Üzgünüm
July 25th, 2007 at 4:49 am (Deneme)

Yazan: Alice
Üzgünüm…Başta, üzdüğüm için. Sonra fark etmediğim için. Hissetmediğim için, değiştirmediğim ve hatta karşı çıkmadığım için üzgünüm. En acısını tatsam da aynı olmaz. Doğrudur, değişir belki birkaç şey ama üzgünüm, aynı kalacak galiba çoğu şey. Siz anlarsınız beni, dinlersiniz belki. Dinleseniz çok şey değişir mi bilinmez ama paylaşmak da bir nebze güçlü kılar etkisini üzgünlüğümün. Ne dediğimi anlamaya çalışan bir çift göz düşer gibi oldu beyaz kağıtımsı bir havası olan bilgisayar ekranıma. Merak güzel histir. Kedi filan ölmez meraktan. Öyle derler, saçmalarlar. Kedi açlıktan ölebilir, ya da kavgadan. Merak kötülendikçe kötülenir çünkü sadece saklanan ölür meraktan. Kim saklanır? Kimden saklanır? Ya da neyi saklar insanlar diğerlerinden? Bunca yıldır neden düşünmekten korkar insanlık? Neyi bulma ihtimalidir insanı böyle sefilce korkutan?
Biz önce doğaydık, doğadaydık. Elimize birkaç şey aldık. Bu birkaç şeyden garip bir medeniyet çıkardık. Hor gördük bizim gibi olmayanları. Zorladıkça zorladık. Herkes bizim gibi mi olmalıydı yoksa her şey bizim mi olmalıydı? Farkında olmadığımız bir amaç uğruna gökdelenler yaptık, bilgisayarı icat ettik. Tren yolları, köprüler, testereler, televizyonlar… Ne içindi bunlar? Tam olarak ne yapmak istiyorduk bunca zaman? Rekabet vardı, daha güzel televizyonlar yaptık. Daha büyük evler, daha rahat koltuklar… Kendimizi rekabete kaptırdık: Aşkta rekabet, işte rekabet, görünümde rekabet. Ardı sıra geldi tüm bunlar. Biz bile anlayamadık, nereye bakıyorduk? Ne için uğraşıyorduk? Gereksiz uğraşlarımız ve hayatlarımızı boşa harcamamız değil ama tek sorun. Bir de diğerleri var. Diğerleri koyduk adlarını. Aramıza almadık onları. Bizim gibi değiller diye hor gördük. Acıdık hatta. Acımaya halbuki ne kadar hakkımız vardı? Önce kendi içimizdeki diğerleri… Ezdiğimiz, dışladığımız, aç bıraktığımız, acıdığımız diğerleri. Zorla el falıma bakmaya çalışan çingene kızına neden kızgındım ben? Ne hakla kızgındım? Borçlu değil miydim kendiminki gibi bir yaşamı ona? Hakkı değil miydi beni üç beş kuruş vermeye zorlamak onun? Ama ben kızgındım çünkü borçlu olduğumu biliyordum, vicdanım rahatsız ediyordu beni. Ben de ne yaptım, gecekondu kültürünü aşağıladım. Lüks sitelere hapsettim kendimi. Amacım onları hiç görmemekti. Vicdanım bana böyle emretti.
Medeniyet kurduk, medeniyiz diye dolaştık uzun süre ama kurallar gene aynıydı. Gökdelenli ormanımızda en felaket doğa kanunları değişmemişti. Çünkü işimize gelmemişti. Kadın ikinci plandaydı. Namusuydu erkeğin. Erkek efendiydi. Bu kuralları söküp atmadık. Bu kuralları uyguladık. Maskeledik ama sürdürdük de.
Hayır hayır, sırf üzülmüyorum. Utanıyorum da.
Kendi içimizdeki diğerleri dışında diğer canlılara ne yaptık peki? İnsan olmak bir bencillik sardı üstümüze. Kendi varoluşlarımız en değerlileriydi. Diğer canlılar bizim için varlardı. İstesek canlarını almak bize kalmıştı. Zevk için avladık. Öldürdük. Vurduk. Bir aslan avlayacağı geyiğe değersiz bir can olarak bakar mı hiç? Sadece hayatta kalış için öldürür onu. Ama bizim için değersiz diğer canlılar. Benim bir karıncadan çok yaşama hakkına sahip olduğumu kim ispatlayabilir ki? Daha büyük bir canlı oluşum mu sağlıyor bu ayrıcalığı bana? Bilinç mi kutsal kılıyor beni? Peki neden? Neden biz değerliyiz de evde koleksiyonunu yaptığımız kelebeklerin canları değersiz? Kibrimiz bu soruları sormamıza dahi engel oluyor genelde tabii. İnsan değerlidir, hayvanlar değersizdir. Nokta. Gerisini sorgulamaya gerek yok. Biliyoruz cevabı. Olmayan cevabı.
Utanıyorum ve üzülüyorum çünkü benim yüzümden binlerce insan aç. Bir sürü insan her gün açlıktan ölüyor benim yediğim bir dilim ekmek yüzünden. Milyonlarca hayvanı öldürüyorum. Rekabet ediyorum. En kötüsü de bunların hiçbirini değiştiremiyorum. Saçmalıyorum. Saçmalıyorum. Çok üzgünüm…
Popularity: 13% [?]
