Toplu Yanıtlar

habermas.jpgYazan: Kerem Kandemir

Sevgili Dostlarım,

Bu yazıda, içerik tartışmasına girmeksizin, meta düzeyde, iletişimimizin aldığı hale ilişkin yorumlarımı paylaşmak istiyorum sizlerle. Dilerseniz, önce kendi tavrımdan ve tarzımdan başlayayım, değerlendirmeye:

Evet, oldum olası, provokatif bir üslupla yazmayı yeğlemişimdir. Takdir edersiniz ki, bu bilinçli bir tercihtir. Çünkü reaksiyon almayı, tartışma başlatmayı severim. Yalnızca üsluba indirgemek de yanlış olacaktır sanıyorum. Zira, yazdıklarımın içeriğine de baktığımızda, tabu olarak telakki edilen konuları seçmeye, söylenmeyenleri söylemeye falan pek hevesli olduğum tespitini yapabiliriz. Beni yakından tanıyanlarınız, tartışmaya doymayan bir yapım olduğunu teslim edecektir.

Lakin, son yazılarıma, sizlerden gelen yanıtlar/yorumlar, bende düş kırıklığı ve buna bağlı olarak üzüntü yarattı. Sizlerin alenen verdiği tepkilerin, yazılmasalar da, okurlarımızın ekseriyetinin zihninde de oluştuğunu varsaymaktayım. Ne yazıyorsam, zaten, bu varsayımla yazıyorum. Dolayısıyla, beni şaşırtan, beklenti kümemin dışında kalan, sizin yaklaşımlarınız oldu.

Pekiyi, ne bekliyordum sizden? Geçenlerde, Ekrem üstadımla da konuştuğumuz üzere, bırakınız iletişim etiğine riayet etmeyi, daha doğru dürüst düşüncelerini ifade etmeyi dahi beceremeyen özürlü entelejensiyamıza, farklı görüşlere sahip insanların, en hassas konular üzerinde dahi, nasıl bir sivil tavırla, taraflarını zenginleştiren, geliştiren bir iletişim ortamı yaratarak tartışabildiklerini göstermek gibi bir beklentim vardı.

İşte bu bağlamda, sizlerin yazılarıma reva gördüğünüz yanıtların, benim yazılarımı yazdığımla benzer bir düzlemde yer almadıklarını düşünüyorum. Ancak ne hikmetse, birbirinizden tamamen bağımsız verdiğiniz bu tepkiler, kendi aralarında çok benzer bir düzlemi paylaşıyorlar.

Şöyle ifade edeyim: Benim yazılarım, birer tartışma davetiyesiydi. Aynı zamanda dost olan birkaç sosyal ilim erbabının, bir hafta sonu, Boğaz havası da alan ferah bir pastanede, çaylarını yudumlayıp simitlerini yerken, rencide ya da ajite olma riski, kaygısı taşımadan ama korakor, memleket ve dünya meselelerini tartışmaları tadında bir şeydi, benim öznel beklentim, bu davetiyenin yol açacağını düşündüğüm iletişimden.

Olmadı.

Pekiyi, neden olmadı? Muhtemelen, yazdıklarım, nasıl bir iletişim kurmayı beklediğim konusunda, yukarıda açıkça yazmak durumunda kaldıklarımı sezdiremedi, hissettiremedi size. Belli şartlanmışlıkları tetiklemiş olmalıyım. Yani, seçim öncesi, bir yazının kenarına AKP logosu yapıştırıp başlığını da”Oyum Neden AKP’ye?” şeklinde koymak, sizler tarafından, aleni bir propaganda girişimi olarak algılanmış olabilir. Emperyalizm ve küreselleşmeyle ilgili kimi yerleşik duruşlara “Yalan Balonları” diyerek saldırmam da, sizin gözünüzde, bana vermeyi uygun gördüğünüz tepkilerin düzlemini meşrulaştırmanıza katkı yapmış olabilir.

Durduğum yerden, gerekçelerinizi, en fazlasında, birer “hafifletici sebep” olarak görebiliyorum. Evet, bence, beni yanıtlama biçiminiz, iletişim ahlakı çerçevesinde değerlendirildiğinde, kusurlu ve sorunlu tercihler.

Her şey bir yana, benim yazılarımda ileri sürdüğüm görüşler, verilere ve argümanlara dayanıyor (iletişim düzleminden kastım bu). Dolayısıyla, karşıt görüşlerinizin de, farklı verilere ya da karşı-argümanlara dayanması gerekmez miydi? Yazılarım, bu kadarını dahi hak etmiyor muydu?

Yineliyorum, bu sivil tavrı, akademik hürmeti bütün okurlardan değil, yalnızca sizin gibi bir avuç dosttan bekliyordum.

Hala da bekliyorum, bundan sonrası için.

***

[Editörün Notu: Yazının bundan sonraki kısmı çıkartılmış ve başlığı da değiştirilmiştir. Önceden adı geçen yazarların hepsi yazıyı okuduklarından ve tepkilerini arzu ettikleri şekilde ifade ettiklerinden, kişisel referansların gereği ortadan kalkmıştır.]

Popularity: 9% [?]

RSS beslemeleri · TrackBack URL

Yorum Yazın