Ara…
Kategoriler
Tags
ayrılıkçı akımlar azınlıklar aşk Boğaziçi Üniversitesi bumbar cinsellik Demian devrim devrimcilik din edebiyat eleştirisi erkek Ermeniler Ermeni Meselesi Felsefe Herman Hesse ideoloji ilişkiler işkembe Kabil Nişanı kadın Kemalizm kişi kültü kokoreç Küba Kürt Meselesi Kürt Sorunu laiklik milliyetçilik ODTÜ PKK Psikoloji sakatat seks siyasal liberalizm sorunlar soykırım terör türbanlılar Türkiye yemek kültürü Yorumlayanlar.com Üzerine özgürlük özür kampanyası şeriatçılarArşivler
Meta
Ekrem Düzen Külliyatı
Bookmark the permalink.
Şiirlerin ve müptela ile tiryaki yazısı çok farklı, sanki başka bir insan yazmıştı gibi. Ben özgür gibi ruhun yalın halı ilk okuduğumda çok korktum, merak ettim seni ruhun hali. Yaralanmış bir erkek çocuğu ilk gözlerinde görüp gecelerce bundan uyandığım günlere hatırlattı beni bu şiir.
Yazılarınların içinde kelimelersiz, sözden öte bir “iç dil” var sanki. Öyleki anlaşılamayan cümleler, tanımı bilinmeyen kelimeler bile, sözlük bilgilerimize bir çelme takıp kalbe ulaşıyor, hissetiriyor ne demek istediğini ve hangi ruh haliyle yazıldığını. Bilgi vermekten, düşündürmekten öte aynı zamanda hem çok tanıdık hem de tapteze, yepyeni bir hissi yakalatıyor. Okuduğum yazıların her birinde bir koku, bir tadı sezdim. Üzerime ruhu sindi, anlatılanların. Hal dilleri, kendiminkinden daha derinlikli ama daha sancılı bir halin içine çekti beni. “Beni tekrar tekrar oku” diyen cazibesi de işte bu sancıyla doğmakta. İnsanı hem bir türlü buluşamadığı kendisiyle temas ettiriyor hem de olmak istediği kendisiyle. Beni bu duyguya getirmeyi tam olarak nasıl sağladılar?– bu, bende yanıtsız.. İyiki yazılarınızı paylaşmışsınız, teşekkürler..