Bir diyalog ki her yerde geçer…

dialogue.jpg

Yazan: Özgür Erbaş

- Ada sahillerinde bekliyormuş… Beni seviyor istiyormuş… Her zamanki yerinde bekliyormuş! Canııııım… Ne! Şadiye mi? Şadiye de kim? Kim dedim, kim o başı için seni şad edecek olan kaltak?
- Saçmalama!
- Saçmalamıyorum!
- O halde söyle bakalım, bugüne ne kaldı? Dünden ne kaldıysa ondan biraz daha fazla mı eksik mi?
- Kime ne? Bana ne?
- Biraz huzursuz, az mutsuz musun?
- Değilim.
- E, o zaman?
- Ne zaman?
- O anlamda demedim?
- Hangi anlamda dedin o halde?
- Yani, daha ne olsun demek istedim.
- Ne olsun?
- Sen ne dersen o olsun ya’v, bıktırdın gerçekten!
- Hem saçma sapan sorular soruyorsun hem de bıktıran ben oluyorum, öyle mi? Eşitsizlik bu o olsa gerek!
- Pöh!
- Pöh, nasıl bir eda ayol?
- Sen ay ol! Ben güneş olacağım. Sen de bütün dünyanla birlikte etrafımda döneceksin!
- Ögh!
- Peki ögh ne demek oluyor? Ha yani, benim yakınlarımda olmak sana iğrenç geliyor öyle mi? – Saçmalama!
- Saçmalayan sensin tamam mı?
- Tamam değil, yarım!
- Evet, senin aklın yarım!
- Sensin o yarım akıllı, anladın mı?
- Anlamadım, nasıl anlayabilirim ki? Ben geri zekâlıyım değil mi? Böyle diyecektin değil mi?
- Değil hem de nasıl değil!
- O ne demek öyle şimdi?
- Yarım akıllı biri için fazla zekice bir soru olmadı mı?
- Bak beni deli etme, tamam mı?
- Seni ben mi delirttim! Sen deliydin ki zaten.
- Ne? Deli mi dedin bana?
- Dedim! Dedim evet, ne yapacaksın? Dövecek misin beni?
- Ya bi’ git ya…
- Ben niye gidiyormuşum, sen git!
- Bana bak! Kafamın tasını attırma, yoksa fena olur!
- Tehdit mi ediyorsun sen beni?
- Ya bi’ git dedim, valla kaza çıkacak elimden?
- Sen kazanın kendisisin zaten.
- Valla öldür’cem! Tutmayın beni!..

Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>