<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Comments on: Barizi İbraz: Küreselleşme Üzerine Notlar I</title>
	<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/05/barizi-ibraz-kuresellesme-uzerine-notlar-i/</link>
	<description>Eleştirel Düşüncenin ve Sanatın Mabedi</description>
	<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 20:03:14 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
		<item>
		<title>By: plus ça change</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/05/barizi-ibraz-kuresellesme-uzerine-notlar-i/#comment-42</link>
		<dc:creator>plus ça change</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Mar 2007 02:51:45 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/05/barizi-ibraz-kuresellesme-uzerine-notlar-i/#comment-42</guid>
		<description>Sayin Kerem Kandemir'in yorumundan yola cikarak birkac konuyu irdelemek istiyorum.

1.Yazarin, kaynaklarin tukenmesinin, yapilan isgallerle, cikarilan siyasi huzursuzluklarla alakali oldugu gorusune katiliyorum. Verilen ornek uzerinden konusacak olursak, yuksek oranda petrol tuketimi ve dunya petrol piyasasinin hali Amerika icin ciddi sorun teskil ediyor. "Zengin" Amerika'nin ekenomisinin ozellikle son yillarda krize girdigini, butce aciginin devasa boyutlara ulastigini, issizlik oraninin arttigini, Dolar'in Euro'nun gerisine dustugunu hatirlamakta fayda var. Irak isgalinin onemli etkenlerden biri Saddam Huseyin'in petrolu Amerikan dolari degil, Euro uzerinden pazarlamayi secmesiydi. Bu uygulamaya gecen ilk ulke Irak'ti, onu diger petrol zengini ulkeler takip etti; ardindan bir kisim ulke merkez bankasi rezervlerinin yarisini Dolar'dan Euro'ya cevirme karari aldi. Sonucta, dunya piyasalarinda Euro'ya talep artti ve Dolar Euro karsisinda deger kaybetti. Euro'nun Dolar'in yerine talip olmasi, pek cok ulkesinin OPEC'ten petrol alabilmek icin rezervlerini Euro'ya cevirmeyi dusunmesi, buyuk yatirimcilarin Amerikan pazarindan cekilip Avrupa'ya yonelmelerine yol acacakti; bu da Amerikan ekonomisi icin cokus anlamina geliyor. Dunya ekonomisinin Euro'ya endeksli hale gelmesi, Amerika'nin eskiden yaptigi gibi bol bol karsiliksiz para basip, kafasina gore takilamayacagi anlamina gelir. Bu krizden cikmak icin Amerika'nin taktigi, Irak, Iran, Suriye gibi Euro uzerinden petrol satan ve rezervlerini Euro'ya ceviren ulkelerde huzursuzluk cikarip, kendi cikarlarina uygun yonetimleri basa gecirmeye calismak. Dunyanin dogal kaynaklarini, hele petrol gibi butun dunyanin bagimli oldugu bir kaynagi, kontrol etmenin dunya ekonomisindeki merkezi onemini kavrayamazsaniz, ABD'nin Irak'a terorist avlamak, demokrasi goturmek gibi sebeplerle saldirdigi masalina butun safliginizla inanabilirsiniz. Durum "parasini verir aliriz" mantigiyla, GSMH - petro faturasi denklemiyle aciklanacak kadar basit degil. Isler petrol meselesindeki kadar ciddi boyutlardaysa, icabinda gider ulke isgal eder, askeri darbe yaptirir, halk arasinda huzursuzluk cikartirlar. Ekonomi ve siyasetin sirf kultur urunlerinin pazarlanmasi uzerinden sekillenip isledigi yanilgisina saplanirsak, dunyaya yon veren bazi dinamikleri kacirmamiz isten bile degildir! Guclu bir ulke, kaynagi baska ulkenin isleyip, satip bu isten para kazanip, ekonomik ve ticari yonden gelismesindense; o kaynagi kendisi kotrol etmeyi tercih eder. Son yillarda Rusya'nin dogal gaz meselesinde Avrupa'ya cikardigi zorluklar, ekonomik bagimliliklarin siyasi yonden de ne kadar baglayici olabileceginin gostergesi. O yuzden uluslararasi sirketler gider, diger ulkelerin kaynaklarini, isgucunu tepe tepe kullanir (Bergama'daki siyanurlu altin kavgasinin sebebi neydi?), cevreye, insanlara verebilecegi her turlu zarari verir, isi bitince de ceker gider. Kaynaklarini kulladiran ulkenin ise elinde bir sey kalmaz, zira kendi kaynaklarini baskasina islettirdigi icin, kendi uretim araclarini yeterince gelistirememistir.

Ayrica, kapitalizmin periyodik olarak krizlere giren, tikanan ve her seferinde krizden cikmak icin yeni atilimlar yapmak zorunda olan bir sistem oldugunu hesaba katacak olursak, son gelismeler (militer hareketler dahil) sirf "zaten zengin olanin daha da zenginlesme" arzusunun degil, tikanan sistemin varligini surdurebilmek icin kendisine cikis yollari bulma zorunlulugunun neticesidir.

2."Zengin ulkeler dunyayi nasil somuruyor akil-sir erdiremedik" demissiniz. Yukarida degindigim gibi, uluslararasi sirketlerin diger ulke kaynaklarini ve isgucunu kendi cikarlari dogrultusunda kullanmasi, bu ulkelerin uretim araclarini gelistirip sahiplenmelerine, kendi kaynaklarindan faydalanmalarina ket vurur. Kuresellesme sonucu, son yillarda dunyanin dogusundan batisina para hareketlenmesinin hizlandigi, yani dogu ulkelerinin para ve kaynaklarinin batiya aktarildigi bilinen bir gercek. Cocuklarin ve fukaralarin gunde 16-17 saat uc kurus paraya calistirilmasina; Nike fabrikalarinda, disari cikmasina izin verilmeyen cocuklarin olup gitmesine somuruden baska bir ad vermek saniyorum biraz hafif kacar. Dunya Bankasi, IMF gibi kuruluslarin, Turkiye'de asgari ucretin artirilmasina siddetle karsi cikmasi, bu kuruluslardan ayda onbinlerce dolar maas alan yuksek medeniyet temsilcilerinin "ne var canim, ayda 150 dolar bile fazla bunlara; ne heves ederler ki lukse bunlar?" yollu beyanlari somurunun boyutunu kanimca gozler onune sermistir. Yeni politikalari, fakir insanlarin fakirligi kabullenmelerini saglayip, fukaraligin kader oldugu inancini asilamak; buna inansinlar ki, somurulduklerinin farkina bile varmasinlar ve yeni dunya duzenini kabullensinler. Bundan ote somuru bilen varsa, beri gelsin.

Bu noktada sunu da eklemekte fayda var: "zengin ulke" deyince, o ulkelerdeki herkes zengin degil elbet. Ozellikle sosyal devlet yapisini benimsemeyen ulkelerde zengin-fakir araligi--ozellikle kadinlarin ve farkli etnik-irksal kokenden gelenlerin aleyhine olacak sekilde--giderek acilmaktadir. Kisacasi, somuru sirf uluslararasi duzeyde degil, ulusal duzeyde de suregelen bir olgu. Sonucta butun bu ekonomik-siyasi yapilanmanin kaymagini yiyen, dunya nufusunun cok cok kucuk bir kismi. Mevcut duzende koklu degisiklikler olmadigi surece, bu gidisatin tersine donmesi ise olasi gorunmuyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin Kerem Kandemir&#8217;in yorumundan yola cikarak birkac konuyu irdelemek istiyorum.</p>
<p>1.Yazarin, kaynaklarin tukenmesinin, yapilan isgallerle, cikarilan siyasi huzursuzluklarla alakali oldugu gorusune katiliyorum. Verilen ornek uzerinden konusacak olursak, yuksek oranda petrol tuketimi ve dunya petrol piyasasinin hali Amerika icin ciddi sorun teskil ediyor. &#8220;Zengin&#8221; Amerika&#8217;nin ekenomisinin ozellikle son yillarda krize girdigini, butce aciginin devasa boyutlara ulastigini, issizlik oraninin arttigini, Dolar&#8217;in Euro&#8217;nun gerisine dustugunu hatirlamakta fayda var. Irak isgalinin onemli etkenlerden biri Saddam Huseyin&#8217;in petrolu Amerikan dolari degil, Euro uzerinden pazarlamayi secmesiydi. Bu uygulamaya gecen ilk ulke Irak&#8217;ti, onu diger petrol zengini ulkeler takip etti; ardindan bir kisim ulke merkez bankasi rezervlerinin yarisini Dolar&#8217;dan Euro&#8217;ya cevirme karari aldi. Sonucta, dunya piyasalarinda Euro&#8217;ya talep artti ve Dolar Euro karsisinda deger kaybetti. Euro&#8217;nun Dolar&#8217;in yerine talip olmasi, pek cok ulkesinin OPEC&#8217;ten petrol alabilmek icin rezervlerini Euro&#8217;ya cevirmeyi dusunmesi, buyuk yatirimcilarin Amerikan pazarindan cekilip Avrupa&#8217;ya yonelmelerine yol acacakti; bu da Amerikan ekonomisi icin cokus anlamina geliyor. Dunya ekonomisinin Euro&#8217;ya endeksli hale gelmesi, Amerika&#8217;nin eskiden yaptigi gibi bol bol karsiliksiz para basip, kafasina gore takilamayacagi anlamina gelir. Bu krizden cikmak icin Amerika&#8217;nin taktigi, Irak, Iran, Suriye gibi Euro uzerinden petrol satan ve rezervlerini Euro&#8217;ya ceviren ulkelerde huzursuzluk cikarip, kendi cikarlarina uygun yonetimleri basa gecirmeye calismak. Dunyanin dogal kaynaklarini, hele petrol gibi butun dunyanin bagimli oldugu bir kaynagi, kontrol etmenin dunya ekonomisindeki merkezi onemini kavrayamazsaniz, ABD&#8217;nin Irak&#8217;a terorist avlamak, demokrasi goturmek gibi sebeplerle saldirdigi masalina butun safliginizla inanabilirsiniz. Durum &#8220;parasini verir aliriz&#8221; mantigiyla, GSMH - petro faturasi denklemiyle aciklanacak kadar basit degil. Isler petrol meselesindeki kadar ciddi boyutlardaysa, icabinda gider ulke isgal eder, askeri darbe yaptirir, halk arasinda huzursuzluk cikartirlar. Ekonomi ve siyasetin sirf kultur urunlerinin pazarlanmasi uzerinden sekillenip isledigi yanilgisina saplanirsak, dunyaya yon veren bazi dinamikleri kacirmamiz isten bile degildir! Guclu bir ulke, kaynagi baska ulkenin isleyip, satip bu isten para kazanip, ekonomik ve ticari yonden gelismesindense; o kaynagi kendisi kotrol etmeyi tercih eder. Son yillarda Rusya&#8217;nin dogal gaz meselesinde Avrupa&#8217;ya cikardigi zorluklar, ekonomik bagimliliklarin siyasi yonden de ne kadar baglayici olabileceginin gostergesi. O yuzden uluslararasi sirketler gider, diger ulkelerin kaynaklarini, isgucunu tepe tepe kullanir (Bergama&#8217;daki siyanurlu altin kavgasinin sebebi neydi?), cevreye, insanlara verebilecegi her turlu zarari verir, isi bitince de ceker gider. Kaynaklarini kulladiran ulkenin ise elinde bir sey kalmaz, zira kendi kaynaklarini baskasina islettirdigi icin, kendi uretim araclarini yeterince gelistirememistir.</p>
<p>Ayrica, kapitalizmin periyodik olarak krizlere giren, tikanan ve her seferinde krizden cikmak icin yeni atilimlar yapmak zorunda olan bir sistem oldugunu hesaba katacak olursak, son gelismeler (militer hareketler dahil) sirf &#8220;zaten zengin olanin daha da zenginlesme&#8221; arzusunun degil, tikanan sistemin varligini surdurebilmek icin kendisine cikis yollari bulma zorunlulugunun neticesidir.</p>
<p>2.&#8221;Zengin ulkeler dunyayi nasil somuruyor akil-sir erdiremedik&#8221; demissiniz. Yukarida degindigim gibi, uluslararasi sirketlerin diger ulke kaynaklarini ve isgucunu kendi cikarlari dogrultusunda kullanmasi, bu ulkelerin uretim araclarini gelistirip sahiplenmelerine, kendi kaynaklarindan faydalanmalarina ket vurur. Kuresellesme sonucu, son yillarda dunyanin dogusundan batisina para hareketlenmesinin hizlandigi, yani dogu ulkelerinin para ve kaynaklarinin batiya aktarildigi bilinen bir gercek. Cocuklarin ve fukaralarin gunde 16-17 saat uc kurus paraya calistirilmasina; Nike fabrikalarinda, disari cikmasina izin verilmeyen cocuklarin olup gitmesine somuruden baska bir ad vermek saniyorum biraz hafif kacar. Dunya Bankasi, IMF gibi kuruluslarin, Turkiye&#8217;de asgari ucretin artirilmasina siddetle karsi cikmasi, bu kuruluslardan ayda onbinlerce dolar maas alan yuksek medeniyet temsilcilerinin &#8220;ne var canim, ayda 150 dolar bile fazla bunlara; ne heves ederler ki lukse bunlar?&#8221; yollu beyanlari somurunun boyutunu kanimca gozler onune sermistir. Yeni politikalari, fakir insanlarin fakirligi kabullenmelerini saglayip, fukaraligin kader oldugu inancini asilamak; buna inansinlar ki, somurulduklerinin farkina bile varmasinlar ve yeni dunya duzenini kabullensinler. Bundan ote somuru bilen varsa, beri gelsin.</p>
<p>Bu noktada sunu da eklemekte fayda var: &#8220;zengin ulke&#8221; deyince, o ulkelerdeki herkes zengin degil elbet. Ozellikle sosyal devlet yapisini benimsemeyen ulkelerde zengin-fakir araligi&#8211;ozellikle kadinlarin ve farkli etnik-irksal kokenden gelenlerin aleyhine olacak sekilde&#8211;giderek acilmaktadir. Kisacasi, somuru sirf uluslararasi duzeyde degil, ulusal duzeyde de suregelen bir olgu. Sonucta butun bu ekonomik-siyasi yapilanmanin kaymagini yiyen, dunya nufusunun cok cok kucuk bir kismi. Mevcut duzende koklu degisiklikler olmadigi surece, bu gidisatin tersine donmesi ise olasi gorunmuyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Kerem Kandemir</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/05/barizi-ibraz-kuresellesme-uzerine-notlar-i/#comment-41</link>
		<dc:creator>Kerem Kandemir</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2007 10:42:10 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/05/barizi-ibraz-kuresellesme-uzerine-notlar-i/#comment-41</guid>
		<description>Pek yaratıcı bir analiz. Küreselleşmenin gelecekte nasıl bir dünya yaratacağı konusunda ilginç ve ehemmiyetli ekstrapolasyonlar içeriyor. Çok yararlandığımı söylemeliyim.

Ne var ki, bir kaç iddiaya takılmadan edemedim yine:

1-) "........kaynakları tükenen militarist ülkelerin hala kaynakları olan ülkeleri işgal etmesi....."
Günümüzde, dünyaya egemen olan güçlerin ekonomisi, doğal kaynakların işlenmesine ve tüketilmesine dayanmıyor. Yani, örneğin, A.B.D.'nin yıllık toplam petrol faturası, milli hasılasının yanında öylesine küçük kalıyor ki, bunun için bir yerleri işgal etmesi gerekmiyor. Parasını verip alabiliyor. Petrolün varili $500 olsa, yine rahatlıkla alabilecek ve kendi katma değerli ürün ve hizmetleriyle bunu finanse edebilecek. 21. yüzyıl ekonomisini, 20. yüzyılın ilk yarısını anlamaya çalışırken kullandığımız kavramsal aygıtlarla değerlendirme alışkanlığından uzaklaşmak zorundayız. Bugünün hegemonları, silah satabilmek için savaş çıkartmak zorunda değil. Hiç silah satmasalar da, ekonomileri çökmez çünkü. Dolayısıyla, bana Intel'le, Microsoft'la, Apple'la, Google'la, Utube'la gelin artık. 

2-) "Mallarınızı satın alacak zengin birileri oldukça, mallarınızı satın alamayacak fakirlere ne olduğunun bir önemi yoktur."
Fakirler, üretimde kullanılabilmekteler. Bir tür, küresel işbölümü var. Lakin bu, Smith'in gizli eli tadında işliyor: Geri kalmış ülkeler tarım, gelişebilecek bigi olanlar sanayi, gelişmişlerse telif ve patentle geçimini sağlıyor. İğneden ipliğe her şeyimizin Çin'den gelmesinin sebebi de bu zaten. Çin bunları üretiyor; bütün dünya da tüketiyor. Çin'in fakirleri de, yavaş yavaş palazlanıyor bu suretle.

3-) "Popüler küresel kültür sayesinde zaten zengin olanlar daha da zenginleşmekte ve dünyanın geri kalanını sömürmektedirler."
Geçenlerde Mursi kardeşime de sordum; lakin sonuç alamadım. Biz, şu sıralar, zengin ülkelerin, dünyanın geri kalanını nasıl sömürebildiklerine akıl, sır erdirememekteyiz. Dolayısıyla, bir kaç somut örnek rica edeceğim. Bilahare, sömürü var mı yok mu tartışmasını, senin getireceğin örnekler üzerinden yapalım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Pek yaratıcı bir analiz. Küreselleşmenin gelecekte nasıl bir dünya yaratacağı konusunda ilginç ve ehemmiyetli ekstrapolasyonlar içeriyor. Çok yararlandığımı söylemeliyim.</p>
<p>Ne var ki, bir kaç iddiaya takılmadan edemedim yine:</p>
<p>1-) &#8220;&#8230;&#8230;..kaynakları tükenen militarist ülkelerin hala kaynakları olan ülkeleri işgal etmesi&#8230;..&#8221;<br />
Günümüzde, dünyaya egemen olan güçlerin ekonomisi, doğal kaynakların işlenmesine ve tüketilmesine dayanmıyor. Yani, örneğin, A.B.D.&#8217;nin yıllık toplam petrol faturası, milli hasılasının yanında öylesine küçük kalıyor ki, bunun için bir yerleri işgal etmesi gerekmiyor. Parasını verip alabiliyor. Petrolün varili $500 olsa, yine rahatlıkla alabilecek ve kendi katma değerli ürün ve hizmetleriyle bunu finanse edebilecek. 21. yüzyıl ekonomisini, 20. yüzyılın ilk yarısını anlamaya çalışırken kullandığımız kavramsal aygıtlarla değerlendirme alışkanlığından uzaklaşmak zorundayız. Bugünün hegemonları, silah satabilmek için savaş çıkartmak zorunda değil. Hiç silah satmasalar da, ekonomileri çökmez çünkü. Dolayısıyla, bana Intel&#8217;le, Microsoft&#8217;la, Apple&#8217;la, Google&#8217;la, Utube&#8217;la gelin artık. </p>
<p>2-) &#8220;Mallarınızı satın alacak zengin birileri oldukça, mallarınızı satın alamayacak fakirlere ne olduğunun bir önemi yoktur.&#8221;<br />
Fakirler, üretimde kullanılabilmekteler. Bir tür, küresel işbölümü var. Lakin bu, Smith&#8217;in gizli eli tadında işliyor: Geri kalmış ülkeler tarım, gelişebilecek bigi olanlar sanayi, gelişmişlerse telif ve patentle geçimini sağlıyor. İğneden ipliğe her şeyimizin Çin&#8217;den gelmesinin sebebi de bu zaten. Çin bunları üretiyor; bütün dünya da tüketiyor. Çin&#8217;in fakirleri de, yavaş yavaş palazlanıyor bu suretle.</p>
<p>3-) &#8220;Popüler küresel kültür sayesinde zaten zengin olanlar daha da zenginleşmekte ve dünyanın geri kalanını sömürmektedirler.&#8221;<br />
Geçenlerde Mursi kardeşime de sordum; lakin sonuç alamadım. Biz, şu sıralar, zengin ülkelerin, dünyanın geri kalanını nasıl sömürebildiklerine akıl, sır erdirememekteyiz. Dolayısıyla, bir kaç somut örnek rica edeceğim. Bilahare, sömürü var mı yok mu tartışmasını, senin getireceğin örnekler üzerinden yapalım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Ebru Akman</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/05/barizi-ibraz-kuresellesme-uzerine-notlar-i/#comment-40</link>
		<dc:creator>Ebru Akman</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Feb 2007 21:57:19 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/05/barizi-ibraz-kuresellesme-uzerine-notlar-i/#comment-40</guid>
		<description>&lt;strong&gt;1.&lt;/strong&gt; Hayır, yok. Farklı "yerellerin" birleşmesinde, birinin diğerine galebe çalmasında bir acayiplik ve yeni bir şey yok. İtirazım, bu değişimin bireylerin takip etmelerine imkan vermeyecek kadar onların dışında ve hızlı gelişiyor olmasına ve kaotik bir şekilde toplum katmanlarına yayılıp insanların kaybolmasına neden olmasına. Absürd hatta kitsch bulduğum bir sürü şey oluyor, bunların nesnesi ya da öznesi konumundaki insanların şuursuz hali beni sinir ediyor. 
&lt;strong&gt;2. &lt;/strong&gt;Çiğ köfte ile viski içmek bana tuhaf gelmiyor. Yerel-küresel bu durumda fark etmiyor. Mesele, bireyin yaşamındaki nesne ve eşyayı (item/artifact) içselleştirmesinde. Haz aldığı ve bu hazzın nereden geldiğine ilişkin en azından bir fikri olduğu sürece, yani az bile olsa olup bitenin farkında olduğu sürece, bence kavramın, davranışın, değerin vs. yerelden mi, küreselden mi geldiğinin bir önemi yok. Kısaca, paşa gönlünüz nasıl buyuruyorsa öyle yapmak lazım ama evvala gönlün 'paşa' olması lazım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1.</strong> Hayır, yok. Farklı &#8220;yerellerin&#8221; birleşmesinde, birinin diğerine galebe çalmasında bir acayiplik ve yeni bir şey yok. İtirazım, bu değişimin bireylerin takip etmelerine imkan vermeyecek kadar onların dışında ve hızlı gelişiyor olmasına ve kaotik bir şekilde toplum katmanlarına yayılıp insanların kaybolmasına neden olmasına. Absürd hatta kitsch bulduğum bir sürü şey oluyor, bunların nesnesi ya da öznesi konumundaki insanların şuursuz hali beni sinir ediyor.<br />
<strong>2. </strong>Çiğ köfte ile viski içmek bana tuhaf gelmiyor. Yerel-küresel bu durumda fark etmiyor. Mesele, bireyin yaşamındaki nesne ve eşyayı (item/artifact) içselleştirmesinde. Haz aldığı ve bu hazzın nereden geldiğine ilişkin en azından bir fikri olduğu sürece, yani az bile olsa olup bitenin farkında olduğu sürece, bence kavramın, davranışın, değerin vs. yerelden mi, küreselden mi geldiğinin bir önemi yok. Kısaca, paşa gönlünüz nasıl buyuruyorsa öyle yapmak lazım ama evvala gönlün &#8216;paşa&#8217; olması lazım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Ahmed-i Mursi</title>
		<link>http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/05/barizi-ibraz-kuresellesme-uzerine-notlar-i/#comment-39</link>
		<dc:creator>Ahmed-i Mursi</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Feb 2007 03:52:33 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.yorumlayanlar.com/2007/02/05/barizi-ibraz-kuresellesme-uzerine-notlar-i/#comment-39</guid>
		<description>Pardon, bazı sorularım olacak:

1. Yerel için illa ki üzülmeye davet var mı metinde ?

2. Ben yerelimi bilmiyorsam küreselden mi devam edeyim, yerelimin peşine mi düşeyim?

Mersi...çok mersi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Pardon, bazı sorularım olacak:</p>
<p>1. Yerel için illa ki üzülmeye davet var mı metinde ?</p>
<p>2. Ben yerelimi bilmiyorsam küreselden mi devam edeyim, yerelimin peşine mi düşeyim?</p>
<p>Mersi&#8230;çok mersi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
