<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Comments on: Tarihle İşim Olmaz Olur Mu?</title>
	<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/05/tarihle-isim-olmaz-olur-mu/</link>
	<description>Eleştirel Düşüncenin ve Sanatın Mabedi</description>
	<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 20:11:44 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
		<item>
		<title>By: Kerem Kandemir</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/05/tarihle-isim-olmaz-olur-mu/#comment-58</link>
		<dc:creator>Kerem Kandemir</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2007 17:08:39 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/05/tarihle-isim-olmaz-olur-mu/#comment-58</guid>
		<description>Sevgili kardeşim, bugün yazını yeniden okuma fırsatı buldum ve farkına vardım ki, ilk okumamda, kıymet takdirinde biraz cimri davranmışım. Kanımca, fevkalade önemli ve avangart bir çalışma. Neden dersen, belki de akademik kökeninin ekonomi olması hasebiyle, ister istemez, hadiseleri 'oyun kuramı' çerçevesinde analiz etme temayülü göstermişsin. Doğrusu, bir kaç haftadan beri, ben de, sosyal ilimlerin diğer branşlarında da bir yeniden-inşa sürecine girmek gerektiğini ve bunu da, muhakkak 'oyun kuramı' gibi hayati bir zihinsel aygıtı kullanarak yapmanın isabetli olacağını düşünmekteydim. Zaten, bu konuda bir yazı da yazacağım.

Biraz, daldan dala atlamalarla ilerliyor olsa da yazın, oyun kuramı ve hatta evrim modelinin uygulamasına dair izler bulmak, yukarıda sözünü ettiğim nedenden ötürü beni pek memnun etti.

Hazır elim değmişken, bir, iki -kritik olmayan-düzeltme yapmaya kalkışmaktan da geri kalmayayım:

1-) "...güvenilirse de davranışları önceden daha iyi tahmin edilebilir oluyor."
Esasen, gerekirlilik ters yönde: Davranışları önceden tahmin edilebilir olanlar, güvenilir oluyor (Fark şurada: Güvenilirlik atfını başka gerekçelerle de yapabiliyoruz. Davranışları önceden tahmin edilebilirlik şart değil).

2-) "Öldürenleri bir şekilde “anlıyoruz” . Harekete geçme, birşeyleri düzeltme ihtiyacı duymuyoruz."
"Onbinler umarım birazcık da bu yüzden yollara dökülmüş olsun…"
Takdir edersin ki, onca nümayişi (senin ifadenle onbinlerin yollara dökülmesini) harekete geçmekten, bir şeyleri düzeltme ihtiyacı duymamaktan  saymamak, pek mümkün değil. Kanımca, buradaki problem şundan kaynaklandı: İster doğal, ister toplumsal bir felaketi/melaneti kollektif tarih bilincimizle (halk olarak) anlayabiliyor olmamız, harekete geçmeye, düzeltme çabasına girmeye engel değil. Hem anlayıp, hem de reaksiyon verebiliyoruz.

...........

Yazındaki yöntemsel öncülüğü, bundan sonraki eserlerinde de sürdürmeni diliyorum, sevgili kardeşim. Ayrıca, yöntemini normatif ilim kapsamında değerlendirebileceğimizden, bu yazıyı, 'sosyoloji' bölümü altına almanı öneriyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili kardeşim, bugün yazını yeniden okuma fırsatı buldum ve farkına vardım ki, ilk okumamda, kıymet takdirinde biraz cimri davranmışım. Kanımca, fevkalade önemli ve avangart bir çalışma. Neden dersen, belki de akademik kökeninin ekonomi olması hasebiyle, ister istemez, hadiseleri &#8216;oyun kuramı&#8217; çerçevesinde analiz etme temayülü göstermişsin. Doğrusu, bir kaç haftadan beri, ben de, sosyal ilimlerin diğer branşlarında da bir yeniden-inşa sürecine girmek gerektiğini ve bunu da, muhakkak &#8216;oyun kuramı&#8217; gibi hayati bir zihinsel aygıtı kullanarak yapmanın isabetli olacağını düşünmekteydim. Zaten, bu konuda bir yazı da yazacağım.</p>
<p>Biraz, daldan dala atlamalarla ilerliyor olsa da yazın, oyun kuramı ve hatta evrim modelinin uygulamasına dair izler bulmak, yukarıda sözünü ettiğim nedenden ötürü beni pek memnun etti.</p>
<p>Hazır elim değmişken, bir, iki -kritik olmayan-düzeltme yapmaya kalkışmaktan da geri kalmayayım:</p>
<p>1-) &#8220;&#8230;güvenilirse de davranışları önceden daha iyi tahmin edilebilir oluyor.&#8221;<br />
Esasen, gerekirlilik ters yönde: Davranışları önceden tahmin edilebilir olanlar, güvenilir oluyor (Fark şurada: Güvenilirlik atfını başka gerekçelerle de yapabiliyoruz. Davranışları önceden tahmin edilebilirlik şart değil).</p>
<p>2-) &#8220;Öldürenleri bir şekilde “anlıyoruz” . Harekete geçme, birşeyleri düzeltme ihtiyacı duymuyoruz.&#8221;<br />
&#8220;Onbinler umarım birazcık da bu yüzden yollara dökülmüş olsun…&#8221;<br />
Takdir edersin ki, onca nümayişi (senin ifadenle onbinlerin yollara dökülmesini) harekete geçmekten, bir şeyleri düzeltme ihtiyacı duymamaktan  saymamak, pek mümkün değil. Kanımca, buradaki problem şundan kaynaklandı: İster doğal, ister toplumsal bir felaketi/melaneti kollektif tarih bilincimizle (halk olarak) anlayabiliyor olmamız, harekete geçmeye, düzeltme çabasına girmeye engel değil. Hem anlayıp, hem de reaksiyon verebiliyoruz.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Yazındaki yöntemsel öncülüğü, bundan sonraki eserlerinde de sürdürmeni diliyorum, sevgili kardeşim. Ayrıca, yöntemini normatif ilim kapsamında değerlendirebileceğimizden, bu yazıyı, &#8217;sosyoloji&#8217; bölümü altına almanı öneriyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
