April 28th, 2007 at 3:38 am (Şiir)

Belgin Zorlu
Biz bir damlayız.
Bir damla.
Su sanmayın.
Bir damlayım ben.
Bir andan ibaretim.
Bir andan.
Bir.
Perde kalktı mı, rezil olanından.
Perdenin farkında da değilim ya, ondan.
Arkasında dursam.
Olmaz tabi.
Selamlamasam.
Sadece alkışları duysam.
Alkışlamasanız. eserin devamı »
Popularity: 6% [?]
yorumlar
April 26th, 2007 at 6:08 pm (Öykü)
Yazan: Pınar Elmasoğlu
Saat gecenin yarısını çoktan geçmiş. Gelişigüzel tıkıştırılmış eşyalarla toplanmış çantam, yirmi dakikadır apartman boşluğundayım. Elim asansörün çağrılma düğmesine basmaya hazır, hareketsiz. Öyle ne kadar durdum hatırlamıyorum. Hiçbir yere gitmek istemiyorum. Gidişim, buna hazır olduğumdan ya da gitmek istediğimden değil, kalmanın ruhuma vereceği ağırlıktan, zamanla oluşacağını bildiğim mide bulantısından kurtulmak için. Kilitlenmiş gibiyim.
(Hatırladın mı bu, yine çok tanıdık bir ayrılık anı).
Asansördeyim. Her katı hayatımdaki bir önceki yıla geri dönüyormuş gibi ağır ağır geçiyoruz. Şimdi nereye gideceğim ki bu saatte? eserin devamı »
Popularity: 7% [?]
3 yorum
April 24th, 2007 at 3:46 pm (Fotograf)
Fotoğraflar: Şevket Hakan Tuncel







Popularity: 8% [?]
yorumlar
April 23rd, 2007 at 11:47 pm (Aksak Semai)

Yazan: sillypoet
-No unconditional surrender; no armistice day
Each night I’ll die in my contentment and lie in your grave.
While you bring me water and I give you wine
Let me dance in your tea-cup and you shall swim in mine… i.a.-
onu bilmem; bunu bilmem. nota bilirim. içim dışım bir derler, yalan bilirim. burnum eğridir çünkü sırt-üstü uyuyamam, karabasan giyerim. bazen gecelerce yüzü-koyun burun üstü nefessiz kalmışım. bazen günlerce içim gümbür gümbür aranıza dalmışım. herkes çok güzel, her şey belki ne kadar basit, o kadar güzel. belki senin beni tanımadan nefret ettiğini, sevdiğini sanmışım. ihtimal yazmışım, mümkün okumuşsun. sokakta pakettaşıyken kağıtta cisim almışım…
- gün çeçer.. gece yazar -
lakin bazı şeyler oyunu bozar. adam bunları hep gece yazar; çoğumuz gündüz okur, gece yazar. gece, yalnızdı çok vakit. ne üstüne üstüne bir taksim yahut karanfil ve yahut kemeraltı ya da yoğurt pazarı kalabalığı gelir, ne sırrını çözecek bir göz bulunur. gece; teke tek yazılır sevenin yahut sevdiğin yoksa; derdin çoksa; mektubun yoksa… martıları seyretmekten geliyorum; martılar seyrettiler beni, gidiyorlar. son bir rakı içtim, son bir kızla. son bir nefes çektim son bir hızla. içim dipsiz boylayınca, yine de şaşırır içinde mahlukat oynayınca. o bakımdan kimden medet umsam, ne söylesem, yalan söylerim. eserin devamı »
Popularity: 8% [?]
yorumlar
April 23rd, 2007 at 11:42 pm (Yersen)

sillypoet
bu gün yirmi üç nisan
talan oluyor insan
gece geç, ay görklü
yazayım adettendir, olsun dörtlü
yirmi üç gün bu, nisan
uzatma korum kafana ihsan
mutfakta tabak çanakla oynamayı bırak
öyle başa böyle tarak
bu üç gün, yirmi nisan
böyle günlerde yakın görünür fizan
endazesiz yakamozlar sarar fikrimi
şuraya bi yere çıkardım dı, bulamıyorum yer imimi
nisan bu, gün yirmi üç
kıçımdan uyduruyorum, işim güç
arbede çıkarmadan dağılın geliyor hafiye
sillypoet der ki betim benzim kafiye
g.
Popularity: 6% [?]
yorumlar
April 19th, 2007 at 9:50 pm (Tarih)

Yazan: Ekrem Düzen
II. Murat, tarihte eşine az rastlanacak karakterlerden biridir. Bunu, Osmanlı tarihindeki yeri ya da öneminden çok çizdiği kişilikten hareketle söylüyorum. Bu öyle bir kişiliktir ki ona karakter dememizi gerektiriyor. II. Murat’ın hepimizin bildiği hikâyesi şudur: Murat, bir nice kutlu fethin ardından niyaz eder ki oğlu Mehmet kendi sağlığında tahta geçe ve kendisi dahi oğlunun nasıl devlet ettiğini dünya gözüyle göre. Bu acayip halin bir benzerini ya da hak rızası için akla yatar bir izahını bulmak bana pek müşkül görünüyor. Kendisi henüz kocamış değildir. Gazavat ve fütühattan yılmış da değildir. Murat, Selanik’in üç günlük yol olduğunu duyar duymaz gazilerine “bre gavatlar, ne durursuz, şol Selanik’in mesalihini göresiz, yoğusa Muhammedin pak ruhiy’çün ben sizin mesalihinizi görürün” demiş bir sultandır. eserin devamı »
Popularity: 10% [?]
yorumlar
April 19th, 2007 at 6:10 pm (Anlatı)
Yazan: Özgür Erbaş
Geçen yaz, İstanbul’un sulu sepken nem ortamında neredeyse erimeye yüz tutmuştu asfaltlar. Herkes bürosunun/evinin içini soğuk tutmak için, sokağı daha da ısıtma pahasına iklimlendiricilerini roket ayarına getirmişti. Benim gibi işi sokakta olmak olan amele kısmına da iklimlendiricilerin damlattığı sularla duş almak kalıyordu.
İşte o günlerden birinin bitiminde, bir türlü kestirmeye kıyamadığım saçlarımı kurşun kalemle ensemde topuz yapmış, üzerimde keten elbise, ayağımda sandalet (tüm serinletme araçları tamam olarak) İstiklal Caddesi’nde yürüyordum. O kadar perişan eserin devamı »
Popularity: 9% [?]
yorumlar
April 19th, 2007 at 6:07 pm (Şiir)
Ekrem Düzen
sigaran, çakmağın ve saatin
telefonun ve anahtarların
ve iki kez sürgülediğin kapın
ağıtlara çökmeyecekler ardından
geceyi eriten güneş, şafakta yıldızların çözülmesini ne zaman dert etti ki
güya yetişedururken her günkü kaderine, her günün kederine
yakıyorken zamanını çakmağınla
savuruyorken hediyeler hayata, dumanına asılı nefesinle
telefonun seni çalmayacak
yaşınca biriktirdiğin anahtarlar hiçbir kapıya uğramayacak
iki kez sürgülediğin kapın
iki kez sürgülenecek üstüne
iki kez duyacaksın
iki kez din değiştiren keşişlerin inlerindeki iniltiyi
çünkü hiçbir zaman Roma’ya girmeyecek Hanibal
boynu bükük kalacak ilkokul çocuklarının hep
hani büyüyeceklerdi de Hanibal Roma’nın günahlarını ödetecekti ya
günahlarına borçlu kalacaksın
mezar taşına “senedi protesto edilmiştir” diye şerh koyacaklar
-dinle göğsünün büyük saatini
aşkına esaretindedir bütün fetihler-
Popularity: 7% [?]
2 yorum
April 18th, 2007 at 7:07 am (İmkansız Tarifler)

Kerem Kandemir
Yemek tariflerimi paylaşmak konusunda son derece isteksizimdir. Lakin, artizanal ekmek yapımı konusunda, sevgili Ruki’nin (ruki.org) muazzam katkısının yarattığı toplumsal borçluluk duygusundan kurtulmak amacıyla, bu tarifi yorumlayanlar.com’da yayınlamaya karar verdim. Tabii, malzeme listesini ve tarifi okuyunca, kimsenin bu ekmeği yapmaya kalkışmayacağına ilişkin güçlü inancımın da, rahatlatıcı bir etkisi oldu üzerimde. Yine de, Gara Ekmeği’ni yapacak kadar kararlı ve çılgın olanların, insanolğlunun tarih boyunca tattığı en güzel ekmeği yiyeceklerini itiraf etmek durumundayım. eserin devamı »
Popularity: 19% [?]
5 yorum