Naylon Çorap

Yudit Namer 

sahiplenemediğim kadınlık…
tırnakların yırtmasın diye törpülendiği,
çorabı yırtınca varlığına sövdüğüm,
kapısından içeri sığamadığım, çizen, çürüten, çiğneyen kadınlık…

kolaydı,
içeride bir yerlerde yanardı bir zamanlar sadece,
varlığından haberdar olmasan da dolanırdı hücrelerde,
çıkardı ortaya kendiliğinden öpülmek isteyip öptürmeyince,
davetkarlığındaydı işin,
kucakta düşünmeden oturmasındaydı,
çabalamadan güzel kokmasındaydı,
oyun sonrası terinden utanmamasındaydı,

oynaşmasındaydı…

içeride yanan durmadı sonra,
çıkıverdi bir öğleden sonra.
şaşkınlık korkuya karıştı; gurur oldu, küstahlık oldu, güzellik, çirkinlik oldu başkasının gözünde.
boyalar o zaman girdi işin içine,
örtüler, renkler, benim olmayan, bana yakıştırılan
giyemediğim…
oyun oynamadım ki terleyeyim,
terlemedim ki nasıl koktuğumu hatırlayayım.
kucak yasak, öptürmek ayıp, öptürmemek mesai
savaşa döndü aynaya bakmak bile
o kim, yabancı
yordu varolmak
çocuk kayıp
erkeklik caiz değil
cinsiyet acı…

sahiplenemediğim kadınlık,
bir öğleden sonra gelen,
yoran, ben olamayan kadınlık,
tırnaklarımı hiç törpüleyemeyen…

o naylon çorabı hiç kaçırmadan giyemedim…

Popularity: 62% [?]

RSS beslemeleri · TrackBack URL

Yorum Yazın