Yalnızlık Kaçınılması Zor Bir Kalabalıktır
September 19th, 2007 at 3:18 pm (Deneme)
Yalnızlık, arı kovanından çıkıp yayılan yüzlerce arının sanki hiç tükenmeyecek vızıltısıyla üşüşmüştü başıma. Kurtulamadığım bir kalabalığa sahibim şimdi. Öylece uzanmış tavana bakıp dururken, zihnimdeki tüm görüntüler fiziksel tek başınalığımla dalga geçmekteydiler. İstemiyordum, ama heryerdeydiler. Şiddetle büyüyen ‘yalnız’ kalma isteğim, başa çıkılması zor kalabalıkları da sürüklüyor peşimden. (Kurtulamıyorum)
Yalnız olmak çoğunlukla ‘tek başına’lıkla özdeşleşen bir şey. Oysa yalnız kalmak istemek bazen tam anlamıyla “bırakın beni, çünkü zihnimde beni yalnız bırakmayan şeylerle fiziksel bir yalınlıkla savaşmak, anlaşmak, dinleşmek istiyorum” demektir. Bu anlamda tek başımıza kalabileceğimiz hiçbir yer de yoktur aslında; etrafta hep o yalnızlığın içinde olacak, dolayısıyla o ‘yalın’ olma halini artık ‘yalnız’ olma durumundan çıkaracak bir şeyler vardır; müzik vardır, radyodaki sesler vardır, sokaktaki köpek, saksıdaki çiçek vardır… Hepsinin de ayrı ayrı var olma telaşları, ayrı ayrı hikayeleri vardır; ve siz istemeseniz de bu hikayeler hep kulağınıza kendilerini fısıldarlar.
Yeni sulanmış bir saksının dibinden yere damlayan suyun sesi gibi, her hikâyeden yansıyan sesler vardır, duymak istemeseniz de gelip sizi bulan. Her hikâyenin ardında sessiz sessiz sandıktan çıkarılmayı bekleyen kendi hikâyelerimiz vardır. Etrafımız kaçınılmaz biçimde her saniye anılarımızdan fışkıran kahramanlarla, ya da kendi hikâyelerini yaşarken bunu ‘yalnız’’ yaşıyormuş gibi yapan, ama o yalnızlıklarının zamandaki tınlamasını bize de bulaştıran, geçmişimizden, bu günümüzden yüzlerce varoluşla sarılı. (sinsi sinsi gülüyorlar şimdi hepsi bana)
İşte bu yüzden yalnız olmak diye bir şey yok. eserin devamı »
Popularity: 12% [?]

