasetin ideolijiden kopuşu oldu. Neyse yani en önemli gelişme sovyetlerin sahneden çekilişi ile devrimci hareketlerin özgürleşmesi ve ideolojik olmakdan bir nevi sebolizmden kurtulmak oldu. Ancak karşı devrimci hareketler bu evrimi geçirmediler aksine gittikçe açıklaması (justification) imkansızlaşan adaletsizliği ört pas etmek için daha ideolojikleşme yoluna gittiler; Bush ve evanjelistler yada AKP ve islamistler buna iyi birer örnekdir.



Ek1: Emperyalizmi ilerici güç ilan edip globalizmi selamladığına göre Kerem cumhuriyetçi parti ve ideolojik Irak işgalini açıkla yanliz bunu kafanda duyduğun seslerle diğil daha bilimsel ve tarihsel kanıtlar yapabilirsen yap. Ve  AKP demokrasi yanında bir güç ilan ettiği için Ayhan; AKP nin tarihsel gelişimini türk sağinin tarihsel gelişiminde neden farkı oldüğünu göster. Eğer bunları yapamıyorsa`nız tercihleriniz ideolojiktir yani inandığiniz icin sagcısıniz yoksa herhangi bir klinik analiz yoktur bunu arkasında. YAda cumhuriyetten nefret ettiğiniz için....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Devrimcinin Genetik Kodları 1:</p>
<p>Devrimin evrimi:</p>
<p>Sanırım yirminci yüzyılın başında böyle bir tartışma olmuş ortodox marxistler, devrim için işçi sınının hazırlanması ama kapitalizm çokene kadar iktidarın alaşağı edilmemesi gerektiğini savunurken kendisine devrimci diyen diğerleri emperyalizmle kapitalizmin yeni bir kaynak buldugunu dolayisiyla sosyalist dönüşümün ancak  ve ancak iktidarin ele geçirilmesiyle mümkün oldugunu savunmuşlar. Sonuçta bu tartışma ikinci ve üçüncü enternasyonel olarak solun bölünmesine sosyal demokrat (bekleyecimler) ve komümünistler hemen hemen yapaımcılar şeklindeki bölünmeye kaynaklık etti. Tabii bu tartışmalar avrupa içindeydi. Sonrasında üçüncü enternasyonal az gelişmiş dünya için ulusal kurtuluştan sosyalizme uzanan yeni bir program geliştirdi ki bu program çerçevesinde kemalizmi destekleyip belkide cumhuriyetin kurulmasında en büyük rolü sovyetlere vermiş oldu. Doğu halkları kongresi aslında cumhuriyetin kurulusündaki sivas kongresi kadar önemli bir olaydır.  öte yanda karşılık sosyal demokratlar iktidarda ortak edildiler (işçilere (sadece erkeklerine) genel oy hakkı yirminci yüz yılın başında verildi) onlarda savaşda ülkelerinin hükümetlerini desteklediler.</p>
<p>Sovyetlerle (yada üçüncü enternasyonal yada ozamnki adiyla komüntern) sömürgeler arasındaki ilişkinin baharı fazla uzun sürmedi Stalin tek ülkede sosyalizm mümkündür deyip Trotski ve yandaşlarını sovyetlerden sürdü ve ispanyada emperyalistlere cumhuriyetçilere karşı işbirliği yapti (o zaman ispanya periferiydi). Ne talihsizlikki sovyetlerin gerçek yüzü tam ortaya çıkmadan ikinci dünya savaşı başladı ve sovyet nazi ittifakı devrimcileri gafil avladı.</p>
<p>Ikinci dünya savaşının sonrasında iki büyük mesele vard: Sovyetler ve Kapitalizmin bekçisi ABD. Bağımsızlar hareketi bu dünya egemenliği için mücadele eden iki gücün ekseni dışına çıkmak için doğmuştur mesela. Neyse dağılmayalim. O zamanlar bunlardan birinin hegomanyasından kurtulmak isteyen öteki ağına düşerdi yani durum trajikdi. O zamanlar amerika ve kapitalizmin etkin olduğu her yerde en ufak bir demokrasi talebi sovyetlerin hizmetinde olmakla eşdeğer tutuler ve gerekirse işgal (vietnam) gerekirse katliam (endonazya) gerekirse darbe (şili arjantin ve türkiye) cezalandırılırdı&#8230; Fekat komünizm öyle bir korkuyduki büyük kapitalistler kendi içlerindeki tehlikeyi berteraf etmek için taviz vermeye razı olurlarlardı özellikle 68 sonrası genişleyen refah devleti aslında devrimci hareketlere verilen bir tavizdi. Yani dikkat reformcu diğil devrimci. Böyle tavizlerle devrimci yoğunlasmalar dağıtılır muhalifler sistem içine çekilirdi kalanlarda marjinalize edilirdi. Tabiki bu bir idare (hükmetme) kapasitesi ki sovyetlerde yeteri kadar olmadığı icin onlar bastırmayı göreceli uzlaşmaya tercih ettiler. </p>
<p>Böylelikle burjuvazi yönetme sanatında yeni bir tepe noktası yaptı manüplasyon ve pazarlık, uzlaşma. Tabi buda gene birinci dünyaya mahsus bi kapasite türkiyemiz diğer sanatlarda olduğu gibi bu sanattan da nasibini yeterince alamadı; bizde yöneten sınıf balyozu (yetmiş darbesinin kod adı Balyoz Operasyonuydu&#8230;) tercih etti balyozla yönetme sanatı! Fekat bizdeki darbeler diğerlerinde genede daha insaflı sayılabilir. Arjantinde muhalifleri uçakdan atmak (paraşütsüz&#8230;) iranda katliamdan geçirmek gibi daha fenaları vardır&#8230; Neyse yetmişler sistemle göreceli uzlaşma yoluyla dönüşüm ümidinin eridiği yıllardır; barışıçı geçişleri savunan hareketler bilhassa hedef alınmıştır (Bahçelievler katliamında öldürülen yedi TİPli klasik bir örnektir). Bu balyozcu hareketler yetmişlerden bu güne kadar gelmiştir BBP MHP ve DYP, AKP bu dönemden kalan devamlılığı olan klasik sağın varyasyonlarıdır ve esasen saldırganlardır; kürt sorununa ve yakında bir mayisa yada Tuzla tersanesine iktidarın refleksleri (Çalişma bakanı Tuzladaki ölümlerin dış kaynaklı olduğunu öne sürmüştü&#8230;) benzerdir. Ancak 80lerden itibaren yetmişlerin devrimci hareketlerinin aktörleri kendini yenilemeyi denemiş ve bir nevi çağı yakalama telaşına düştümüşlerdir. Bu sadece türkiyede diğil bütün avrupada böyle; Italyan komünistlerinden eski 68lilerin kurduğu alman yeşil hareketine kadar. Yani bir özeleştiri süreci yaşandıki bu bir ölçüde anti-globalist harekette kendini ifade etti. Benzer bir şekilde güney amerikada da bir yenilenme bu gün seçimle iktidara gelen sol hareketleri yarattı. Burda not edilmesi gereken en önemli değişim ideoloji ile politika kavramlarının ayrilması günlük siyasetin ideolijiden kopuşu oldu. Neyse yani en önemli gelişme sovyetlerin sahneden çekilişi ile devrimci hareketlerin özgürleşmesi ve ideolojik olmakdan bir nevi sebolizmden kurtulmak oldu. Ancak karşı devrimci hareketler bu evrimi geçirmediler aksine gittikçe açıklaması (justification) imkansızlaşan adaletsizliği ört pas etmek için daha ideolojikleşme yoluna gittiler; Bush ve evanjelistler yada AKP ve islamistler buna iyi birer örnekdir.</p>
<p>Ek1: Emperyalizmi ilerici güç ilan edip globalizmi selamladığına göre Kerem cumhuriyetçi parti ve ideolojik Irak işgalini açıkla yanliz bunu kafanda duyduğun seslerle diğil daha bilimsel ve tarihsel kanıtlar yapabilirsen yap. Ve  AKP demokrasi yanında bir güç ilan ettiği için Ayhan; AKP nin tarihsel gelişimini türk sağinin tarihsel gelişiminde neden farkı oldüğünu göster. Eğer bunları yapamıyorsa`nız tercihleriniz ideolojiktir yani inandığiniz icin sagcısıniz yoksa herhangi bir klinik analiz yoktur bunu arkasında. YAda cumhuriyetten nefret ettiğiniz için&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Tuncblake</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-365</link>
		<dc:creator>Tuncblake</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2008 23:43:46 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-365</guid>
		<description>Besinciye kadar butun soylediklerine cevabim evet.  

Demokratik sosyalizmi amaclamadigimi nerden cikardin? Ben demokrasiyle sosyalizm arasinda hic bir celiski gormuyorum (laiklikle demokrasi arasindada hic bir sorun gormedigim gibi...). Evet marxismin kendinden onceki toplum projeleri ve onlarin soyleminden bir kopus oldugunu dusunuyorum ozelliklede burjuva toplum projesinden ama bu hic bir devamlilik yok manasinada gelmiyor... Marxism ve devrim yanyana gelmez seylermi? Devrim ve demokrasi neden uzlasmaz bu varsayim sana ait benim bildigim demokrasinin hem fikir hemde pratik gelsiminde gerek amerikan devrimi gerek fransiz devrimi yada marxin da bayildigi 1848 devrimleri onemli roller oynadilar dolayisiyla devrim ve demokrasi bagdasmaz fikrine nerden geldin goremiyorum. Bua benzer olarak marxin iste sosyalizm budur dedigi fransiz komunu var buna devrim demiyceksek neye devrim diycez? 

Marxism de aydinlamayla gelismis bir harekettir ilerleyen yuzyillarda marksizmden de kopuslar oldu. Dolayisiyla kendi kaynaginin marxism oldugunu iddia her seyi ayni kefeye koyamaz olduk; benim bildigim stalin pol pot mao gibi katillerin marxist olmadigini hayatlari pahasina savunan bayagi bir marxist var hatta kapitalizmle bunlar pek ala anlasirken daha cok kendilerine yonelik marxist muhalefeti bastirmakla mesgul oldular,  dolayisiyla hakikatten zorunlu bir bag yok orda ha tabi her tur totaliterizmle savasmak lazim o bakimdan unutmamak lazim bu buyuk sahtekarliklari... 


Simdi benim sana sormam gerektigini soylemissin ama hala marx bir devrimcimiydi soruma cevap vermemissin onu hala bekliyorum.

Simdi bu isi soyle bir cerceve oturtup soyliyim: eger insan icinde bulundugu uretim iliskilerinin sekillendirdigi bir kafa yapisiyla dusunuyorsa bunun otesinde bir ufugu hayal etmek o uretim iliskilerinden bir kopusla mumkun olmaz mi? Yani sadece boyle mumkun degil midir? Eger bir grup akilli/deli bu uretim iliskilerinde adeta bir imalat hatasi olarak bu durumu anlamissa ve bu ufuk meselesininde boyle oldugunu gormusse ne yapmali? Ikincisi ayni grup gelecekte yukselen mumkun uretim iliskilerini yani varolanin aslinda kacinilmaz olarak talep ettigi belli durumlari algiliyorsa hatta biliyorsa ne yapacaklar? Daha da onemlisi eger o algiladiklari sey siyasi liberalizmse ne yapacaklar? Dahada kotusu bu insanlar eger sadece serbest mucadele kosullarinda bulunsalar (yani soz ve orgutlenme ozgurlugu) icinde bulunduklari duzeni topyekun degistiricek bir program etrafinda mutabakat sagliycak etkinlikteyseler ozelliklede varolan duzende catlaklar olusmaya ve ufuklar acilmaya basladiysa ve dahada kotusu aslinda bir noktada bu insanlarin varolan statukonun savunuculari baskisi haric hic bir sey bu mutabakati kurmalarini engellemiyorsa ne olucak?

Devrim yapilmaz olunur demisti biri... Neyse devrimci durum tanimi soyle: Yonetenler yonetemez olmussa, yonetilenler varolan duzenden temelli bir kopusun mumkun oldugunu dusunuyorsa... Devrimci icin kosullar uygundur. Kan akitmak digil: mutabakatlarin, sebekelerin (netwoks), ustuste gelmelerin (conjunctions), hayal gucu patlamalarinin olusturdu bir andir bu devrimcinin gorevi devrim olmaktir o anda! 

Kapitalizm tarihinin en buyuk krizine suruklenirken degisim icin olanaklarda artiyor...
 
Bir gun marxa sormuslari mesleginiz nedir diye?

Devamlilik meselesi: malumaliniz Nixon cini ziyaret ettiginde eski cin imparatoru ile bulusur hazret bu sirada bahcivan olarak calismaktadir ve ona fransiz devrimi hakkinda ne dusundugunu sorar? Bahcivan yorum yapmak icin erken! Diye yanitlar... Yani ne olucagi belli olmaz bence buda tarihsel kosullar devrimci Eger kuba tarihsel kosullari daha iyi temsil eden ornekse amerika bir asamada kubaya katilacaktir: kubada sosyalizmin gelecegi icin yorum yapmak icin erken diyorum: izalasyon ve baski kalktiginda hangi tarafa goc olucagini hep beraber gorucez...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Besinciye kadar butun soylediklerine cevabim evet.  </p>
<p>Demokratik sosyalizmi amaclamadigimi nerden cikardin? Ben demokrasiyle sosyalizm arasinda hic bir celiski gormuyorum (laiklikle demokrasi arasindada hic bir sorun gormedigim gibi&#8230;). Evet marxismin kendinden onceki toplum projeleri ve onlarin soyleminden bir kopus oldugunu dusunuyorum ozelliklede burjuva toplum projesinden ama bu hic bir devamlilik yok manasinada gelmiyor&#8230; Marxism ve devrim yanyana gelmez seylermi? Devrim ve demokrasi neden uzlasmaz bu varsayim sana ait benim bildigim demokrasinin hem fikir hemde pratik gelsiminde gerek amerikan devrimi gerek fransiz devrimi yada marxin da bayildigi 1848 devrimleri onemli roller oynadilar dolayisiyla devrim ve demokrasi bagdasmaz fikrine nerden geldin goremiyorum. Bua benzer olarak marxin iste sosyalizm budur dedigi fransiz komunu var buna devrim demiyceksek neye devrim diycez? </p>
<p>Marxism de aydinlamayla gelismis bir harekettir ilerleyen yuzyillarda marksizmden de kopuslar oldu. Dolayisiyla kendi kaynaginin marxism oldugunu iddia her seyi ayni kefeye koyamaz olduk; benim bildigim stalin pol pot mao gibi katillerin marxist olmadigini hayatlari pahasina savunan bayagi bir marxist var hatta kapitalizmle bunlar pek ala anlasirken daha cok kendilerine yonelik marxist muhalefeti bastirmakla mesgul oldular,  dolayisiyla hakikatten zorunlu bir bag yok orda ha tabi her tur totaliterizmle savasmak lazim o bakimdan unutmamak lazim bu buyuk sahtekarliklari&#8230; </p>
<p>Simdi benim sana sormam gerektigini soylemissin ama hala marx bir devrimcimiydi soruma cevap vermemissin onu hala bekliyorum.</p>
<p>Simdi bu isi soyle bir cerceve oturtup soyliyim: eger insan icinde bulundugu uretim iliskilerinin sekillendirdigi bir kafa yapisiyla dusunuyorsa bunun otesinde bir ufugu hayal etmek o uretim iliskilerinden bir kopusla mumkun olmaz mi? Yani sadece boyle mumkun degil midir? Eger bir grup akilli/deli bu uretim iliskilerinde adeta bir imalat hatasi olarak bu durumu anlamissa ve bu ufuk meselesininde boyle oldugunu gormusse ne yapmali? Ikincisi ayni grup gelecekte yukselen mumkun uretim iliskilerini yani varolanin aslinda kacinilmaz olarak talep ettigi belli durumlari algiliyorsa hatta biliyorsa ne yapacaklar? Daha da onemlisi eger o algiladiklari sey siyasi liberalizmse ne yapacaklar? Dahada kotusu bu insanlar eger sadece serbest mucadele kosullarinda bulunsalar (yani soz ve orgutlenme ozgurlugu) icinde bulunduklari duzeni topyekun degistiricek bir program etrafinda mutabakat sagliycak etkinlikteyseler ozelliklede varolan duzende catlaklar olusmaya ve ufuklar acilmaya basladiysa ve dahada kotusu aslinda bir noktada bu insanlarin varolan statukonun savunuculari baskisi haric hic bir sey bu mutabakati kurmalarini engellemiyorsa ne olucak?</p>
<p>Devrim yapilmaz olunur demisti biri&#8230; Neyse devrimci durum tanimi soyle: Yonetenler yonetemez olmussa, yonetilenler varolan duzenden temelli bir kopusun mumkun oldugunu dusunuyorsa&#8230; Devrimci icin kosullar uygundur. Kan akitmak digil: mutabakatlarin, sebekelerin (netwoks), ustuste gelmelerin (conjunctions), hayal gucu patlamalarinin olusturdu bir andir bu devrimcinin gorevi devrim olmaktir o anda! </p>
<p>Kapitalizm tarihinin en buyuk krizine suruklenirken degisim icin olanaklarda artiyor&#8230;</p>
<p>Bir gun marxa sormuslari mesleginiz nedir diye?</p>
<p>Devamlilik meselesi: malumaliniz Nixon cini ziyaret ettiginde eski cin imparatoru ile bulusur hazret bu sirada bahcivan olarak calismaktadir ve ona fransiz devrimi hakkinda ne dusundugunu sorar? Bahcivan yorum yapmak icin erken! Diye yanitlar&#8230; Yani ne olucagi belli olmaz bence buda tarihsel kosullar devrimci Eger kuba tarihsel kosullari daha iyi temsil eden ornekse amerika bir asamada kubaya katilacaktir: kubada sosyalizmin gelecegi icin yorum yapmak icin erken diyorum: izalasyon ve baski kalktiginda hangi tarafa goc olucagini hep beraber gorucez&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Kerem Kandemir</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-364</link>
		<dc:creator>Kerem Kandemir</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2008 21:53:27 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-364</guid>
		<description>Hazret,

Yani iyi ki birkaç kazık soru sorduk... Sen suallerimize düzgün (relevant) cevap verebilme hüsn-ü niyetiyle, kalibrasyon yapmak için, bizim sana sorduğumuzun üç katı soru sordun, maaşallah. :-P

Esasen, yazımız gerekli özen ve dikkatle okunsa, bu soruların tümünün cevapları çıkarsanabilir idi. Zira, Tevfik Efendi'nin takıldığı konuların da izahı, yazımızda ziyadesiyle bulunmakta. Üstelik, arada, senin sorduğun suallere cevaben ilave izahatler de yapmış idik. Nedir anlaşılması bu kadar güç olan; ben de onu kavramakta müşkülat çekiyorum.

Bardağı taşıran son damla (bizimse yukarıdaki eseri kaleme almamızın çıkış noktası) sizin şu yorumunuz olmuş idi:

&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Vay Keremoviç, görmeyeli Medine Vesikası ve Medeniyetler Diyaloğu olayalarına iyice bir yazılmışsın… Ne diyelim; maaşallah!
“Benim Co-existence Projem”… Bu nereden çıktı şimdi? Ben senin adil bir toplum, yani sosyalizm için mücadele ettiğini sanıyordum… Demek ki kapitalizmde barış içinde, bir arada yaşamak mümkün…
Kısaca şöyle sorayım: Marx öncesine mi dönmek istiyorsun? Ben, Marx’ın kapitalizm eleştirisinin gerisine gitmem, bir tartışmada. Yani, kapitalizmin kısır bir kriz ve savaş döngüsü olduğunu söyleyen Marx’tan bahsediyorum. Yok, eğer sen Hobbes, Rousseau, sosyal kontrat gibi 17.-18. yüzyıl burjuva, marx öncesi projelere yazılacaksan, ben de sana ilkel birikimden başlayarak, kapitalizmi anlatacak değilim. Dolayısıyla, hakikaten bir tartişma zor! Sen de beni hayal kırıklığına uğrattın: devrimci enerjisi bitmiş, varolanı olumlamak, ona kılıf uydurmak için uğraşan, toplumsal dönüşüm hedefini tamamen teslim etmis bir konzervatife dönmüşsün…."&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;

Devrimcilikten dem vururken, bu kavramın içini senin nasıl doldurduğun, devrimcilikten senin ne anladığın, zaten çok açık değil mi? Vallahi bana çok açık da, bu lafları eden sen olduğuna göre, neyi kastettiğinin sana da çok açık olması gerekmiyor mu? :-P

Ben, sonradan kavram kargaşası yaşanmasın, bu gibi sualler sorulmasın, başka mecralara kaçılmasın diye, devrimciliğin ne olduğunu, devrimin darbeden nasıl ayrıştırılabileceğini, benim açımdan meşru telakki edilebilecek  devrimciliğin çerçevesinin nasıl çizileceğini falan da anlattım. Lakin, zaten, onlar seni bağlamıyor ki... Zira, masaya yatırdığımız, kritiğini yaptığımız, senin devrimcilik anlayışın. Onun içini senin nasıl doldurduğun da, yukarıdaki yorumunda apaçık görülmüyor mu?

Senin o yorumda yazdıklarını ciddiye alacak olursak (ya da referans alacak olursak diyelim):

&lt;strong&gt;1-)&lt;/strong&gt; Kapitalizmde, insanların bir arada, barış içinde yaşamaları zaten mümkün değildir, demiyor musun?

&lt;strong&gt;2-)&lt;/strong&gt; Benim siyasal liberalizm diye nitelediğim, senin de "Bir arada yaşama projesi de nereden çıktı şimdi" diye dalga geçtiğin siyasi pozisyonun karşısına, sosyalizmi bir alternatif olarak koyduğunu yazmamış mısın?

&lt;strong&gt;3-)&lt;/strong&gt; Benim siyasi pozisyonumun entelektüel referanslarını (Rousseau, sosyal kontrat vesaire) "Marx öncesi burjuva projeler" olarak niteleyip, senin açından tartışılmaya bile değer olmadıklarını söylememiş misin?

&lt;strong&gt;4-)&lt;/strong&gt; En sonunda, benim devrimci enerjimin bitmiş olduğunu belirttiğinde, bütün bu yazdıkların çerçevesinde, senin devrimciliğinin hedefinin sosyalizm olduğu, toplumu sosyalizm ideali çerçevesinde dönüştürmek için girişeceğin eylemlerin meşruiyetini de Marx'ın kapitalizm eleştirisinden aldığın anlaşılmıyor mu?

&lt;strong&gt;5-)&lt;/strong&gt; Revizyonistler kendilerine devrimci demediklerine göre (senin de onlara devrimci demediğini varsayıyorum), senin siyasi pozisyonunun demokratik sosyalizm olmadığı, sosyalizme demokratik yollarla değil de devrim yaparak ulaşmayı arzuladığını çıkarsamak yanlış olabilir mi?

&lt;strong&gt;6-)&lt;/strong&gt; Dolayısıyla, senin devrimcilik anlayışının referansının Fransız ya da Amerikan devrimi (ya da Kemalizm) değil de, daha ziyade, Lenin'in, Mao'nun,  Che'nin ya da Castro'nun (Stalin'le Pol Pot'u saymayayım hadi) devrimcilik anlayışlarına da referans teşkil eden Marxsizm olduğu su götürür mü?

&lt;strong&gt;7-)&lt;/strong&gt; Seninle aynı referansa sahip bu çok menşur devrimcilerin hepsine de devrim yapmak nasip olmuş. Hepsi de, devrim yoluyla ele geçirdikleri iktidar imkanlarıyla, egemen oldukları coğrafyalardaki toplumları dönüştürme, devrimlerini realize etme imkanı bulmuşlar. Bu uğurda neler yaptıkları ve ne sonuçlar elde ettikleri de malumumuz. Hal böyleyken, benim de dönüp sana,   -Allah muhafaza- "Sana da devrim yapma fırsatı versek, bunların yaptıklarından farklı olarak ne yapacasın? Bunlardan daha mı iyisini yapacaksın?" diye sual vermem ayıp bir şey mi? Gücüne mi gitti? :-P

.....................................

Ben kendi pozisyonumu açıkça ilan etmişim. Zaten sen de, bu devrimcilik teralerini, benim pozisyonuma karşı bir pozisyon olarak, kendin gündeme getirmiş değil misin? Şimdi hala, benim suallerime cevap verebilmek için bana niye soru sorup duruyorsun? İkimizin de pozisyonları kabak gibi ortada değil mi?

Ben açıkça yazmışım ki, eğer insan demokratik bir rejimde yaşıyorsa kafasında da insanlığa dair bugünkünden daha güzel (daha adil, daha şu, daha bu...) bir gelecek tasavvuru varsa, çıksın anlatsın projesini millete. Yeterince insan arkasına düşerse de, iktidar olsun; gerçekleştirmeye çalışsın projesini... 

Demokratik bir rejimi, demokrasi dışı yollarla değiştirmek yanlıştır. Demokratik bir rejimde devrim yapmaya niyet etmek dahi yanlıştır. Demokratik bir rejimde, devrimcilik adı altında da olsa, en güzel niyetlerle de bezenmiş olsa, siyasi zorbalık yapılmaya kalkışılırsa bunun adı faşizmdir. Kimse topluma kendi görüşlerini dayatamaz. Bütün bunları bir bir yazmış mıyım, yazmamış mıyım?

Ancak ve ancak, demokrasinin hüküm sürmediği coğrafyalarda, o da salt demokrasiyi inşa etmek için devrim yapılabilir. Caiz olan tek devrimcilik şekli budur demiş miyim, dememiş miyim?

E, sen hala neyi soruyorsun bana?

Ben senin yerinde olsam, bana sorular sormayı sürdürmek yerine, şunları argümanlar halinde ispatlamaya çalışırdım:

&lt;strong&gt;1-)&lt;/strong&gt; Siyasal liberalizm (ya da demokrasi) öyle çok da matah bir rejim değildir. Siyasal liberalizmin ya da demokrasinin Batı memleketlerinde gördüğümüz örnekleri/ uygulamaları, kapitalizmin pençesinde, iyi sonuçlar vermemektedir.

&lt;strong&gt;2-)&lt;/strong&gt; Dolayısıyla bunları devrim yoluyla yıkarak değiştirmek ve toplumu daha adil bir düzen inşa edebilecek şekilde dönüştürmek gerekir. Bunlar o kadar kötü rejimlerdir ki, bunları mevcut demokratik düzenleri içinden değiştirmek ya mümkün değildir ya da ahval ve şerait, o tür bir demokratik süreç yoluyla iktidara gelmeyi beklememeyi gerektirecek denli vahimdir.

&lt;strong&gt;3-)&lt;/strong&gt; Tunçblake türü devrim, bugüne kadar başka devrimcilerin uygulamaya çalıştıkları sosyalist rejim örneklerine hiç benzemeyecektir. Tunçblake sosyalizminden, 3-4 kuşak sonra hiç kimse kaçmaya, kapitalizmin sunduğu köleliğe dönmeye çalışmayacaktır.

&lt;strong&gt;3-)&lt;/strong&gt; Alternatif (a): Kuzey Kore, Myanmar, Çin ya da Küba'daki sosyalist rejimler, zaten Batı'nın kapitalist ve sözde demokratik rejimlerinden daha ehvendir. İnsanlar bunu bilmese, öyle düşünmese de gerçek budur. 

&lt;strong&gt;3-)&lt;/strong&gt; Alternatif (b): İnsanoğlu çok zayıf bir varlıktır. Toplumun kültürel dokusundan küçük burjuva özentiliğini çıkarmak için 3-5 ya da 10 kuşak yetmez. Ancak yüzlerce, binlerce kuşak sonra kapitalizmin büyüsüne kapılmayacak insanlar yetiştirilebilir.

&lt;strong&gt;4-)&lt;/strong&gt;Tuncblake tarzı devrimciliğin ürünü sosyalizim (ya da ürünün adı her ne olacaksa artık) insanlara siyasi anlamda da özgürlük sunacaktır ve Tuncblake gençliği, buna rağmen (ya da bu sayede) karşı devrimci akımlara kapılmayacak, kapitalizm benzeri rejimlere geri dönmeye çaılşmayacaktır.

&lt;strong&gt;5-)&lt;/strong&gt; Zorla güzellik olur! İnsanlar, daha adil bir düzende yaşamak için gereken bedelleri ödemek istemeseler de, öyle bir düzende yaşamaya mecbur edilmeleri, kapitalist bir düzende yaşamalarından daha iyidir. İnsanlar için neyin iyi ve doğru olduğunu Tuncblake bilir. Kapitalizmden daha iyi, daha adil bir düzende yaşamaları için insanların o düzende yaşamaktan hoşnut olmaları, ona rıza göstermeleri falan gerekmez.   

Bak işte bu tür iddiaları argümanlar halinde (Sokratik metodu da kullanaraktan mesela) savlayabilirsen, beni keser. O zaman, ben de "Sosyal kontrat da neymiş? Ne birlikte yaşaması? Tek yol devrim; tek doğru sosyalizm!" falan der,  eteğini öper, önünde secde ederim. Beni doğru yola döndürdüğün için de, kırk yıl kölen -pardon yoldaşın- olurum... :-P

Sana son bir kıyak daha yapayım: Benim suallerime (orjinal metindekilere) cevap vermen ve yukarıdakilere benzer iddiaları da argümante edebilmen şartıyla, isteğin şeyi yazabilirsin artık. "Şunlara şunlara girmeyelim bu tartışma çerçevesinde; onları istersen daha sonra tartışırız." mealindeki taleplerimi unut. Neyi ilintili görüyorsan, neyle ne arasında illiyet bağı kuruyorsan, çekinmeden yazabilirsin. Yeter ki, arada, suallerime de cevap ver; yeter ki, yukarıda, senin pozisyonunun savunulabilmesi açısından gerekli olduğunu düşünerek sıraladığım iddialardan beğendiklerini seçip argümante et.     </description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hazret,</p>
<p>Yani iyi ki birkaç kazık soru sorduk&#8230; Sen suallerimize düzgün (relevant) cevap verebilme hüsn-ü niyetiyle, kalibrasyon yapmak için, bizim sana sorduğumuzun üç katı soru sordun, maaşallah. <img src='http://www.yorumlayanlar.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':-P' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Esasen, yazımız gerekli özen ve dikkatle okunsa, bu soruların tümünün cevapları çıkarsanabilir idi. Zira, Tevfik Efendi&#8217;nin takıldığı konuların da izahı, yazımızda ziyadesiyle bulunmakta. Üstelik, arada, senin sorduğun suallere cevaben ilave izahatler de yapmış idik. Nedir anlaşılması bu kadar güç olan; ben de onu kavramakta müşkülat çekiyorum.</p>
<p>Bardağı taşıran son damla (bizimse yukarıdaki eseri kaleme almamızın çıkış noktası) sizin şu yorumunuz olmuş idi:</p>
<p><strong><em>&#8220;Vay Keremoviç, görmeyeli Medine Vesikası ve Medeniyetler Diyaloğu olayalarına iyice bir yazılmışsın… Ne diyelim; maaşallah!<br />
“Benim Co-existence Projem”… Bu nereden çıktı şimdi? Ben senin adil bir toplum, yani sosyalizm için mücadele ettiğini sanıyordum… Demek ki kapitalizmde barış içinde, bir arada yaşamak mümkün…<br />
Kısaca şöyle sorayım: Marx öncesine mi dönmek istiyorsun? Ben, Marx’ın kapitalizm eleştirisinin gerisine gitmem, bir tartışmada. Yani, kapitalizmin kısır bir kriz ve savaş döngüsü olduğunu söyleyen Marx’tan bahsediyorum. Yok, eğer sen Hobbes, Rousseau, sosyal kontrat gibi 17.-18. yüzyıl burjuva, marx öncesi projelere yazılacaksan, ben de sana ilkel birikimden başlayarak, kapitalizmi anlatacak değilim. Dolayısıyla, hakikaten bir tartişma zor! Sen de beni hayal kırıklığına uğrattın: devrimci enerjisi bitmiş, varolanı olumlamak, ona kılıf uydurmak için uğraşan, toplumsal dönüşüm hedefini tamamen teslim etmis bir konzervatife dönmüşsün….&#8221;</em></strong></p>
<p>Devrimcilikten dem vururken, bu kavramın içini senin nasıl doldurduğun, devrimcilikten senin ne anladığın, zaten çok açık değil mi? Vallahi bana çok açık da, bu lafları eden sen olduğuna göre, neyi kastettiğinin sana da çok açık olması gerekmiyor mu? <img src='http://www.yorumlayanlar.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':-P' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ben, sonradan kavram kargaşası yaşanmasın, bu gibi sualler sorulmasın, başka mecralara kaçılmasın diye, devrimciliğin ne olduğunu, devrimin darbeden nasıl ayrıştırılabileceğini, benim açımdan meşru telakki edilebilecek  devrimciliğin çerçevesinin nasıl çizileceğini falan da anlattım. Lakin, zaten, onlar seni bağlamıyor ki&#8230; Zira, masaya yatırdığımız, kritiğini yaptığımız, senin devrimcilik anlayışın. Onun içini senin nasıl doldurduğun da, yukarıdaki yorumunda apaçık görülmüyor mu?</p>
<p>Senin o yorumda yazdıklarını ciddiye alacak olursak (ya da referans alacak olursak diyelim):</p>
<p><strong>1-)</strong> Kapitalizmde, insanların bir arada, barış içinde yaşamaları zaten mümkün değildir, demiyor musun?</p>
<p><strong>2-)</strong> Benim siyasal liberalizm diye nitelediğim, senin de &#8220;Bir arada yaşama projesi de nereden çıktı şimdi&#8221; diye dalga geçtiğin siyasi pozisyonun karşısına, sosyalizmi bir alternatif olarak koyduğunu yazmamış mısın?</p>
<p><strong>3-)</strong> Benim siyasi pozisyonumun entelektüel referanslarını (Rousseau, sosyal kontrat vesaire) &#8220;Marx öncesi burjuva projeler&#8221; olarak niteleyip, senin açından tartışılmaya bile değer olmadıklarını söylememiş misin?</p>
<p><strong>4-)</strong> En sonunda, benim devrimci enerjimin bitmiş olduğunu belirttiğinde, bütün bu yazdıkların çerçevesinde, senin devrimciliğinin hedefinin sosyalizm olduğu, toplumu sosyalizm ideali çerçevesinde dönüştürmek için girişeceğin eylemlerin meşruiyetini de Marx&#8217;ın kapitalizm eleştirisinden aldığın anlaşılmıyor mu?</p>
<p><strong>5-)</strong> Revizyonistler kendilerine devrimci demediklerine göre (senin de onlara devrimci demediğini varsayıyorum), senin siyasi pozisyonunun demokratik sosyalizm olmadığı, sosyalizme demokratik yollarla değil de devrim yaparak ulaşmayı arzuladığını çıkarsamak yanlış olabilir mi?</p>
<p><strong>6-)</strong> Dolayısıyla, senin devrimcilik anlayışının referansının Fransız ya da Amerikan devrimi (ya da Kemalizm) değil de, daha ziyade, Lenin&#8217;in, Mao&#8217;nun,  Che&#8217;nin ya da Castro&#8217;nun (Stalin&#8217;le Pol Pot&#8217;u saymayayım hadi) devrimcilik anlayışlarına da referans teşkil eden Marxsizm olduğu su götürür mü?</p>
<p><strong>7-)</strong> Seninle aynı referansa sahip bu çok menşur devrimcilerin hepsine de devrim yapmak nasip olmuş. Hepsi de, devrim yoluyla ele geçirdikleri iktidar imkanlarıyla, egemen oldukları coğrafyalardaki toplumları dönüştürme, devrimlerini realize etme imkanı bulmuşlar. Bu uğurda neler yaptıkları ve ne sonuçlar elde ettikleri de malumumuz. Hal böyleyken, benim de dönüp sana,   -Allah muhafaza- &#8220;Sana da devrim yapma fırsatı versek, bunların yaptıklarından farklı olarak ne yapacasın? Bunlardan daha mı iyisini yapacaksın?&#8221; diye sual vermem ayıp bir şey mi? Gücüne mi gitti? <img src='http://www.yorumlayanlar.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':-P' class='wp-smiley' /> </p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Ben kendi pozisyonumu açıkça ilan etmişim. Zaten sen de, bu devrimcilik teralerini, benim pozisyonuma karşı bir pozisyon olarak, kendin gündeme getirmiş değil misin? Şimdi hala, benim suallerime cevap verebilmek için bana niye soru sorup duruyorsun? İkimizin de pozisyonları kabak gibi ortada değil mi?</p>
<p>Ben açıkça yazmışım ki, eğer insan demokratik bir rejimde yaşıyorsa kafasında da insanlığa dair bugünkünden daha güzel (daha adil, daha şu, daha bu&#8230;) bir gelecek tasavvuru varsa, çıksın anlatsın projesini millete. Yeterince insan arkasına düşerse de, iktidar olsun; gerçekleştirmeye çalışsın projesini&#8230; </p>
<p>Demokratik bir rejimi, demokrasi dışı yollarla değiştirmek yanlıştır. Demokratik bir rejimde devrim yapmaya niyet etmek dahi yanlıştır. Demokratik bir rejimde, devrimcilik adı altında da olsa, en güzel niyetlerle de bezenmiş olsa, siyasi zorbalık yapılmaya kalkışılırsa bunun adı faşizmdir. Kimse topluma kendi görüşlerini dayatamaz. Bütün bunları bir bir yazmış mıyım, yazmamış mıyım?</p>
<p>Ancak ve ancak, demokrasinin hüküm sürmediği coğrafyalarda, o da salt demokrasiyi inşa etmek için devrim yapılabilir. Caiz olan tek devrimcilik şekli budur demiş miyim, dememiş miyim?</p>
<p>E, sen hala neyi soruyorsun bana?</p>
<p>Ben senin yerinde olsam, bana sorular sormayı sürdürmek yerine, şunları argümanlar halinde ispatlamaya çalışırdım:</p>
<p><strong>1-)</strong> Siyasal liberalizm (ya da demokrasi) öyle çok da matah bir rejim değildir. Siyasal liberalizmin ya da demokrasinin Batı memleketlerinde gördüğümüz örnekleri/ uygulamaları, kapitalizmin pençesinde, iyi sonuçlar vermemektedir.</p>
<p><strong>2-)</strong> Dolayısıyla bunları devrim yoluyla yıkarak değiştirmek ve toplumu daha adil bir düzen inşa edebilecek şekilde dönüştürmek gerekir. Bunlar o kadar kötü rejimlerdir ki, bunları mevcut demokratik düzenleri içinden değiştirmek ya mümkün değildir ya da ahval ve şerait, o tür bir demokratik süreç yoluyla iktidara gelmeyi beklememeyi gerektirecek denli vahimdir.</p>
<p><strong>3-)</strong> Tunçblake türü devrim, bugüne kadar başka devrimcilerin uygulamaya çalıştıkları sosyalist rejim örneklerine hiç benzemeyecektir. Tunçblake sosyalizminden, 3-4 kuşak sonra hiç kimse kaçmaya, kapitalizmin sunduğu köleliğe dönmeye çalışmayacaktır.</p>
<p><strong>3-)</strong> Alternatif (a): Kuzey Kore, Myanmar, Çin ya da Küba&#8217;daki sosyalist rejimler, zaten Batı&#8217;nın kapitalist ve sözde demokratik rejimlerinden daha ehvendir. İnsanlar bunu bilmese, öyle düşünmese de gerçek budur. </p>
<p><strong>3-)</strong> Alternatif (b): İnsanoğlu çok zayıf bir varlıktır. Toplumun kültürel dokusundan küçük burjuva özentiliğini çıkarmak için 3-5 ya da 10 kuşak yetmez. Ancak yüzlerce, binlerce kuşak sonra kapitalizmin büyüsüne kapılmayacak insanlar yetiştirilebilir.</p>
<p><strong>4-)</strong>Tuncblake tarzı devrimciliğin ürünü sosyalizim (ya da ürünün adı her ne olacaksa artık) insanlara siyasi anlamda da özgürlük sunacaktır ve Tuncblake gençliği, buna rağmen (ya da bu sayede) karşı devrimci akımlara kapılmayacak, kapitalizm benzeri rejimlere geri dönmeye çaılşmayacaktır.</p>
<p><strong>5-)</strong> Zorla güzellik olur! İnsanlar, daha adil bir düzende yaşamak için gereken bedelleri ödemek istemeseler de, öyle bir düzende yaşamaya mecbur edilmeleri, kapitalist bir düzende yaşamalarından daha iyidir. İnsanlar için neyin iyi ve doğru olduğunu Tuncblake bilir. Kapitalizmden daha iyi, daha adil bir düzende yaşamaları için insanların o düzende yaşamaktan hoşnut olmaları, ona rıza göstermeleri falan gerekmez.   </p>
<p>Bak işte bu tür iddiaları argümanlar halinde (Sokratik metodu da kullanaraktan mesela) savlayabilirsen, beni keser. O zaman, ben de &#8220;Sosyal kontrat da neymiş? Ne birlikte yaşaması? Tek yol devrim; tek doğru sosyalizm!&#8221; falan der,  eteğini öper, önünde secde ederim. Beni doğru yola döndürdüğün için de, kırk yıl kölen -pardon yoldaşın- olurum&#8230; <img src='http://www.yorumlayanlar.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':-P' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Sana son bir kıyak daha yapayım: Benim suallerime (orjinal metindekilere) cevap vermen ve yukarıdakilere benzer iddiaları da argümante edebilmen şartıyla, isteğin şeyi yazabilirsin artık. &#8220;Şunlara şunlara girmeyelim bu tartışma çerçevesinde; onları istersen daha sonra tartışırız.&#8221; mealindeki taleplerimi unut. Neyi ilintili görüyorsan, neyle ne arasında illiyet bağı kuruyorsan, çekinmeden yazabilirsin. Yeter ki, arada, suallerime de cevap ver; yeter ki, yukarıda, senin pozisyonunun savunulabilmesi açısından gerekli olduğunu düşünerek sıraladığım iddialardan beğendiklerini seçip argümante et.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Tuncblake</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-363</link>
		<dc:creator>Tuncblake</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2008 00:20:21 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-363</guid>
		<description>Kerem Keremovic: Tevfik Ayhanin sorulari yerinde yani senin cevabini istedigin soru a) Devrim sekansiyla mi alakali genel ve soyut bir tartisma olarak... Tarihde devrimler ve devrim teorileri gibi mesela...
b) Toplumun verili konumda cogunlugunun benimsemedigi fekat Marxism tarafindan (ortodoksu oldugun icin) yapilmasi ivedilikle istenen seyleri hayata gecirmek icin devlet iktidarini ele gecirip yukardan asagi bir toplum projesi olusturmak seklindeki bolsevisme karsi tutum mu?
c) Devrimci Talepler dile getirmek yani toplumun topyekun degisimini talep etmenin kendisi mi?
d) Kuba devrimi ve sonuclarinin analizi mi?
e) Turk solunun bugune kadar savundugu devrim anlayislarina benim nasil baktigimmi?
f) Benim Tuncblake olarak bir devrim programim var mi? Sorusu mu?

Bir de diyorsunki bold yazdigim yerleri cevapla, burdan diger yerlere bilhassa su emperyalizmle ilgili garip boburlenmeyi bos gec mi? Demek istiyorsun? Yani kuba meselesini amerikasiz ve emperyalizmsiz (sovyet emperyalizmi buna dahil) anlayabilirz mi? Demek istiyorsun...? Yani anti-somurgeci (devrimci) mesela cezayir angola hindistan ve haliyle amerikan devrimci mucadeleleri onlarin kopmaya calistiklari baskici merkezden ayri olarak ele alinabilirler mi? Son olarak: Marx devrimcimiydi? Frankfurt okulu devrimci mucadelelere destek verdimi? Teorisi boyle yorumlanabilir mi?
Bunlara mumkunse evet hayir tadinda cevaplar aliyim zira bana optik ayar icin lazim...

Tevfik Ayhan sizede ayriyetten yazma ihtiyaci duymuyorum yani daha oncede soylemistim burda benim olayim bundan sonra buy one get one freedir zira kendiniz turban konusundaki yaziya vede teknik bir kac spesifikasyon bir kenara birakilirsa bu yaziya imza attiniz o halde ben ayri bir yazidan ziyade ayrildiginizi dusundugum yerlerde ayri ayri ama genelde tek muamele etmeyi dusunuyorum... Itiraziniz varsa simdi konusun....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kerem Keremovic: Tevfik Ayhanin sorulari yerinde yani senin cevabini istedigin soru a) Devrim sekansiyla mi alakali genel ve soyut bir tartisma olarak&#8230; Tarihde devrimler ve devrim teorileri gibi mesela&#8230;<br />
b) Toplumun verili konumda cogunlugunun benimsemedigi fekat Marxism tarafindan (ortodoksu oldugun icin) yapilmasi ivedilikle istenen seyleri hayata gecirmek icin devlet iktidarini ele gecirip yukardan asagi bir toplum projesi olusturmak seklindeki bolsevisme karsi tutum mu?<br />
c) Devrimci Talepler dile getirmek yani toplumun topyekun degisimini talep etmenin kendisi mi?<br />
d) Kuba devrimi ve sonuclarinin analizi mi?<br />
e) Turk solunun bugune kadar savundugu devrim anlayislarina benim nasil baktigimmi?<br />
f) Benim Tuncblake olarak bir devrim programim var mi? Sorusu mu?</p>
<p>Bir de diyorsunki bold yazdigim yerleri cevapla, burdan diger yerlere bilhassa su emperyalizmle ilgili garip boburlenmeyi bos gec mi? Demek istiyorsun? Yani kuba meselesini amerikasiz ve emperyalizmsiz (sovyet emperyalizmi buna dahil) anlayabilirz mi? Demek istiyorsun&#8230;? Yani anti-somurgeci (devrimci) mesela cezayir angola hindistan ve haliyle amerikan devrimci mucadeleleri onlarin kopmaya calistiklari baskici merkezden ayri olarak ele alinabilirler mi? Son olarak: Marx devrimcimiydi? Frankfurt okulu devrimci mucadelelere destek verdimi? Teorisi boyle yorumlanabilir mi?<br />
Bunlara mumkunse evet hayir tadinda cevaplar aliyim zira bana optik ayar icin lazim&#8230;</p>
<p>Tevfik Ayhan sizede ayriyetten yazma ihtiyaci duymuyorum yani daha oncede soylemistim burda benim olayim bundan sonra buy one get one freedir zira kendiniz turban konusundaki yaziya vede teknik bir kac spesifikasyon bir kenara birakilirsa bu yaziya imza attiniz o halde ben ayri bir yazidan ziyade ayrildiginizi dusundugum yerlerde ayri ayri ama genelde tek muamele etmeyi dusunuyorum&#8230; Itiraziniz varsa simdi konusun&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Tevfik Ayhan</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-360</link>
		<dc:creator>Tevfik Ayhan</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 May 2008 23:03:18 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-360</guid>
		<description>Merhaba Efendiler!

Yazıya verilen bir yorumda ismim geçmiş olduğundan, buraya benim de birşeyler karalamam farz oldu anlaşılan. 

Öncelikle sözüm Kerem Bey'e:

Iddianız odur ki yazınız "devrimcilik" üzerine yazılmış. Ancak Küba örneği, ve bu bağlamda oradaki insanların devrimden 60 yıl sonra özgürlük arayışında olmaları ne denli "devrim" ve "devrimcilik"le ilintili? Bu durum daha çok devrimin kendisinden ziyade onun oturttuğu rejimin özelliklerinden kaynaklanmıyor mu? Her devrim Küba'daki gibi bir özgürlük kusurlu rejim oturtmak zorunda mıdır? Bu, devrimin içrek bir özelligi mi dir, yoksa başka türlü de olabilir miydi? 

Bana kalırsa "devrim" eleştirisi, "devrim momenti"nin eleştirisi olmalı. Öncesinin ya da sonrasının degil. Devrim, tanımı göre yıkmayı gerektirir. Bu da ister istemez vahşet içerir. Devrimin esas eleştirilesi yanınının bu olduğu kanısındayım. Yani "jan, kin, kusmuk". 

Bu arada meseleniz "devrim" degil de Tunçblake hazretleriyse şayet, işin "anarko-" kısmını biraz hafife almış olduğunuzu tahmin etmekteyim. Gelecek yorumlar bu konuyu daha bir açıklığa kavusturur zannetmekteyim.

Bir laf da Tunçblake Hazretlerine:

Bana yakıştırdıgınız bir dizi sıfat olduğu anlaşılıyor =&#62; "Samimiyetsiz anti-kominist", "tatlı su konservatifi", "neo-con", "tartışmadan kaçan" gibi...

Bu alemlerde beni bilen bilir. Bilmeyenlere de açıkça ilan edeyim:
  - Ben bir "neo-con" değilim
  - Konservatif (muhafazakâr) değilim
   -Devrimci değilim
   - Komunist değilim
   - Samimiyetsiz değilim
   - Içmek için tatlı suyu, yüzmek için tuzlu suyu tercih ederim.

Ancak,
   - Özgürlükçü ve demokratım
    - Çevreciyim
    - Siyasal olarak liberalim
    - Ekonomik olarak, fırsat eşitliğini ve gelir adaletini azamide sağlayan ancak girişimciliği de ketlemeyecek bir ekonomik yapıdan yanayım.

Kısacası liberal-çevreci bir solcuyum. Bugünkü duruşum budur.

Bilmeyenlere veya yanlış bilenlere duyurulur. Bu arada tartışmadan da kaçmam. Eğer varsa bir mevzunuz, yazınız yazınızı tartışalım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Efendiler!</p>
<p>Yazıya verilen bir yorumda ismim geçmiş olduğundan, buraya benim de birşeyler karalamam farz oldu anlaşılan. </p>
<p>Öncelikle sözüm Kerem Bey&#8217;e:</p>
<p>Iddianız odur ki yazınız &#8220;devrimcilik&#8221; üzerine yazılmış. Ancak Küba örneği, ve bu bağlamda oradaki insanların devrimden 60 yıl sonra özgürlük arayışında olmaları ne denli &#8220;devrim&#8221; ve &#8220;devrimcilik&#8221;le ilintili? Bu durum daha çok devrimin kendisinden ziyade onun oturttuğu rejimin özelliklerinden kaynaklanmıyor mu? Her devrim Küba&#8217;daki gibi bir özgürlük kusurlu rejim oturtmak zorunda mıdır? Bu, devrimin içrek bir özelligi mi dir, yoksa başka türlü de olabilir miydi? </p>
<p>Bana kalırsa &#8220;devrim&#8221; eleştirisi, &#8220;devrim momenti&#8221;nin eleştirisi olmalı. Öncesinin ya da sonrasının degil. Devrim, tanımı göre yıkmayı gerektirir. Bu da ister istemez vahşet içerir. Devrimin esas eleştirilesi yanınının bu olduğu kanısındayım. Yani &#8220;jan, kin, kusmuk&#8221;. </p>
<p>Bu arada meseleniz &#8220;devrim&#8221; degil de Tunçblake hazretleriyse şayet, işin &#8220;anarko-&#8221; kısmını biraz hafife almış olduğunuzu tahmin etmekteyim. Gelecek yorumlar bu konuyu daha bir açıklığa kavusturur zannetmekteyim.</p>
<p>Bir laf da Tunçblake Hazretlerine:</p>
<p>Bana yakıştırdıgınız bir dizi sıfat olduğu anlaşılıyor =&gt; &#8220;Samimiyetsiz anti-kominist&#8221;, &#8220;tatlı su konservatifi&#8221;, &#8220;neo-con&#8221;, &#8220;tartışmadan kaçan&#8221; gibi&#8230;</p>
<p>Bu alemlerde beni bilen bilir. Bilmeyenlere de açıkça ilan edeyim:<br />
  - Ben bir &#8220;neo-con&#8221; değilim<br />
  - Konservatif (muhafazakâr) değilim<br />
   -Devrimci değilim<br />
   - Komunist değilim<br />
   - Samimiyetsiz değilim<br />
   - Içmek için tatlı suyu, yüzmek için tuzlu suyu tercih ederim.</p>
<p>Ancak,<br />
   - Özgürlükçü ve demokratım<br />
    - Çevreciyim<br />
    - Siyasal olarak liberalim<br />
    - Ekonomik olarak, fırsat eşitliğini ve gelir adaletini azamide sağlayan ancak girişimciliği de ketlemeyecek bir ekonomik yapıdan yanayım.</p>
<p>Kısacası liberal-çevreci bir solcuyum. Bugünkü duruşum budur.</p>
<p>Bilmeyenlere veya yanlış bilenlere duyurulur. Bu arada tartışmadan da kaçmam. Eğer varsa bir mevzunuz, yazınız yazınızı tartışalım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Kerem Kandemir</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-358</link>
		<dc:creator>Kerem Kandemir</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 May 2008 10:35:20 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-358</guid>
		<description>Hazret,
Yukarıdaki yorumunun üzerinden geçip, suallerine de yanıt vereyim:

Bir kere, eğer son eserim, sana karşı açılmış bir harp olarak değerlendirilecekse bile, en azından, bunun "top yekün" bir saldırı olmadığını belirtmek isterim. Zira seni ya da yazılarının temsil ettiği sanal şahsiyeti, salt devrimciliğe indirgemek haksızlık olacaktır. Devrimciliğini çıkarttığımızda, kesip attığımızda ya da yok ettiğimizde, Tunçblake'ten geriye hiçbir şey kalmaz mı yani? 
Tam da tersine, bence, devrimcilik, Tuncblake'in zihnini körelten ideolojik bir urdur. Metastas yapmadan, zihninin hala işlevselliğini koruyabilen diğer fakültelerine sıçramadan, ameliyatla alınması gerekiyor ki, kendine gelesin; hak yoluna dönesin...

Yazdıklarım, sende, benim iyice sağa kaydığım, ters köşeye yattığım izlenimi bırakmış. Vallahi, benim Marxistliğimi &lt;em&gt;ortodoks&lt;/em&gt; olarak nitelemem, onun, &lt;em&gt;ekonomi politik&lt;/em&gt; ilmi çerçevesinde, benim için vazgeçilmez bir yöntem olmasından kaynaklanıyor, yalnızca. Yani, Marxsizm konusunda, dogmatik değilim. Frankfurt Ekolü için Marxsizm neyi ifade ediyorsa, benim için de aynı anlam, önem ve işleve sahip olduğunu varsayabilirsin. Artık, benim pozisyonumu sen &lt;strong&gt;revizyonizm&lt;/strong&gt; olarak mı nitelersin; yoksa davayı satmak olarak mı algılarsın; orası senin bileceğin iş...

Siyasal liberalizme dönmeni talep ederken, kastım, sadece siyasi çerçevede liberalizmdir. Evrensel olması gerektiğini düşündüğüm siyasi paradigma, demokrasidir. Ha, iktisadi olarak, dilediğin modele inanabilir, onu savunabilirsin. Seçim kazanıp İktidar olabilirsen de, -temel hak ve özgürlükleri çiğnemeden- dilediğin modeli uygulamaya koyabilirsin. Üretim araçları devletin elinde mi olsun istiyorsun; topladığın vergilerle, kamulaştırma yaparsın, kafana göre. Bir dahaki seçime kadar, &lt;em&gt;les affair lesse passe&lt;/em&gt;...

"Eldeki en iyi sistem bu mudur?" diye sormuşsun. Sistemden kasıt siyasal liberalizm ya da demokrasi ise, cevabım evet; eldeki en iyi sistem budur. İktisadi açıdan ya da iç içe geçmiş yapılar olarak (ekonomi-politik) bakarsak eğer, elbette, kapitalizmi daha da ıslah etmek ya da ona harici alternatifler üretmek mümkündür. Naçizane, benim bu alanda da çalışmalarım var ise de, konumuzun dışında kaldığı için bunlara girmiyorum. 

Havanda su dövmek istemediğine dair beyanın beni çok umutlandırdı. Bu tartışmayı &lt;strong&gt;devrimcilik&lt;/strong&gt; ekseninde tutabilir de, başka yerlere savrulmasını önlersek (mesela ideoloji kritiği, kapitalizm eleştirisi gibi) çok memnun olacağım. Zira, benim bu yazıda tartışmak istediğim, iktisadi ve siyasal bir bütün olarak sistemin kendisi değil. Sosyalizm mi iyi, kapitalizm mi iyi, komünizme geçmek midir hedef... Bunları tartışmak istemiyorum. Daha ziyade, her nereye gidilmek isteniyorsa, bunun yolu devrim midir, demokrasi midir, bu tercihi yapmamıza etkiyen parametreleri irdelemekle sınırlamalıyız kendimizi. 

Bu bağlamda, Guantanamo'da olup bitenler de, konumuzun dışında kalmaktadır (Küba örneği üzerinden tartışırken Guantanamo'dan söz etmek, bana bir fıkrayı çağrıştırdı: Soğuk Savaş yıllarında A.B.D.'deki alışveriş merkezlerini gezen bir Sovyet diplomat, sonunda dayanamayıp, kendisine refakat eden Amerikalı yetkiliye, "Ama siz de Kızılderilileri katlettiniz!" demiş). 

Sosyalizm ile bağıma ilişkin olarak sorduğun suali de bu çerçevede yanıtlamak isterim: Bence sosyalist olup olmamam, sosyalizmden vazgeçip vazgeçmediğim, bu tartışmayla ilintili (relevant) değil. "Devrim yoluyla mı sosyalizme gidilmeli?" sorusudur, burada masaya yatırılan ve senden de yanıtı beklenen...

Ha, merak ediyorsan diye söylemiş olayım: Sosyalist değilim. &lt;strong&gt;Devrimcilik mi, siyasal liberalizm mi?&lt;/strong&gt; tartışması çerçevesi dışanıda bıraktığımız ve bırakacağımız diğer tüm konuları da (Marxsizm, sosyalizm, sosyal demokrasi, kapitalizm, Guantanamo vesaire) başka yazılarda, başka köşelerde tartışmaya hazırım. Yeter ki, bu tartışmaya dahil edilerek demagoji, propaganda ya da psikolojik savaş malzemesi haline getirilmesinler.

&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; Bak, ben senin suallerinin hiçbirini ıskalamadan, tek tek yanıtlıyorum. Haliyle, senden de aynı özeni, disiplini, entelektüel ahlakı bekliyorum. Kalın harflerle yazdığım her soru, dolaysız ve samimiyetle yanıtlana, sana zahmet.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hazret,<br />
Yukarıdaki yorumunun üzerinden geçip, suallerine de yanıt vereyim:</p>
<p>Bir kere, eğer son eserim, sana karşı açılmış bir harp olarak değerlendirilecekse bile, en azından, bunun &#8220;top yekün&#8221; bir saldırı olmadığını belirtmek isterim. Zira seni ya da yazılarının temsil ettiği sanal şahsiyeti, salt devrimciliğe indirgemek haksızlık olacaktır. Devrimciliğini çıkarttığımızda, kesip attığımızda ya da yok ettiğimizde, Tunçblake&#8217;ten geriye hiçbir şey kalmaz mı yani?<br />
Tam da tersine, bence, devrimcilik, Tuncblake&#8217;in zihnini körelten ideolojik bir urdur. Metastas yapmadan, zihninin hala işlevselliğini koruyabilen diğer fakültelerine sıçramadan, ameliyatla alınması gerekiyor ki, kendine gelesin; hak yoluna dönesin&#8230;</p>
<p>Yazdıklarım, sende, benim iyice sağa kaydığım, ters köşeye yattığım izlenimi bırakmış. Vallahi, benim Marxistliğimi <em>ortodoks</em> olarak nitelemem, onun, <em>ekonomi politik</em> ilmi çerçevesinde, benim için vazgeçilmez bir yöntem olmasından kaynaklanıyor, yalnızca. Yani, Marxsizm konusunda, dogmatik değilim. Frankfurt Ekolü için Marxsizm neyi ifade ediyorsa, benim için de aynı anlam, önem ve işleve sahip olduğunu varsayabilirsin. Artık, benim pozisyonumu sen <strong>revizyonizm</strong> olarak mı nitelersin; yoksa davayı satmak olarak mı algılarsın; orası senin bileceğin iş&#8230;</p>
<p>Siyasal liberalizme dönmeni talep ederken, kastım, sadece siyasi çerçevede liberalizmdir. Evrensel olması gerektiğini düşündüğüm siyasi paradigma, demokrasidir. Ha, iktisadi olarak, dilediğin modele inanabilir, onu savunabilirsin. Seçim kazanıp İktidar olabilirsen de, -temel hak ve özgürlükleri çiğnemeden- dilediğin modeli uygulamaya koyabilirsin. Üretim araçları devletin elinde mi olsun istiyorsun; topladığın vergilerle, kamulaştırma yaparsın, kafana göre. Bir dahaki seçime kadar, <em>les affair lesse passe</em>&#8230;</p>
<p>&#8220;Eldeki en iyi sistem bu mudur?&#8221; diye sormuşsun. Sistemden kasıt siyasal liberalizm ya da demokrasi ise, cevabım evet; eldeki en iyi sistem budur. İktisadi açıdan ya da iç içe geçmiş yapılar olarak (ekonomi-politik) bakarsak eğer, elbette, kapitalizmi daha da ıslah etmek ya da ona harici alternatifler üretmek mümkündür. Naçizane, benim bu alanda da çalışmalarım var ise de, konumuzun dışında kaldığı için bunlara girmiyorum. </p>
<p>Havanda su dövmek istemediğine dair beyanın beni çok umutlandırdı. Bu tartışmayı <strong>devrimcilik</strong> ekseninde tutabilir de, başka yerlere savrulmasını önlersek (mesela ideoloji kritiği, kapitalizm eleştirisi gibi) çok memnun olacağım. Zira, benim bu yazıda tartışmak istediğim, iktisadi ve siyasal bir bütün olarak sistemin kendisi değil. Sosyalizm mi iyi, kapitalizm mi iyi, komünizme geçmek midir hedef&#8230; Bunları tartışmak istemiyorum. Daha ziyade, her nereye gidilmek isteniyorsa, bunun yolu devrim midir, demokrasi midir, bu tercihi yapmamıza etkiyen parametreleri irdelemekle sınırlamalıyız kendimizi. </p>
<p>Bu bağlamda, Guantanamo&#8217;da olup bitenler de, konumuzun dışında kalmaktadır (Küba örneği üzerinden tartışırken Guantanamo&#8217;dan söz etmek, bana bir fıkrayı çağrıştırdı: Soğuk Savaş yıllarında A.B.D.&#8217;deki alışveriş merkezlerini gezen bir Sovyet diplomat, sonunda dayanamayıp, kendisine refakat eden Amerikalı yetkiliye, &#8220;Ama siz de Kızılderilileri katlettiniz!&#8221; demiş). </p>
<p>Sosyalizm ile bağıma ilişkin olarak sorduğun suali de bu çerçevede yanıtlamak isterim: Bence sosyalist olup olmamam, sosyalizmden vazgeçip vazgeçmediğim, bu tartışmayla ilintili (relevant) değil. &#8220;Devrim yoluyla mı sosyalizme gidilmeli?&#8221; sorusudur, burada masaya yatırılan ve senden de yanıtı beklenen&#8230;</p>
<p>Ha, merak ediyorsan diye söylemiş olayım: Sosyalist değilim. <strong>Devrimcilik mi, siyasal liberalizm mi?</strong> tartışması çerçevesi dışanıda bıraktığımız ve bırakacağımız diğer tüm konuları da (Marxsizm, sosyalizm, sosyal demokrasi, kapitalizm, Guantanamo vesaire) başka yazılarda, başka köşelerde tartışmaya hazırım. Yeter ki, bu tartışmaya dahil edilerek demagoji, propaganda ya da psikolojik savaş malzemesi haline getirilmesinler.</p>
<p><strong>Not:</strong> Bak, ben senin suallerinin hiçbirini ıskalamadan, tek tek yanıtlıyorum. Haliyle, senden de aynı özeni, disiplini, entelektüel ahlakı bekliyorum. Kalın harflerle yazdığım her soru, dolaysız ve samimiyetle yanıtlana, sana zahmet.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Tuncblake</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-357</link>
		<dc:creator>Tuncblake</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2008 17:00:54 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/05/27/devrimcilik/#comment-357</guid>
		<description>Eh, demek bana bir "topyekun imha" harbi açtın... Yine de, bir noktada, afferin diyorum, kendine canavar dedirtecek kadar sağa açıkça savrulduğun için. Çünkü ikiz biladerin Tevfik Ayhan, çaktırmadan neo-con ve samimiyetsiz bir anti-komunist. Yani zora gelince, bencilleşip tartışmadan kaçıyor: tatlı su konservatifi... O yüzden, yiğitliğinin hakkını vermek lazim. Yani Küba'yla ilgili anti-komünist propogandan dahil olmak üzere, devrimin maliyeti nedir, yapmaya değer mi, ugruna çaba harcamaya değer mi, meali sorularını cevaplamak için ayru bir yazı kaleme alıcam. Dört kuşak sonra bile hala saltanat isteyenler olduğuna göre, bu iş harbiden zor... Şu aralar, sanal alemle bağım kesik; o yuzden, sabırsızlanmayasın yahut da, "Herif cevap veremedi." gibi bir zanna kapılınmasin diye, girizgah olsun yahut pehlivan atışmasıdır diye, ufaktan peşrev olsun diye bir yorum yaziyorum. Ne de olsa, hem bu yazar (sen) bu kadar ters köşeye yatmış, hem de kale boşken, bu golü kaçıracak değilim:

Bir kere, siyasi liberalizmi bir netleştirelim; sonra, havanda su dövmek olmasın. Ekonomik liberalizm buna dahil mi? İkincisi, Küba'ya bol keseden attırmışsın; Amerika Borleşik Devletleri için de, en azindan bir durum, pozisyon netleştirmesi yapman gerekmez mi? Yoksa, ben de, Küba'daki Amerikan topraklarından, orada nasıl bir Amerika (hani, bir takım adamların terorist diye ışınlanıverdiği bir yer var dunyada...) var, onla mı başlayayım? Eldeki en iyi sistem bu mudur? Ahlaki yargını neye göre oluşturdun? Sosyalizmden vaz geçtin mi? Çünkü yazdıklarından o çıkmıyor. Yani, vazgeçtiysen, bunu açıkça söyle.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Eh, demek bana bir &#8220;topyekun imha&#8221; harbi açtın&#8230; Yine de, bir noktada, afferin diyorum, kendine canavar dedirtecek kadar sağa açıkça savrulduğun için. Çünkü ikiz biladerin Tevfik Ayhan, çaktırmadan neo-con ve samimiyetsiz bir anti-komunist. Yani zora gelince, bencilleşip tartışmadan kaçıyor: tatlı su konservatifi&#8230; O yüzden, yiğitliğinin hakkını vermek lazim. Yani Küba&#8217;yla ilgili anti-komünist propogandan dahil olmak üzere, devrimin maliyeti nedir, yapmaya değer mi, ugruna çaba harcamaya değer mi, meali sorularını cevaplamak için ayru bir yazı kaleme alıcam. Dört kuşak sonra bile hala saltanat isteyenler olduğuna göre, bu iş harbiden zor&#8230; Şu aralar, sanal alemle bağım kesik; o yuzden, sabırsızlanmayasın yahut da, &#8220;Herif cevap veremedi.&#8221; gibi bir zanna kapılınmasin diye, girizgah olsun yahut pehlivan atışmasıdır diye, ufaktan peşrev olsun diye bir yorum yaziyorum. Ne de olsa, hem bu yazar (sen) bu kadar ters köşeye yatmış, hem de kale boşken, bu golü kaçıracak değilim:</p>
<p>Bir kere, siyasi liberalizmi bir netleştirelim; sonra, havanda su dövmek olmasın. Ekonomik liberalizm buna dahil mi? İkincisi, Küba&#8217;ya bol keseden attırmışsın; Amerika Borleşik Devletleri için de, en azindan bir durum, pozisyon netleştirmesi yapman gerekmez mi? Yoksa, ben de, Küba&#8217;daki Amerikan topraklarından, orada nasıl bir Amerika (hani, bir takım adamların terorist diye ışınlanıverdiği bir yer var dunyada&#8230;) var, onla mı başlayayım? Eldeki en iyi sistem bu mudur? Ahlaki yargını neye göre oluşturdun? Sosyalizmden vaz geçtin mi? Çünkü yazdıklarından o çıkmıyor. Yani, vazgeçtiysen, bunu açıkça söyle.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
