Ana Sayfa


İki Ses, bir Necati, bir de Kurufasulye
May 25th, 2008 at 11:00 pm (Öykü)
Pınar Elmasoğlu
Bir sabah, ev.
Zorlanıyorum,
içim dışıma çıkıyor unutmaya çalışırken seni. Her gün her gün yeniden daha keskin bir bıçağın üzerinde ip cambazı gibi yürüyorum, ileriye bakarak ve düşmemek için, kendinden emin. Fakat sonunda, kan içinde kalıyor tabanlarım. Düz yolda yürüyemez oluyorum; kanımı dindirmek için güneşli bahçelerde mor çiçekli yollardan yürümem gerekiyor, bir avuç toprak bulamıyorum. Şehir, zaten betona bulanmış. eserin devamı »

Megalomani
May 21st, 2008 at 6:41 pm (Mahrem)
Sevgili,
Dudakları ne aradığını bilmezdi gece karanlığında; bulunca benimkileri her seferinde şaşırır, taptaze bir tutkuyla öperdi uykuya dalarken yüzünün gerisi. Mahmur, hınzır gözleri hiç ele vermezdi dudaklarımın unutulmuşluğunu sabahları; yeni dudaklar bulmaya hazır, çıkardı hayatımdan her gün aceleyle.
Her geri dönüşü sürpriz, Sevgili,
Dünü, yarını yoktu. Anlamazdı dünlerimi, yarınlarımı. Bir boşlukta yaşar, elimi uzattığımda hiçbir şey sormadan düzlemime gelir, yorulunca kirpikleri, gözlerini kırpıştırmadığı boşluğuna geri dönerdi. Onu özlerdim dünlerimde, yarınlarımda. Gidişi boşluğum olurdu. eserin devamı »

Ş(ik)AYET(name)
May 12th, 2008 at 9:48 am (Yersen)
SillyPoet
Geçgek(1) verdim, gâvur değildir deyi almadılar. Kimlik gösterdim, bıyıkları var deyip iltifat etmediler. Eğerçi (2) görünürde her çil lale Firuzan’mış gibi davrandılar lakin tüm seslerime hal diliyle karşılık verdiler.
Dedim: - Ey zabitler, Avrupaperest ilimde, her gün ağraz dilimde, vermezler kimlik aynı gününde, yarın olmak gerek gâvur elinde.
Dediler: - Gavur takmaz imliğini, biz bakarız kimliğini; biz vermeyiz geçgeğini.
Dedim: - Benim riayetimi (3) gerekli görmüşler ve bana hizmet geçgeki (4) vermişler ki ondan her zaman serbest dolaşımda olam ve padişaha gönül rahatlığı ile dua kılam.
Dediler: - Ey zavallı! Sana zulüm etmişler ve gidip gelme sermayesi vermişler ki, daima faydasız mücadele edesin ve uğursuz yüzler görüp sert sözler işitesin.
Dedim: - Hizmet pasaportu almışım, beratımın gereği niçin yerine gelmez?
Dediler: - Zevaittir (5), husulü mümkün olmaz. eserin devamı »

Annem, “Biraz selenyum ye!” dedi.
May 9th, 2008 at 2:03 pm (Anlatı)
Yazan: Özgür Erbaş
Annem, ‘bilir ama ne bildiğini bilmez’ tiplerdendir. Ona göre bildikleri normaldir; herkesin bilmesi gerekenlerdir. Oysa onunla büyümüş olmama karşın, ne neleri bildiğini ne de tüm bunları nasıl bilebildiğini anlamışımdır.
Örneğin annem, psikolojik gibi görünen, hatta kimi zaman öyle olması umut edilen sorunların, kötü beslenmeden kaynaklandığına yürekten inanır. Hani, günümüzde “depresyondayım” demek, aslında “azıcık şefkate ihtiyacım var” demektir ya; işte bu anneme sökmez. eserin devamı »


İLMİHAL
March 27th, 2008 at 10:19 am (Memleket Meseleleri)
Yazan: Tuncblake
AKP’nin üniversitelerde türbanın serbest bırakılması amacıyla değiştirdiği anayasa maddesi, cumhuriyet savcısının, AKP’nin kapatilmasiyla ilgili düzenlediği iddianameye de girdi. Dolayısla, yorumumuzu, derli toplu halde yenileme ihtiyacı oluştu.
Bu tartışmanın çerçevesi, sadece, kadınların üniversiteye türbanla girmesi değil; onun ötesine geçen bir noktaya geldi. Yani, bu soyut tartışmaya giren bütün aktörler, argümanlarını kurarken, bu meselenin ötesinde konulara da referans vermeye başladılar. Böylece, tartışmanın bir sürü boyutu oluştu. Tekrar pozisyon belirliycek olursak: eserin devamı »

TARTIŞMA (4): Türkiye’nin Geleceği
March 20th, 2008 at 7:24 am (TARTIŞMALAR)

Türban ekseninde laikliği irdelediğimiz tartışma, başlangıçta belirlediğimiz bağlamın dışına taşma eğilimine girdi. Biz de, bu gelişmeyi fırsat bilerek, yeni bir tartışma başlatmayı uygun gördük:
Türkiye’deki siyasi aktörlerin ajandalarında neler var? Türkiye’nin geleceğine ilişkin nasıl tasavvurlara, vizyonlara sahipler? Türkiye’yi nereye götürmek istiyorlar? Özgürlükler, yasaklar, liberalizm, muhafazakarlık, din, ideoloji, demokrasi ve laiklik gibi kavramlar üzerinden, bu sorulara yanıt aramak istiyoruz. Tabii, bireyler, vatandaşlar, yurttaşlar olarak, ülkemizin yarınlarına ilişkin kişisel beklentilerimizi de paylaşacağız. eserin devamı »

Âşık Kime Âşık?
March 16th, 2008 at 11:06 pm (Deneme, Psikoloji) · Edit
Yazan: Ayşegül Sütçü
(nam-ı diğer mutluelma)
Aşk üzerine düşünmeye başlayınca, sonu gelmiyor doğrusu. Aşkın biyolojik açıklamaları üzerinde düşündük, okuduk, bir iki şey de öğrendik, tamam. “Âşığım” dediğimiz sırada beynimizde neler olup bittiğini biliyoruz artık. İyi de aşk sadece bu mu? Aşkın mekanizması yediğimiz yemekleri sindirmek, ya da yara yerindeki iltihabı apseye çevirmek kadar biyolojik mi? Tüm biyolojik olaylarla aşkı aynı kefeye koyacaksak, aşkımızın açtığı yürek yaralarımıza olduğu kadar ayakkabı vurmalarına, gaz sancılarına da duygu dolu şiirler yazmamız beklenmez miydi? Hayır, bu kadar değil aşk. Aşkın sadece biyolojik bakış açısıyla açıklanabilir olmadığından eminim. Bu duygunun çok daha psikolojik ve felsefî yönleri olmalı. Bu konu üzerinde düşünüyorum epeydir. eserin devamı »

ODTÜ’den Kaçışım
March 11th, 2008 at 8:05 am (Mahrem)

Yazan: Kerem Kandemir
Çok emin değilim ama sanıyorum lise ikinci sınıftaydım. Pek çok ergen gibi, annemle sorunlar yaşıyordum. Zaten yatılı okuduğum için, hali hazırda parçalanmış/eksilmiş aileme (sekiz yaşında yetim kalmıştım zira) ziyadesiyle yabancılaşmış durumdaydım ama ne gariptir ki, hafta sonları iki günlüğüne olsun, cennet mekanı evimize (orman fidanlığında, müstakil bir lojmanımız vardı) gidip annemle ve kız kardeşimle karşılaşmak bile bana fazla geliyordu. Olabildiğine uzaklaşmak istiyordum, ailemin geri kalanından. Çünkü babanız öldüğünde, annenizin de içinde bir şeyler ölür. Çünkü babanız öldüğünde, anneniz de ölür… Annenizden yerini alan nevrotik varlık da, sizi hayatının merkezine oturtur; sizin dolayımınızla yaşama dönmeye çalışan bir zombi haline gelir. eserin devamı »

Şikayet
March 2nd, 2008 at 2:39 pm (Şiir) · Edit

Yazan: Odyssey
Bir şikâyetim var. Bulamıyorum. Kaybettim. Belki de hiç yoktu. Çizgi çekilmiş, her şeyin tam ortasından geçen. Kim çekti ki o çizgiyi?
O çizgiyi çekeni arıyorum.
Yoksa ben mi çizdim o çizgiyi yaşadıklarımın orta yerine? Bilmiyorum ki!
Yarım her şey. Eksik. eserin devamı »

Aşk Eski Bir Yalan, Âdem’le Havva’dan Kalan…
February 22nd, 2008 at 2:21 pm (Deneme, Müzik, Psikoloji)
Ayşegül Sütçü, nam-ı diğer Mutluelma
-Seni bütün kalbimle seviyorum.
-Yalancı!
Âdem’in ilk elmayı Havva’nın elinden yemesiyle oldu ne olduysa. Aşk başladı, tutku da, acı da… İnsanoğlunun kafası ilk o lezzetli elmayı yiyip de cennetten kovulmasıyla karıştı. Ve sonra âşıkların kafası hep karışık oldu.
Aşk insanoğlu için her zaman karmaşık ve gizem dolu bir olguydu. İlk söz de aşk için söylendi, ilk şarkı da. Âşıklar acılarına aşk şarkılarında teselli aradı. Aşkın gizemini çözmek için sanatçılar onu yorumladı, şairler tanımladı, filozoflar üzerinde kafa yordu ve anlamaya çalıştılar… eserin devamı »


Öylesine…
February 18th, 2008 at 4:38 am (Anlatı) · Edit

Yazan: Odyssey
Tanışma
Kırmızı ojeyle bezenmiş, manikürlü parmaklarım klavyede dolanırken kendimi ne kadar güvenli hissediyorum Allahım… Açıp okuduğum gazete sayfasında ekonominin gidişatı, kzı öğrencilerin bacaklarına atılan asit, bana ait güvenli, demokrat, laik küçük dünyama sinsi sinsi sokulan “diğerlerinin” türbanının tehdidi herşey kırmızı ojeli tırnaklarımın ardında küçük detaylardan ibaret… eserin devamı »
Popularity: 100% [?]


Yudit Namer