Sivil Sabahlar Türkiye
February 23rd, 2007 at 2:31 pm (Hrant Dink’ten Sonra)

Yazan: Özgür Erbaş
Tahminler ve tahmin analizciliği üzerine komplolamacılar (Perihan Mağden daha iyi bir kelime bulurdu eminim) nereye varacak acaba? Vak’anın kendinden çok çeperiyle, görüngüleriyle ilgilenenler hangi ipin ucunu yakalayıp hangi yumağa ulaşacaklar; kimler kimlerin bu vesileyle ayağını kaydıracak? “Tüm bunlar 50 yıl sonra CIA dosyaları açılınca öğrenilir nasıl olsa,” diyenler, Türkiye’nin istihbarat örgütlerinin dosyalarına neden hiç göz atmaz acaba? Ben ne diyorum ki! Şurada bir istihbarat biriminin varlığını bile kabul eden yok…
Peki, ben şimdi ne hissediyorum? İlk an, ilk günkü kadar şaşkın ve üzgünüm. Hissettiğim kayıp duygusu giderek içimde büyüyor. Kimi kimsesi olmayan, yetimhanede büyümüş, hayatı sol kolundan tutmuş, bu uğurda bedeller ödemiş, kimim ben sorusunun peşine düşüp bulduğu yanıtları birileri beğensin diye değil, bunu paylaşmaktan gayri elinden bir şey gelmediği için yazan, yazan, yazan bir adam… Bir aile babası, Rakel’in kocası, torunları olan, 50’li yaşlarının başında, kırlaşmaya yüz tutmuş saçlarıyla, yakışıklı bir adam… Adam… Mahallemizden bir arkadaş, aynı bahçede top koşturduğumuz sevimli bir yüz… İşte ben o adamın yitip gitmesine üzülmekle meşgulüm.
Bu nedenle, üç gün sonra devamını getirmeyecekleri lafları, ‘tartışma’ diye kafamıza kakıp beş gün sonra gönül rahatlığıyla başka hikâyeler anlatmakta bir sakınca görmeyecek kişileri dinlemiyorum. Sivil, sivilliğini bilmeli. Bu nedenle olaylar karşısında önce hislenmeli. Hissiyle yola çıkıp bilgisiyle analiz yapmalı ve çıkardığı sonuçları siyasi taleplere çevirmeli. Yoksa hangi dizi senaryosundan aklında kaldığını dahi anımsamadığı komplolarla çözümlemeler yapmak bir sivile yakışmaz! Kötü ABD filmlerinde uyduruk ajan tiplemelerinin soğukkanlılıkla sorduğu, “Peki şimdi bu kimin işine yaradı?” sorusunun peşine düşmek bizim işimiz değil. Sivil tarafsız olur; çıkar gözetip, “Uluslararası arenada yaptığım bu eylem hangi konjonktürel etkiyi güçlendirir?” diye düşünmez. Hasbelkader de olsa gittiği bir eylemi, “Bu şimdi kimin işine yaradı?” diyerek akşam haberlerinde izlemez. Tabii, “Dur bakalım beni gösterecekler mi!” diye hiç düşünmez.
Sivil, sokakta top koşturan çocuğun meslek sahibi halidir. Onun için demokrasi talebi özünde naiftir ve öyle de kalmalıdır. Sivil hisseder, inanır ve yaşar; sonunda çeker gider; baki kalanın ne olacağını merak edip dönüp ardına bakmaz.
Sivil sabahlar dilerim herkese.
Popularity: 15% [?]
