<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Comments on: Yalancı Dolma</title>
	<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/01/06/yalancidolma/</link>
	<description>Eleştirel Düşüncenin ve Sanatın Mabedi</description>
	<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 08:05:54 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
		<item>
		<title>By: ERHAN ÖZCAN</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/01/06/yalancidolma/#comment-180</link>
		<dc:creator>ERHAN ÖZCAN</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jan 2008 18:14:15 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/01/06/yalancidolma/#comment-180</guid>
		<description>Ne diyorsunuz siz hanımlar? Bu dolmadan, bu kadar gürültü çıkacaksa, olmaz olsun dolma. Ne diyeyim ben size? Aslında, ben kitapla dolmayı ilişkilendirme çabasını takdir ettim sadece ama dolmada kusurlu yanlar olduğu kadar, her yanı iyi pişen alttakilerin lezzetini anlamamak, tek ucunu pişirmemekten yeğdir.
Tüm iyi pişen dolmalar benim, tartışmalar sizin olsun.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ne diyorsunuz siz hanımlar? Bu dolmadan, bu kadar gürültü çıkacaksa, olmaz olsun dolma. Ne diyeyim ben size? Aslında, ben kitapla dolmayı ilişkilendirme çabasını takdir ettim sadece ama dolmada kusurlu yanlar olduğu kadar, her yanı iyi pişen alttakilerin lezzetini anlamamak, tek ucunu pişirmemekten yeğdir.<br />
Tüm iyi pişen dolmalar benim, tartışmalar sizin olsun.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Ebru Akman</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/01/06/yalancidolma/#comment-158</link>
		<dc:creator>Ebru Akman</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Jan 2008 15:59:48 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/01/06/yalancidolma/#comment-158</guid>
		<description>Sevgili MutluElma, 

Sizin bu yazdıklarınızı epeyi bir düşündüm. Genellikle aşçı ve son tüketici olma işlerini aynı anda üstlendiğim için bir aşçı/son tüketici çelişkisi içine düştüğümü fark ettim. 

Bir aşçı olarak yemek masasında bazılarının yüzünde tam doymuşluk/doyum ifadesi ve diğerlerinin yüzünde "bu pişmemiş" ifadesi mi yoksa herkesin yüzünde "bu yalancı dolmaların her birinin bir ucunun diğerinden iyi piştiğini fark ettiniz mi?" ifadelerini mi tercih ederim acaba diye düşünüp duruyorum. bu da olmamış 10 tüketici mi yoksa tatmin olmuş 5 ve tatmin olmamış 5 tüketiciyi mi tercih ederim sorusu aslında. 

Nimetten faidelenme açısından kuşkusuz ki ikinci durumda daha ileriyiz. lakin, bu sefer de tatmin olmamış tüketiciler, başta ben  ne olacağız? 

Bu soruna çözümüm benim, hatta ananemin, her bir tencereye tek bir bilemediniz iki sıra dolma dizip ayrı ayrı pişirmek. Elbette ki bu, diğer kaynakların (doğal gaz, sonrasında çıkan bulaşıklar için su vb.) kullanımı açısından daha müsrif ama müşteri memnuniyeti açısından daha garantili. 

Beri yandan, birey içi (tekil dolmaiçi) dinamiklerden bakılırsa, hangimizin her yeri pişmiş ki, ürettiklerimizin öyle olsun? insanı kusursuz yapan kusurlu oluşu* değil mi? 

Bu çelişkilerle dolu sorunu halledene kadar...

*İOA'dan (Suskunlar) ve BSG'dan (Sezon 3 final) aparttım/çarpıttım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili MutluElma, </p>
<p>Sizin bu yazdıklarınızı epeyi bir düşündüm. Genellikle aşçı ve son tüketici olma işlerini aynı anda üstlendiğim için bir aşçı/son tüketici çelişkisi içine düştüğümü fark ettim. </p>
<p>Bir aşçı olarak yemek masasında bazılarının yüzünde tam doymuşluk/doyum ifadesi ve diğerlerinin yüzünde &#8220;bu pişmemiş&#8221; ifadesi mi yoksa herkesin yüzünde &#8220;bu yalancı dolmaların her birinin bir ucunun diğerinden iyi piştiğini fark ettiniz mi?&#8221; ifadelerini mi tercih ederim acaba diye düşünüp duruyorum. bu da olmamış 10 tüketici mi yoksa tatmin olmuş 5 ve tatmin olmamış 5 tüketiciyi mi tercih ederim sorusu aslında. </p>
<p>Nimetten faidelenme açısından kuşkusuz ki ikinci durumda daha ileriyiz. lakin, bu sefer de tatmin olmamış tüketiciler, başta ben  ne olacağız? </p>
<p>Bu soruna çözümüm benim, hatta ananemin, her bir tencereye tek bir bilemediniz iki sıra dolma dizip ayrı ayrı pişirmek. Elbette ki bu, diğer kaynakların (doğal gaz, sonrasında çıkan bulaşıklar için su vb.) kullanımı açısından daha müsrif ama müşteri memnuniyeti açısından daha garantili. </p>
<p>Beri yandan, birey içi (tekil dolmaiçi) dinamiklerden bakılırsa, hangimizin her yeri pişmiş ki, ürettiklerimizin öyle olsun? insanı kusursuz yapan kusurlu oluşu* değil mi? </p>
<p>Bu çelişkilerle dolu sorunu halledene kadar&#8230;</p>
<p>*İOA&#8217;dan (Suskunlar) ve BSG&#8217;dan (Sezon 3 final) aparttım/çarpıttım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Ayşegül Sütçü</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/01/06/yalancidolma/#comment-157</link>
		<dc:creator>Ayşegül Sütçü</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jan 2008 17:45:02 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/01/06/yalancidolma/#comment-157</guid>
		<description>Teşekkür ederim, zihnimin işleyiş tarzını sağ gösterip sol vurmak olduğu şeklindeki değerlendirmenizin ziyadesiyle gönül okşayıcı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. 
Editörümüz duble affedicidir umarım, çünkü benim de bu soruya bir yanıtım olacak:
Dikine yerleştirilen yaprak sarmalarının da kendi içlerinde bir pişme eşitsizliği yaşayacakları şüphesiz. Tabana yakın olan pirinçler kapağa yakın olanlardan elbette ki daha pişkin olacaktır. 
Ben durumu şu açıdan değerlendiriyorum:
Tenceredeki bütün içeriğe bakılırsa yatay yerleştirilmeleri durumuna göre her bir sarmanın birbirlerine göre farkı dikey yerleştirildiklerinde azalacak ancak birey olarak her bir sarmanın kendi içerisinde bir pişkinlik farkı ortaya çıkacaktır. Bu bağlamda bütünü oluşturan daha alt birimlere doğru gidilirse; sarmanın içerisinde bulunan pirinç tanelerinin tencereye ve sarmaya göre uzamsal konumlarının da her bir pirinç tanesi içerisinde pişme farklılığı oluşturacağı dikkatli bir aşçının gözünden kaçmayacaktır. Yine bütüne dönersek, son tüketici için tabağa gelen sarmaların toplam pişmişlik - pişmemişlik oranı kabaca sabit olacağından -her sarmanın pişkin ve çiğ iki ucu olması nedeniyle, daha eşitlikçi bir dağılım oluşturacaktır.
Bu olası birim içi farklılıklara rağmen ben bu yerleştiriş biçimini daha sosyal ve gelişmiş buluyorum. Toplum içi katmanlaşmadansa bireysel ayrışmaları daha lezzetli bulduğumdan olabilir bu. 
Öte yandan bu konumlandırılışı Borges'in kitabındaki fraktallara benzetiyorum ve sarmalar, pirinçler, nişasta moleküleri ve karbon atomları derken tüm alt birimlerin aynı eşitsiz dağılımına kadar giden düşünce zincirini sonsuza uzatma oyunundan çok keyif alıyorum...
Bir yalancı dolmaya bu kadar sarar mı insan kafayı bu da ayrı bir yazı konusu sanırım...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Teşekkür ederim, zihnimin işleyiş tarzını sağ gösterip sol vurmak olduğu şeklindeki değerlendirmenizin ziyadesiyle gönül okşayıcı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.<br />
Editörümüz duble affedicidir umarım, çünkü benim de bu soruya bir yanıtım olacak:<br />
Dikine yerleştirilen yaprak sarmalarının da kendi içlerinde bir pişme eşitsizliği yaşayacakları şüphesiz. Tabana yakın olan pirinçler kapağa yakın olanlardan elbette ki daha pişkin olacaktır.<br />
Ben durumu şu açıdan değerlendiriyorum:<br />
Tenceredeki bütün içeriğe bakılırsa yatay yerleştirilmeleri durumuna göre her bir sarmanın birbirlerine göre farkı dikey yerleştirildiklerinde azalacak ancak birey olarak her bir sarmanın kendi içerisinde bir pişkinlik farkı ortaya çıkacaktır. Bu bağlamda bütünü oluşturan daha alt birimlere doğru gidilirse; sarmanın içerisinde bulunan pirinç tanelerinin tencereye ve sarmaya göre uzamsal konumlarının da her bir pirinç tanesi içerisinde pişme farklılığı oluşturacağı dikkatli bir aşçının gözünden kaçmayacaktır. Yine bütüne dönersek, son tüketici için tabağa gelen sarmaların toplam pişmişlik - pişmemişlik oranı kabaca sabit olacağından -her sarmanın pişkin ve çiğ iki ucu olması nedeniyle, daha eşitlikçi bir dağılım oluşturacaktır.<br />
Bu olası birim içi farklılıklara rağmen ben bu yerleştiriş biçimini daha sosyal ve gelişmiş buluyorum. Toplum içi katmanlaşmadansa bireysel ayrışmaları daha lezzetli bulduğumdan olabilir bu.<br />
Öte yandan bu konumlandırılışı Borges&#8217;in kitabındaki fraktallara benzetiyorum ve sarmalar, pirinçler, nişasta moleküleri ve karbon atomları derken tüm alt birimlerin aynı eşitsiz dağılımına kadar giden düşünce zincirini sonsuza uzatma oyunundan çok keyif alıyorum&#8230;<br />
Bir yalancı dolmaya bu kadar sarar mı insan kafayı bu da ayrı bir yazı konusu sanırım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Ebru Akman</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2008/01/06/yalancidolma/#comment-149</link>
		<dc:creator>Ebru Akman</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jan 2008 01:57:51 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2008/01/06/yalancidolma/#comment-149</guid>
		<description>bu yazıda benim pek sevdiğim bir şey saklı: sağ gösterip sol vurmak... Hem de, soldan vuracağını belli ede ede sağ göstermek... Zihniniz hep böyle çalışıyorsa daha çok yazın; daha çok okumak isterim. 

Editörümüzün affına sığınarak bir de sorum olacak:

"Bunun için tencereyi yatırmak ve sabırla sarmaları, boyuna boyuna tencere yüksekliğince yerleştirmek gerekir." 

Birazdan yalancı dolma olacak sarılmış yaprakları dikey olarak koyduğumuzda, bu sefer de tabana ve ortaya yakın pirinçlerin çok ve -görece- iyi pişmesine, kapağa yakın uçtaki pirinçlerin de az pişmesine, yani aslında yalanın/hayalin bir başka (döndürülmüş) açıdan zuhur etmesine şahit olmuyor muyuz?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bu yazıda benim pek sevdiğim bir şey saklı: sağ gösterip sol vurmak&#8230; Hem de, soldan vuracağını belli ede ede sağ göstermek&#8230; Zihniniz hep böyle çalışıyorsa daha çok yazın; daha çok okumak isterim. </p>
<p>Editörümüzün affına sığınarak bir de sorum olacak:</p>
<p>&#8220;Bunun için tencereyi yatırmak ve sabırla sarmaları, boyuna boyuna tencere yüksekliğince yerleştirmek gerekir.&#8221; </p>
<p>Birazdan yalancı dolma olacak sarılmış yaprakları dikey olarak koyduğumuzda, bu sefer de tabana ve ortaya yakın pirinçlerin çok ve -görece- iyi pişmesine, kapağa yakın uçtaki pirinçlerin de az pişmesine, yani aslında yalanın/hayalin bir başka (döndürülmüş) açıdan zuhur etmesine şahit olmuyor muyuz?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
