Ruhun Yalın Hali

yalinhal01.jpg

Ekrem Düzen

Sana verilmiş olanla
senin verilmiş olduğun
o uçsuz bucaksız kesişme noktasında buluşursun
sabah aynaya ilk baktığında karşılaştığın yüzle.
Kendi yüzünle yüzleşirsin.
Yüzleşir misin?
Hayır!
Hemen yıkarsın yüzünü.

Yıkarsın gecenin senin için biriktirdiği gözyaşı kardeşlerini.
Sana verilmiş olana sahip çıkmak ve henüz verilmemiş olanın peşine düşmek için
önce kendinden saklarsın yüzünü.
Temizlediğin -oysa- yüzünün verilmiş olduğudur.
Ve temizlediğin, gece tekrar koyulaşıncaya dek sana verilenle biçimlenecek olandır.
Biçimlerden biçim beğenirsin kendine.
Yüzün her şekli alır.
Alımlı, çalımlı, şık, mütebessim, müstehzi, hırçın, ketum, çapkın, sakin, mesafeli, işveli, öfkeli, sevimli, vesaire, vesaire, vesaire…
Karşılaştığın her yüze bir yüz gösterirsin.
Sen bilmezsin.
Onlar da bilmez.
İki ayrı yüze, aynı yüzü göstermezsin.
Gösteremezsin.

Bu, sana verilmiş olandır.

Bakarsın sana bakan yüzlere.
O yüzlere baktığını sanırsın.
Bakarmış gibi yaparsın.
Ararsın.
Baktığında aradığın, kendi yüzündür.
Bu yüzden seversin sana gülümseyenin yüzünü.
Ne güzel yüzü var dersin, gülmek ne kadar yakışıyor.
Öyle masum söylersin ki o yalanı, yalan da kendinden utanır.
Ne güzel yüzüm var demek istersin, ne gülümsenesi bir yüzüm var.
Dalar gidersin baktığın yüzden kendine-içeri.
Öyle mi, gerçekten gülümsenesi mi?
Şurada bir kıvrım kısa burada bir çizgi uzun mu yoksa?
Şöyle gitsem o kıvrımı uzatabilir miyim, böyle gelsem o çizgiyi kısaltabilir miyim?
Biçimlerden biçim beğenemezsin.
Bilmezsin sana verilmiş olanın niçin yetmediğini ve henüz verilmemiş olanın da asla yetmeyeceğini.

Bu, sana verilmiş olandır.

Senin verilmiş olduğun -oysa- başkalarında gördüğün kendi yüzünde değil,
başkalarının sende gördüğü kendi yüzlerinde saklıdır.
Seyredeni seyretmeyi, söyleyeni söylemeyi öğrenmeye başladığında
–ki herkesin kısmetine aynı lokma düşmez–
senin yüzünde kendi yüzünü arayanların gözünden kendine bakmaya da başlarsın.
Önce gözlerin öğrenir, bir karanlıktan diğerine geçerken kamaşmanın
aşk gibi nedensiz, mutlak-acı, ve doyulmaz olduğunu.

Bu, senin verilmiş olduğundur.

Kıvrımlarını dilediğince uzatır, çizgilerini dilediğince kısaltırsın.
Biçimlerden biçimlere girersin.
Biçimlerden biçim seçmezsin.
Biçimlere biçim biçersin.
Ve yüzüne yüzler eklersin.
Tuvalinde bir parmak boya birikir.
Bundan böyle ressam da sensin, resim de sen, resmedilen de.

Bu, sana verilmiş olanla senin verilmiş olduğun o uçsuz bucaksız kesişmedir.

Bu, her an kendisiyle karşılaşan yüzünün
her an kendileriyle karşılaşan yüzlerle buluştuğu
sonsuz bahçedir.

Bu, ruhunun yalın halidir.

Popularity: 12% [?]

10 yorum »

  1. Kerem Kandemir şöyle yorumlamış:

    February 14th, 2007 at 1:57 am

    Ben şiir erbabı değilim. Lakin, malzemesi sözcükler, kavramlar olan bir şeyin, güzel olup olmadığını anladığım sanısıyla yaşarım.

    Bu şiiri her okuyuşumda sarsılıyorum. Ürperdiğimi, kanımdaki adrenalin ve endorfin oranının arttığını hissediyorum. Anlatmak zor; sözcüklerin gelip zihninizle sevişmesi gibi bir şey.

    Benim için şiir budur. Bugüne kadar, bu kadar iyisinin olabileceğini nasıl tahayyül edemediysem, bundan sonra da, daha iyi bir şiir okuyabileceğim ümidini pek taşımıyorum.

    ……………..

    Belki, yıllar içerisinde, Ruhun Yalın Hali, daha da yalın bir hal alır. Demek istediğim, üstadın, derdinin anlaşılması kaygısıyla ilave ettiğini zannettiğim, bana, böylesi muhteşem bir gövdenin üstünde, gereksiz birer ağırlık gibi duran kimi dizeler, -belki de günün birinde- sonbahar yapraklarıymışçasına dökülüp gider.

  2. Ebru şöyle yorumlamış:

    February 14th, 2007 at 1:29 pm

    Ben yıllar önce bu şiiri ilk okuduğumda ne hissettiysem değişmedi o günden bugüne. Her okuyuşumda şiir sanki beni delip geçiyor. benden geriye bir saydam kalıyor.

    Bırakın şiir okumayı sevmeyi, düne kadar bundan kendini uzak tutan biriyken niye böyle hissettiğimi düşündüm epeyce. sonra buldum: öyle yalın yerlerime değiyor ki ne şiirden anlamama gerek kalıyor ne de şair olmama.

    öylesine okuyuveriyor insan, delik deşik ola ola.

  3. Belgin şöyle yorumlamış:

    March 3rd, 2007 at 10:31 pm

    Şiirden hiç anlamayan bir insanım.
    Bu şiiri 12 kez okudum! Ve her okuduğumda ekrana kendimi emanet ettim.Arkasından da epey tartıştım emanet ettiğim yerlerim ile. Bu şiir beni rahatsız etti.

    Ruhun Yalın Hali öyle gösterişli ki!
    Öyle de tutmak gerek sonsuz bahçesinde.

  4. koçkadın şöyle yorumlamış:

    March 4th, 2007 at 7:46 pm

    Yüz üzerine söyledigini benim için gözdür. insanın gözü ruhun aynasıdır. insanın içine bir pencere. karşımdaki insanın gözününde kendimi mi görürüm yoksa onu mu? Karşımdakı insanın gözünde gördüğüm acı benim mi onun mu?
    Yüz ne kadar maske olabilirse, göz açıktır - aynaya baktığımda kendi gözümde kendimi, kendi halimi görürüm.

    Yazdıklarınız güzel, devamını dört gözlü bekleriz….

  5. Mustafa GÖK şöyle yorumlamış:

    March 9th, 2007 at 10:11 pm

    Biçimin, içeriğin önüne geçtiği günümüzde yüzümüze tokat gibi çarpıyor şiir! Özellikle de en son bölümde “Sahi benim ruhumun yalın hali hangisi?” sorusunu düşürüyor akıllara. Asıl sarsıcı olanı da “ruhun yalın hali”nin hayatta sürekli kılınmasının mümkün olmadığı. Yanılıyor muyum yoksa?

  6. elif şöyle yorumlamış:

    March 20th, 2007 at 5:43 pm

    Ben böyle şiir okumadım. Yani çok güzel; çok harika.

    (Editörün notu: Lütfen, bir dahaki sefere, yorumunuzu nedenselleştirmeyi unutmayınız.)

  7. Mehmet Baki Deniz şöyle yorumlamış:

    December 24th, 2007 at 4:45 pm

    “İki ayrı yüze, aynı yüzü göstermezsin.
    Gösteremezsin.”

    diğer dizelere de haksızlık etmek istemem ama, bu iki dize
    çok etkiledi beni. Duraksadım, düşündüm gerçekten de böyle mi,
    evet böyle diye…
    ….

    Ben de şiirle çok içli dışlı olmayan taraftayım lakin

    Şiirdeki kendimi keşif süreci beni bağladı bu şiire.

    Üç gün önce okudum ilk kez, ve üç gündür okuyorum en az üç defa.

    Helal olsun yazara…

  8. tansu şöyle yorumlamış:

    December 24th, 2007 at 5:56 pm

    okudum… ben kayboldum.. tıpkı kendime en yakın anlarda olduğum gibi.. tıpkı zamanın göreceliliğini anladığım gün, çevremde sonsuz bir kalabalığın olduğunu hissettiğim gibi.. tıpkı varlığın yokluktan doğduğunu bildiğim gibi…

  9. Merve Otçeken şöyle yorumlamış:

    January 5th, 2008 at 12:19 pm

    Bir süredir üzerine çok düşündüğüm şeylerden bahseden bu şiiri okurken içimden geçenlerin, bu kadar iyi ifade edilmesine şaşırarak okudum sanırım.
    O uçsuz bucaksız kesişmeye yaklaşmanın heyecanlıyla…

  10. ekin şöyle yorumlamış:

    March 17th, 2008 at 2:25 am

    Guzelligini biraz da ‘zor anlasilir olmaya’ borclu olsa da ki ‘zor anlasilir olma’ durumu herzaman olmasa da burada bu siire harcanmis emegin gostergesidir,kanaatimce guzel bir anlatim.Daha da otesi karmasik anlatimin altindan akan cok yalin bir dil var.Bir ogretmenin ogrencisine olmasi gerekeni aciklarken kullanmasi gereken yalinlikta bir dil. Ogretici ve vurucu etkisi olan ritim kesilmelerini de cok basarili buldum.(Ornek:Bu, senin verilmiş olduğundur,Bu, sana verilmiş olandır..gibi)

    Cok uzun zaman once de okudugum bu siir bana asagidaki siiri yazdirmisti,bunu da eklemek isterim umarim site kurallarina aykiri degildir.(Muhtemel Editörün notu: Lütfen, bir dahaki sefere, yorumunuzu objektiflestirmeyi unutmayınız.)

    gitmeden önce içilen son kahve*

    duyduğum senin rengindir
    bilmeden dinlediğin de benim-dir
    bu senin en yalın halindir.

    *One more cup of coffee Bob Dylan

RSS beslemeleri · TrackBack URL

Yorum Yazın