<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Comments on: -Benimle evlenir misin?</title>
	<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/11/25/benimle-evlenir-misin/</link>
	<description>Eleştirel Düşüncenin ve Sanatın Mabedi</description>
	<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 08:55:55 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
		<item>
		<title>By: Tuğçe Ayteş</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/11/25/benimle-evlenir-misin/#comment-419</link>
		<dc:creator>Tuğçe Ayteş</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 20:04:45 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2007/11/25/benimle-evlenir-misin/#comment-419</guid>
		<description>Merhabalar,

Yazıda net bir şekilde argümanlar sıralanmış. Ama ataerkil bir toplum olmamıza rağmen sadece kadınlara yüklenildiğini de düşünmüyorum.

İlk olarak Ayça Hanım'ın "Her ne kadar hukuk bilgim çok az olsa da, evli olmayan kadınlara yasaların pek bir desteği olmadığını sanırım rahatlıkla söyleyebilirim," sözüne katılıyorum. Ancak sadece evli olmayan kadınlar değil, evli olmayan çiftler mağdur olmaktadır. Zira böyle çiftlere yurdumuzda ev bile verilmez. Kadın "namussuz" sayılır ama erkek de bir açıdan kadınla "evlenmediği için" suçlu görülür.

Evlendikten sonra tüm sorumluluklar kadınlara yıkılıyor gibi görünse de aslında erkeğin de üstüne "erkekliğini/delikanlılığını kanıtlama" baskısı vardır. İlk gecede başarısız olup intihar eden erkekleri gazetelerden okumuşuzdur. Bu, yazıda belirtildiği gibi, yıllar yılı toplum tarafından dantel gibi işlenen bir zihniyettir. (Modernlikle de alakası yok. Annem modern bir kadın olmasına rağmen benim bu konudaki görüşlerim yüzünden cinnet ha geçirdi ha geçirecek.)

Erkekler güçlerini kültürel, akılsal vs olarak değil fiziksel olarak kanıtlamaya çalışırlar. Toplum genelinde çok okuyan erkek daha itibar görür gibi görünse de sonunda "skoru fazla olan" kazanır. Erkekler üzerilerindeki bu yükü atlatabilmek için kadınlar üstünde maddi ve manevi baskı kurmaya çalışmaya başlarlar. Kadın eğer bunu kabullenirse amenna. Kabullenmezse işte asıl sorun orada başlıyor.

Bekârete bu kadar vurgu yapılması da yine buradan kaynaklanıyor. Eğer kadın birden fazla erkekle birlikte olursa bu erkekleri kıyaslama şansı da olur. Elbette ki bir erkek başka bir erkeğe tercih edilmeye katlanamaz, çünkü erkek için en önemli olan şey malum. Yazıda bahsedilen tek eşlilik,daha doğrusu evlilik tam da kadınlar "gözünü açmasın" diyedir. Yani hem kadın hem de erkek mağdurdur.

Sorunun kökenine inmek gerekir. "Mahalle baskısı" diye kestirip atmak kolaydır. Ama asıl sorumlusu "devlet"tir. Bir devlet oluşturulduğunda o devletin ona bağlı olacak bir halka ihtiyacı vardır. Bunu kontrol etmek için de "aile" denen birimler oluşturulmalıdır çekirdekte. Böylece birlikte olan çiftlerin bunu devlete "onaylatma" süreci başlatılıt nikâh adı altında. Bir de "düğün" denen olgu vardır ki tam evlere şenlik. Bence tam anlamıyla serbest pazarı beslemek için ortaya çıkartılmış. Kiralanan oteller, takılan paralar/mücevherler/altınlar, ekşimiş ekşimiş gülümseyen çehreler... Başka açıklama bulamıyorum. (Düğün yapılmadan evlenen çiftlerden kadının "şansız", erkeğin de "sorumsuz veya hakir" görülmesi de cabası.)

Sonuç olarak evlilik yapay bir kurumdur. İnsan doğasında yoktur. Halil Cİbran'ın "Evlilik üzerine" şiirini okumanızı tavsiye ederim. Sevginin hiçbir anlaşmaya, kısıtlamaya ihtiyacı yoktur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhabalar,</p>
<p>Yazıda net bir şekilde argümanlar sıralanmış. Ama ataerkil bir toplum olmamıza rağmen sadece kadınlara yüklenildiğini de düşünmüyorum.</p>
<p>İlk olarak Ayça Hanım&#8217;ın &#8220;Her ne kadar hukuk bilgim çok az olsa da, evli olmayan kadınlara yasaların pek bir desteği olmadığını sanırım rahatlıkla söyleyebilirim,&#8221; sözüne katılıyorum. Ancak sadece evli olmayan kadınlar değil, evli olmayan çiftler mağdur olmaktadır. Zira böyle çiftlere yurdumuzda ev bile verilmez. Kadın &#8220;namussuz&#8221; sayılır ama erkek de bir açıdan kadınla &#8220;evlenmediği için&#8221; suçlu görülür.</p>
<p>Evlendikten sonra tüm sorumluluklar kadınlara yıkılıyor gibi görünse de aslında erkeğin de üstüne &#8220;erkekliğini/delikanlılığını kanıtlama&#8221; baskısı vardır. İlk gecede başarısız olup intihar eden erkekleri gazetelerden okumuşuzdur. Bu, yazıda belirtildiği gibi, yıllar yılı toplum tarafından dantel gibi işlenen bir zihniyettir. (Modernlikle de alakası yok. Annem modern bir kadın olmasına rağmen benim bu konudaki görüşlerim yüzünden cinnet ha geçirdi ha geçirecek.)</p>
<p>Erkekler güçlerini kültürel, akılsal vs olarak değil fiziksel olarak kanıtlamaya çalışırlar. Toplum genelinde çok okuyan erkek daha itibar görür gibi görünse de sonunda &#8220;skoru fazla olan&#8221; kazanır. Erkekler üzerilerindeki bu yükü atlatabilmek için kadınlar üstünde maddi ve manevi baskı kurmaya çalışmaya başlarlar. Kadın eğer bunu kabullenirse amenna. Kabullenmezse işte asıl sorun orada başlıyor.</p>
<p>Bekârete bu kadar vurgu yapılması da yine buradan kaynaklanıyor. Eğer kadın birden fazla erkekle birlikte olursa bu erkekleri kıyaslama şansı da olur. Elbette ki bir erkek başka bir erkeğe tercih edilmeye katlanamaz, çünkü erkek için en önemli olan şey malum. Yazıda bahsedilen tek eşlilik,daha doğrusu evlilik tam da kadınlar &#8220;gözünü açmasın&#8221; diyedir. Yani hem kadın hem de erkek mağdurdur.</p>
<p>Sorunun kökenine inmek gerekir. &#8220;Mahalle baskısı&#8221; diye kestirip atmak kolaydır. Ama asıl sorumlusu &#8220;devlet&#8221;tir. Bir devlet oluşturulduğunda o devletin ona bağlı olacak bir halka ihtiyacı vardır. Bunu kontrol etmek için de &#8220;aile&#8221; denen birimler oluşturulmalıdır çekirdekte. Böylece birlikte olan çiftlerin bunu devlete &#8220;onaylatma&#8221; süreci başlatılıt nikâh adı altında. Bir de &#8220;düğün&#8221; denen olgu vardır ki tam evlere şenlik. Bence tam anlamıyla serbest pazarı beslemek için ortaya çıkartılmış. Kiralanan oteller, takılan paralar/mücevherler/altınlar, ekşimiş ekşimiş gülümseyen çehreler&#8230; Başka açıklama bulamıyorum. (Düğün yapılmadan evlenen çiftlerden kadının &#8220;şansız&#8221;, erkeğin de &#8220;sorumsuz veya hakir&#8221; görülmesi de cabası.)</p>
<p>Sonuç olarak evlilik yapay bir kurumdur. İnsan doğasında yoktur. Halil Cİbran&#8217;ın &#8220;Evlilik üzerine&#8221; şiirini okumanızı tavsiye ederim. Sevginin hiçbir anlaşmaya, kısıtlamaya ihtiyacı yoktur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Ayça Sağlam</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/11/25/benimle-evlenir-misin/#comment-140</link>
		<dc:creator>Ayça Sağlam</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2007 23:56:44 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2007/11/25/benimle-evlenir-misin/#comment-140</guid>
		<description>Ebrucum çok güzel olmuş yazı... Tümüne yürekten katılmakla birlikte, şunu da eklemek istiyorum: Kadınlar, çocukluklarından itibaren kendilerine dayatılmış pembe hayalleri sorgulamaya başladıklarında, onları bekleyen çetin bir yol oluyor. Ataerkil sistem, kendi kurumlarını desteklediği için, bu kurumlara karşı çıkmak cesaret istiyor. Her ne kadar hukuk bilgim çok az olsa da, evli olmayan kadınlara yasaların pek bir desteği olmadığını sanırım rahatlıkla söyleyebilirim. Yani kadının özgürleşme sürecinde, yüklenilmesi gereken tarafın yine erkekler olduğunu düşünüyorum. Erkeğin "evlenilecek kadın" mantığı, kadını çoğu kez çaresiz bırakıyor. Keza mahalle baskısı da kadının işini pek kolaylaştırmıyor. Kadının her şey için ödediği bedel, katmer katmer fazla oluyor. Dolayısıyla bu dünyada kadın olmak, zor zanaat...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ebrucum çok güzel olmuş yazı&#8230; Tümüne yürekten katılmakla birlikte, şunu da eklemek istiyorum: Kadınlar, çocukluklarından itibaren kendilerine dayatılmış pembe hayalleri sorgulamaya başladıklarında, onları bekleyen çetin bir yol oluyor. Ataerkil sistem, kendi kurumlarını desteklediği için, bu kurumlara karşı çıkmak cesaret istiyor. Her ne kadar hukuk bilgim çok az olsa da, evli olmayan kadınlara yasaların pek bir desteği olmadığını sanırım rahatlıkla söyleyebilirim. Yani kadının özgürleşme sürecinde, yüklenilmesi gereken tarafın yine erkekler olduğunu düşünüyorum. Erkeğin &#8220;evlenilecek kadın&#8221; mantığı, kadını çoğu kez çaresiz bırakıyor. Keza mahalle baskısı da kadının işini pek kolaylaştırmıyor. Kadının her şey için ödediği bedel, katmer katmer fazla oluyor. Dolayısıyla bu dünyada kadın olmak, zor zanaat&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: eakman</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/11/25/benimle-evlenir-misin/#comment-124</link>
		<dc:creator>eakman</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Dec 2007 12:54:19 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2007/11/25/benimle-evlenir-misin/#comment-124</guid>
		<description>Pınarcım, 

So say we all! :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Pınarcım, </p>
<p>So say we all! <img src='http://www.yorumlayanlar.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Pınar Elmasoğlu</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/11/25/benimle-evlenir-misin/#comment-99</link>
		<dc:creator>Pınar Elmasoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Dec 2007 16:26:29 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2007/11/25/benimle-evlenir-misin/#comment-99</guid>
		<description>Ebrucuğum, harika yazmışsın, çok keyifle okudum. 

Ama yani bi kereden bir şey çıkmaz diyorum ben, hatta iki kereden de, üç kereden de...  Yedi Kocalı Hürmüz hikayesini diğerlerinin yanında tek geçerim. Nasıl da hayat insana aşkın ve meşkin sonsuz olmadığını mükemmel yollardan öğretiyor, su kisacik hayatta arada bir evlensek de, törenlerle kutlayıp eglensek çok mu? "Evlenmiyorsun da ne oluyor?" diye soruyorum ben kendime; beraber yaşama formatına geçmeyi, evlilik kadar sorgulamıyor insan ( asil hata da hep burada), sonra her ayrılık, bir nevi boşanma... Nasılsa durmadan evlenip boşanıyoruz bir nevi. Öyle görüyorum.  Kısacası, benim duruşum, ne Pamuk Prenses hikayelerine aldanmak, ne de kendini hayatla cilveleşmekten uzak tutmak üzerine. Hayatın tadı, çeşidi, zenginliği bu gercekten: Hiç, "şiddetli geçimsizlik" gerekçesiyle boşanmak için mahkemeye çıkmış bir insanla, çıkmamış bir olur mu? Yani o yüzden diyeceğim şu ki;  Tanrım, bana üç tane, üç de yetmez beş tane, beş de yetmez, yedi tane ver, ver, ver, ver!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ebrucuğum, harika yazmışsın, çok keyifle okudum. </p>
<p>Ama yani bi kereden bir şey çıkmaz diyorum ben, hatta iki kereden de, üç kereden de&#8230;  Yedi Kocalı Hürmüz hikayesini diğerlerinin yanında tek geçerim. Nasıl da hayat insana aşkın ve meşkin sonsuz olmadığını mükemmel yollardan öğretiyor, su kisacik hayatta arada bir evlensek de, törenlerle kutlayıp eglensek çok mu? &#8220;Evlenmiyorsun da ne oluyor?&#8221; diye soruyorum ben kendime; beraber yaşama formatına geçmeyi, evlilik kadar sorgulamıyor insan ( asil hata da hep burada), sonra her ayrılık, bir nevi boşanma&#8230; Nasılsa durmadan evlenip boşanıyoruz bir nevi. Öyle görüyorum.  Kısacası, benim duruşum, ne Pamuk Prenses hikayelerine aldanmak, ne de kendini hayatla cilveleşmekten uzak tutmak üzerine. Hayatın tadı, çeşidi, zenginliği bu gercekten: Hiç, &#8220;şiddetli geçimsizlik&#8221; gerekçesiyle boşanmak için mahkemeye çıkmış bir insanla, çıkmamış bir olur mu? Yani o yüzden diyeceğim şu ki;  Tanrım, bana üç tane, üç de yetmez beş tane, beş de yetmez, yedi tane ver, ver, ver, ver!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Nazlı</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/11/25/benimle-evlenir-misin/#comment-98</link>
		<dc:creator>Nazlı</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Dec 2007 23:07:56 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2007/11/25/benimle-evlenir-misin/#comment-98</guid>
		<description>Eyvallah...  Yalanı aramaya gerek yok, doğrular pek münasip.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Eyvallah&#8230;  Yalanı aramaya gerek yok, doğrular pek münasip.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
