<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Comments on: İLMİHAL</title>
	<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/03/27/ilmihal-2/</link>
	<description>Eleştirel Düşüncenin ve Sanatın Mabedi</description>
	<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 09:19:40 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
		<item>
		<title>By: Tuncblake</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/03/27/ilmihal-2/#comment-333</link>
		<dc:creator>Tuncblake</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2008 23:29:09 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/03/27/ilmihal-2/#comment-333</guid>
		<description>Komondo Ayvazın Cenazesi ve bir Soru: Merhumu nasıl bilirdiniz?

Geçenlerde Ayvaz Gökdemirin cenazesi kalktı komondo ayvaz ve onun icraatleri hakkınde konusmıycam (zira daha kırkı çıkmadı)  yalnız bir nokda var baslanğiç için söylenmesi gereken; Bu Ayvaz Azerbeycanda, Baba Aliyeve karşı girişilen darbe denemesinde vardı... Şimdi bunu bi kenara not edin ve fotografa bir bakın: Sağın bütün isimleri orda yanyana kimler: Demirel, Gül, Erdoğan, Çiller, Bahçeli...

Bu fotografa bakın hepsi bu komondo Ayvazin arkasindalar ve hep bir ağizdan iyi bilirrrdik diyorlar... Iyi bilirdik... Yani buna sağın ortak noktası diyebiliriz; bir ortak kişi hakkinin ödenmesi gereken bir dost diyebiliriz... Dermiyiz? Acaba Çillerle Demirelli yıllar sonra biraraya getiren sey nedir? 
 
Tez:
Geçen seçim MHP ve AKP arsındaydı CHP o seçimlerde figüran rolü oynadi ve o seçim mücadelesi hala devam ediyor... Türkiyede Depremlere sebep olan şey sağın kendi iç mücadelesinde....

Açıkliycam... Yakında bu sinemalarda...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Komondo Ayvazın Cenazesi ve bir Soru: Merhumu nasıl bilirdiniz?</p>
<p>Geçenlerde Ayvaz Gökdemirin cenazesi kalktı komondo ayvaz ve onun icraatleri hakkınde konusmıycam (zira daha kırkı çıkmadı)  yalnız bir nokda var baslanğiç için söylenmesi gereken; Bu Ayvaz Azerbeycanda, Baba Aliyeve karşı girişilen darbe denemesinde vardı&#8230; Şimdi bunu bi kenara not edin ve fotografa bir bakın: Sağın bütün isimleri orda yanyana kimler: Demirel, Gül, Erdoğan, Çiller, Bahçeli&#8230;</p>
<p>Bu fotografa bakın hepsi bu komondo Ayvazin arkasindalar ve hep bir ağizdan iyi bilirrrdik diyorlar&#8230; Iyi bilirdik&#8230; Yani buna sağın ortak noktası diyebiliriz; bir ortak kişi hakkinin ödenmesi gereken bir dost diyebiliriz&#8230; Dermiyiz? Acaba Çillerle Demirelli yıllar sonra biraraya getiren sey nedir? </p>
<p>Tez:<br />
Geçen seçim MHP ve AKP arsındaydı CHP o seçimlerde figüran rolü oynadi ve o seçim mücadelesi hala devam ediyor&#8230; Türkiyede Depremlere sebep olan şey sağın kendi iç mücadelesinde&#8230;.</p>
<p>Açıkliycam&#8230; Yakında bu sinemalarda&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Tuncblake</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/03/27/ilmihal-2/#comment-319</link>
		<dc:creator>Tuncblake</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2008 07:48:20 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/03/27/ilmihal-2/#comment-319</guid>
		<description>Vay Keremoviç, görmeyeli Medine Vesikası ve Medeniyetler Diyaloğu olayalarına iyice bir yazılmışsın... Ne diyelim; maaşallah! 
"Benim Co-existence Projem"... Bu nereden çıktı şimdi? Ben senin adil bir toplum, yani sosyalizm için mücadele ettiğini sanıyordum... Demek ki kapitalizmde barış içinde, bir arada yaşamak mümkün...
Kısaca şöyle sorayım: Marx öncesine mi dönmek istiyorsun? Ben, Marx'ın kapitalizm eleştirisinin gerisine gitmem, bir tartışmada. Yani, kapitalizmin kısır bir kriz ve savaş döngüsü olduğunu söyleyen Marx'tan bahsediyorum. Yok, eğer sen Hobbes, Rousseau, &lt;em&gt;sosyal kontrat&lt;/em&gt; gibi 17.-18. yüzyıl burjuva, marx öncesi projelere yazılacaksan, ben de sana ilkel birikimden başlayarak, kapitalizmi anlatacak değilim. Dolayısıyla, hakikaten bir tartişma zor! Sen de beni hayal kırıklığına uğrattın: devrimci enerjisi bitmiş, varolanı olumlamak, ona kılıf uydurmak için uğraşan, toplumsal dönüşüm hedefini tamamen teslim etmis bir konzervatife dönmüşsün....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Vay Keremoviç, görmeyeli Medine Vesikası ve Medeniyetler Diyaloğu olayalarına iyice bir yazılmışsın&#8230; Ne diyelim; maaşallah!<br />
&#8220;Benim Co-existence Projem&#8221;&#8230; Bu nereden çıktı şimdi? Ben senin adil bir toplum, yani sosyalizm için mücadele ettiğini sanıyordum&#8230; Demek ki kapitalizmde barış içinde, bir arada yaşamak mümkün&#8230;<br />
Kısaca şöyle sorayım: Marx öncesine mi dönmek istiyorsun? Ben, Marx&#8217;ın kapitalizm eleştirisinin gerisine gitmem, bir tartışmada. Yani, kapitalizmin kısır bir kriz ve savaş döngüsü olduğunu söyleyen Marx&#8217;tan bahsediyorum. Yok, eğer sen Hobbes, Rousseau, <em>sosyal kontrat</em> gibi 17.-18. yüzyıl burjuva, marx öncesi projelere yazılacaksan, ben de sana ilkel birikimden başlayarak, kapitalizmi anlatacak değilim. Dolayısıyla, hakikaten bir tartişma zor! Sen de beni hayal kırıklığına uğrattın: devrimci enerjisi bitmiş, varolanı olumlamak, ona kılıf uydurmak için uğraşan, toplumsal dönüşüm hedefini tamamen teslim etmis bir konzervatife dönmüşsün&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Kerem Kandemir</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/03/27/ilmihal-2/#comment-296</link>
		<dc:creator>Kerem Kandemir</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2008 10:49:32 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/03/27/ilmihal-2/#comment-296</guid>
		<description>Hazret,

Doğrusunu istersen, bu son eserin, bende büyük bir düş kırkılığı yarattı. Türban tartışmasıyla genişleyen perspektif ve telefon konuşmalarımızdaki yapıcı havaya istinaden, şu fani dünyanın dertlerine derman olabilecek nitelikte, bereketli yeni mülahazalara yelken açacağımız umuduna kapılmıştım. Oysa, üzülerek müşahade etmekteyim ki, temel felsefi, siyasi ve etik tercihlerimiz arasında bir uçurum var ve bu uçurum, sağlıklı bir tartışma için gerekli olan asgari bir müşterek değerler zemini oluşturmamıza mani teşkil ediyor.

Somutlaştırmaya çalışırsam:

&lt;strong&gt;1-)&lt;/strong&gt; Benim için, buradaki entelektüel faaliyetimizin asıl amacı, farklı toplumsal kesimlerin huzur içinde, nasıl bir arada varolabileceğini (peaceful coexistence), yaşayabileceğini araştırmakken, siz, mevcut çatışmanın/savaşın bir tarafı olmayı ve ötekini sindirerek, pes ettirerek, yok ederek çözüme ulaşmayı amaçlamaktasınız.

Şimdi, bu farklı amaçlar bağlamında bir orta yol bulunamayacağı, bana çok açık. Zira, uylaşmayı, oydaşmayı, uzlaşmayı öngören her türlü tefekkür, sizin için, savaşmak suretiyle elde etmeyi umduğunuz mutlak zaferi gölgeleyecek bir geri adım ya da taviz olarak kategorize edilmek durumunda.

Hal böyleyken, neyi tartışacağız?

(Yok, amacınızın ne olduğu hususunda yanılıyorsam, lütfen beni ivedilikle tekzip ediniz.)

&lt;strong&gt;2-)&lt;/strong&gt; Siyaseti estetize etme girişimlerinizin, tümüyle sübjektif ve keyfi bir tabiata sahip olan estetik yargılarımızın, -siyasi/etik alana taşınarak- intersübjektivitenin ve aklın vazgeçilemez kılavuzluğuna ihtiyaç duyan toplumsal yargılarımızı yönlendirmesine cevaz verme çabalarınızın, birinci maddede ifşa etmeye çalıştığım &lt;em&gt;çatışmaya dayalı çözüm&lt;/em&gt; arayışınıza -yangına körükle gitmek suretiyle- hizmet edeceği muhakkak. Lakin, aynı girişimlerin, benim barış içinde birlikte yaşama projemi dinamitleyeceği de çok aşikar.

Hal böyleyken, nasıl tartışacağız?

("Türban mı güzeldir; mini etek mi? Top sakal mı güzeldir; çember sakal mı?" Bu mudur yani; gerçekten bu mudur?)


&lt;strong&gt;3-) &lt;/strong&gt;&lt;a href="http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/01/manifesto/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;Manifesto&lt;/a&gt;'muzu ve &lt;a href="http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/01/fildisi-kuleler/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;Fildişi Kuleler&lt;/a&gt; yazımızı kaleme alırken, eleştirel düşünceyi yüceltmiş, kurumlara ve topluma dışarıdan bakmayı gerektiren (non-conformist) bir entelektüel duruşu savunmuş idik. Oysa siz, bunun tam tersine, iktidarı salt iktidar olduğu için, çoğunluğu salt çoğunluk olmasından ötürü eleştirmeyi yücelten &lt;strong&gt;anti-konformist&lt;/strong&gt; bir alternatif manifesto ile çıktınız karşımıza. Araçsal aklın kritiğini yapmak gibi -görünürde- çok meşru ve elzem bir faaliyeti kendinize kisve/türban yaparak, aklı devre dışı bırakan, tepkisel, duygusal bir duruşun önünü açma gayretine düştünüz. Oysa anti-konformizm, teknik olarak,  tıpkı sürü psikolojisiyle devinmek (konformizm) gibi ötekine endeksli, akıl dışı bir eğilimdir. Aydınlardan anti-konformist duruş sergilemelerini istemek, nerede görülmüş, nerede duyulmuştur? Benim bildiğim, bu yaklaşım, devrim yapmak için adam kafalamakta, kitlelerin mevcut düzene ya da iktidara ilişkin tepki ve hissiyatlarını maniple etmekte kullanılır.

Tavrınız böyleyken, biz nasıl tartışacağız?

................................


İstanbul Komünü günlerimizi hatırlıyorum da, neredeen, nereye...

Tuncblake, bu siteye hayat verdiğimiz andan itibaren, giderek daha da &lt;strong&gt;anarşizan&lt;/strong&gt; hale gelen bir kimliğe bürünmekte. İnşallah, bu zihinsel savrulma sürecinde, en kısa zamanda dibi bulur, oradan da (dip dalgalarına kapılmadan) tekrar ayaklarınızın üzerine basarak, aydınlanma projesine geri dönüş yaparsınız.

Aksi takdirde, korkarım ki, bırakın tartışmayı, iletişim kurmamız bile çok zor hale gelecek.


&lt;strong&gt;NOT: &lt;/strong&gt;&lt;a href="http://www.yorumlayanlar.com/2008/03/20/ilmihal/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;Türkiye'nin Geleceği&lt;/a&gt; adlı tartışmaya girişi ben yapacağım.   Niyetinizi, savaşmaktan sevişmeye çevirir, aklı da yeniden kendiniz için bir kısıtlayıcı ve kılavuz telakki etmeye razı olursanız, buyurun, önümüze beyaz bir sayfa açıp, yeniden, insana yaraşır bir medeniyet projesi/ideali çerçevesinde tartışmaya çalışalım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hazret,</p>
<p>Doğrusunu istersen, bu son eserin, bende büyük bir düş kırkılığı yarattı. Türban tartışmasıyla genişleyen perspektif ve telefon konuşmalarımızdaki yapıcı havaya istinaden, şu fani dünyanın dertlerine derman olabilecek nitelikte, bereketli yeni mülahazalara yelken açacağımız umuduna kapılmıştım. Oysa, üzülerek müşahade etmekteyim ki, temel felsefi, siyasi ve etik tercihlerimiz arasında bir uçurum var ve bu uçurum, sağlıklı bir tartışma için gerekli olan asgari bir müşterek değerler zemini oluşturmamıza mani teşkil ediyor.</p>
<p>Somutlaştırmaya çalışırsam:</p>
<p><strong>1-)</strong> Benim için, buradaki entelektüel faaliyetimizin asıl amacı, farklı toplumsal kesimlerin huzur içinde, nasıl bir arada varolabileceğini (peaceful coexistence), yaşayabileceğini araştırmakken, siz, mevcut çatışmanın/savaşın bir tarafı olmayı ve ötekini sindirerek, pes ettirerek, yok ederek çözüme ulaşmayı amaçlamaktasınız.</p>
<p>Şimdi, bu farklı amaçlar bağlamında bir orta yol bulunamayacağı, bana çok açık. Zira, uylaşmayı, oydaşmayı, uzlaşmayı öngören her türlü tefekkür, sizin için, savaşmak suretiyle elde etmeyi umduğunuz mutlak zaferi gölgeleyecek bir geri adım ya da taviz olarak kategorize edilmek durumunda.</p>
<p>Hal böyleyken, neyi tartışacağız?</p>
<p>(Yok, amacınızın ne olduğu hususunda yanılıyorsam, lütfen beni ivedilikle tekzip ediniz.)</p>
<p><strong>2-)</strong> Siyaseti estetize etme girişimlerinizin, tümüyle sübjektif ve keyfi bir tabiata sahip olan estetik yargılarımızın, -siyasi/etik alana taşınarak- intersübjektivitenin ve aklın vazgeçilemez kılavuzluğuna ihtiyaç duyan toplumsal yargılarımızı yönlendirmesine cevaz verme çabalarınızın, birinci maddede ifşa etmeye çalıştığım <em>çatışmaya dayalı çözüm</em> arayışınıza -yangına körükle gitmek suretiyle- hizmet edeceği muhakkak. Lakin, aynı girişimlerin, benim barış içinde birlikte yaşama projemi dinamitleyeceği de çok aşikar.</p>
<p>Hal böyleyken, nasıl tartışacağız?</p>
<p>(&#8221;Türban mı güzeldir; mini etek mi? Top sakal mı güzeldir; çember sakal mı?&#8221; Bu mudur yani; gerçekten bu mudur?)</p>
<p><strong>3-) </strong><a href="http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/01/manifesto/" target="_blank" rel="nofollow">Manifesto</a>&#8216;muzu ve <a href="http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/01/fildisi-kuleler/" target="_blank" rel="nofollow">Fildişi Kuleler</a> yazımızı kaleme alırken, eleştirel düşünceyi yüceltmiş, kurumlara ve topluma dışarıdan bakmayı gerektiren (non-conformist) bir entelektüel duruşu savunmuş idik. Oysa siz, bunun tam tersine, iktidarı salt iktidar olduğu için, çoğunluğu salt çoğunluk olmasından ötürü eleştirmeyi yücelten <strong>anti-konformist</strong> bir alternatif manifesto ile çıktınız karşımıza. Araçsal aklın kritiğini yapmak gibi -görünürde- çok meşru ve elzem bir faaliyeti kendinize kisve/türban yaparak, aklı devre dışı bırakan, tepkisel, duygusal bir duruşun önünü açma gayretine düştünüz. Oysa anti-konformizm, teknik olarak,  tıpkı sürü psikolojisiyle devinmek (konformizm) gibi ötekine endeksli, akıl dışı bir eğilimdir. Aydınlardan anti-konformist duruş sergilemelerini istemek, nerede görülmüş, nerede duyulmuştur? Benim bildiğim, bu yaklaşım, devrim yapmak için adam kafalamakta, kitlelerin mevcut düzene ya da iktidara ilişkin tepki ve hissiyatlarını maniple etmekte kullanılır.</p>
<p>Tavrınız böyleyken, biz nasıl tartışacağız?</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>İstanbul Komünü günlerimizi hatırlıyorum da, neredeen, nereye&#8230;</p>
<p>Tuncblake, bu siteye hayat verdiğimiz andan itibaren, giderek daha da <strong>anarşizan</strong> hale gelen bir kimliğe bürünmekte. İnşallah, bu zihinsel savrulma sürecinde, en kısa zamanda dibi bulur, oradan da (dip dalgalarına kapılmadan) tekrar ayaklarınızın üzerine basarak, aydınlanma projesine geri dönüş yaparsınız.</p>
<p>Aksi takdirde, korkarım ki, bırakın tartışmayı, iletişim kurmamız bile çok zor hale gelecek.</p>
<p><strong>NOT: </strong><a href="http://www.yorumlayanlar.com/2008/03/20/ilmihal/" target="_blank" rel="nofollow">Türkiye&#8217;nin Geleceği</a> adlı tartışmaya girişi ben yapacağım.   Niyetinizi, savaşmaktan sevişmeye çevirir, aklı da yeniden kendiniz için bir kısıtlayıcı ve kılavuz telakki etmeye razı olursanız, buyurun, önümüze beyaz bir sayfa açıp, yeniden, insana yaraşır bir medeniyet projesi/ideali çerçevesinde tartışmaya çalışalım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
